Sayfa Yükleniyor...
Birkaç günlük bebek ismi koyulmadan vefat ederse ona isim koymak gerekir mi?
Çocuk doğarken canlı doğmuşsa, yani bağırmış yahut hareket etmiş, canlı doğduğuna kanaat getirilmişse, bu çocuk cenaze işlemleri açısından tıpkı büyük insan gibi muamele görür. Canlı olarak doğduktan hemen sonra da vefat etse, ismi konulur, cenazesi yıkanır, bir beze sarılır, namazı kılınır ve sonra defnedilir. Yeter ki canlı doğduğuna kanaat getirilsin.
Lakin doğan çocuk canlılık işareti göstermemişse, ağlamamış, aksırmamış, esnememiş, ölü olarak doğduğuna kanaat getirilmişse; yine bir isim verilir, yıkanır, beze sarılır, ama namazı kılınmadan defnedilir. Ölü olarak doğması, sadece namazdan mahrum bırakır, diğer hususlar aynen icra edilir.
Bu durumdaki çocuklara böyle bir işlemin yapılması insanlığa gösterilen saygının bir ifadesidir. Öyle ki ölenin insan oluşu, onu böyle bir hizmete layık kılar. Çünkü insan küçük de olsa mükerrem, hürmete layık bir varlıktır.
Avrupada işçi olmak için anlaşmalı evlilik yapmak caiz mi?
Evlenmek mutluluk ve kalıcılık üzerine kurulmalıdır. Dahası bu evlilik akdi yapılırken belli bir sure için yapılmamalıdır. Belli bir zamana dayalı olarak yapılan evlilik akdi muta akdi olduğundan caiz değildir. Dolayısıyla şehevi hisleri tatmin etmek veya dünyevî menfaatler sağlamak gibi maksatlarla, geçici evlilik, dinen caiz değildir. Evlilik gibi, yuva kurmanın ve neslin devamını sağlayan kutsal bir akdin basit çıkarlara alet edilmesi dinen doğru olmayan bir davranıştır.
Buna göre maddi bir menfaat elde etmek için veya Avrupanın bir ülkesinde oturma izni almak için veya işçi olabilmek için anlaşmalı evlilik yapmak dinen caiz değildir. Ama ortada böyle bir niyet yoksa yani temiz halisane duygularla evlenmeye karar verilmiş ise kadın Yahudi veya Hıristiyan olması halinde bir sakınca yoktur.
Ayrıca, bu tür düşüncelerle yapılan evlilikler, çoğu zaman kurulu olan birçok ailenin dağılmasına ve meşru şekilde, evli olan eş ve çocukların mağduriyetine yol açmaktadır.
Kişinin imanı artar ya da eksilir mi?
İman inanılması gereken hususlar açısından artmaz ve eksilmez. Bir kimse, iman esaslarının tümünü kabul edip de, bir ya da birkaçına inanmazsa, iman etmiş sayılmaz. Bu durumda, iman gerçekleşmediğinden, artması ve eksilmesi söz konusu değildir. Ancak güçlü ve zayıf olmak açısından farklılık gösterir; kiminin imanı kuvvetli, kiminin zayıftır.
İmanda bu çeşit farklılığın bulunduğuna Kuran-ı Kerimde işaret edilmiştir: Herhangi bir sure indirildiğinde, içlerinden (alaylı bir şekilde) bu hanginizin imanını artırdı? diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sure onların imanını artırmıştır. (Tevbe 9/124); O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. (Fetih 48/4); Allahın ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların (müminlerin) imanlarını artırır. (Enfal 8/2)
Buna göre kişi günah işleye işleye imanını zayıflatmaktadır. Aynı şekilde kişi hayır işleye işleye ibadet ede ede de imanı artar.
GÜNÜN AYETİ
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki (Allahın) azabından korunasınız.
Bakara 2/21
GÜNÜN HADİSİ
Yoksullara işlerinde yardım eden kimse, Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap kazanır.
Buhari Nafakat 1
GÜNÜN SÖZÜ
Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir, korkakların tabiatında af diye bir şey yoktur.
Laurence Sterne
GÜNÜN DUASI
Allahım bugün gönlümüzden geçirdiğimizi ve dua da senden dilediğimizi hakkımızda hayırlı ise nasip eyle.
BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?
CAİZ NEDİR?
Yapılması dinen yasak olmayan şey demektir.
GÜNÜN NÜKTESİ
Cenentlikler ve Cehennemlikler
Harise İbni Vehb, Resûlullahdan şunu nakleder:
Hz. Peygamber şunu söyledi, size cennetlikleri bildireyim mi?
Onlar, kendilerini korumaktan aciz, alçak gönüllü oldukları için de kimsenin önemsemediği ve fakat şöyle olacak diye yemin etseler, isteklerini Allahın gerçekleştireceği kimselerdir.
Size cehennemliklerin kimler olduğunu söyleyeyim mi?
Katı kalbli, kaba, cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimselerdir.
Buhari, Eyman 9.