Sayfa Yükleniyor...
Kesilen hayvanın kanını kişinin alnına sürmek caiz mi?
Kesilen hayvanın kanını kişinin alnına sürmenin İslam dininde yeri yoktur. Dini kaynaklarımızda da böyle bir bilgi veya olur yoktur.
Bu uygulama daha çok başka kültür ve inançlardan İslama sokulmuş batıl ve hurafe bir uygulamadır. Dolayısıyla hangi gerekçe ile olursa olsun kesilen hayvanın kanını insanın alnına sürmek dinen uygun değildir.
Küs olan insanların birbirinin selamını almaması caiz mi?
Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.
Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.
Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman İslamın bu güzel şiarını günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kuran-ı Kerim de Allahü Teale mealen şöyle buyurmaktadır: Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. (Nisa 86)
Dolayısıyla bize selam verildikten sonra selamı veren dost, akraba, tanıdık, tanımadık, küs ya da barışık kim olursa olsun selamına karşılık vermek üzerimize farzdır. Selama karşılık vermemek ise dinen uygun değildir.
Kabirde nasıl bir yaşam vardır?
Kabir hayatı efendimizin ifadesi ile, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Dolayısıyla kabir hayatında da bir yaşam söz konudur. Bu kabir hayatındaki hayat da biraz insanın bu dünyadaki yaşantısıyla ilintilidir.
Aynı şekilde insanın kabirde birtakım sorulara muhatap olacağı ve dünyadaki ameline göre azap veya mükafat göreceği bir gerçektir.
Buna işaret eden birçok âyet-i kerîme ve bunu anlatan birçok hadîs-i şerîf vardır. Bu konuda müstakil kitaplar da yazılmıştır. Sevgili peygamberimiz bir hadisi şerifinde kabir hayatını şöyle tasvir etmektedir: Kabir ya Cehennem çukurlarından bir çukurdur ya da Cennet bahçelerinden bir bahçedir.
Bundan anlaşıldığı ve başka hadîs-i şeriflerde de dendiği gibi kabir, mümin için açılacak, genişletilecek ve gülistan olacaktır. Özellikle Allah yolunda şehit olanlara kabirde soru sorulmayacak ve kişinin yaptığı iyi ameller orada yardımına koşacaktır.
Kabirde azap görecek olan müminin gördüğü kabir azâbı hatâlarının kefâreti olacak ve mâhşere giderken yükü hafiflemiş olarak gidecektir.
Müminlerin bu konunun önemini kavramaları gerekir. Allah Resûlü Efendimiz lezzetleri parça parça eden (ölümü ve kabri) çok anın Kabirden daha korkunç bir manzara görmedim buyurur. Bu kişinin kendine gelmesinin ve kendini yenilemesinin yollarından biridir.
Sonuç olarak İslam inancında kabir inancı haktır. Kişiler de dünyadaki yaşantılarına göre mezarda bir mükafat veya azap görürler.