Özelde ya da Kamuda çalışan kişinin mesai saatlerinde namaz kılmasında bir sakınca var mı

Doç. Dr. Zeki Uyanık
Doç. Dr. Zeki Uyanık


Kişi, bir iş yerinde çalışırken vaktini alacağı para karşılığında iş sahibine kiralamış demektir. Söz konusu vaktin içindeki mesai zamanı işverenin hakkıdır. Bu mesai zamanında zamanı değerlendirmeyip ihmallerle vakit öldürmek, işverenin hakkını çalmak, verdiği paranın karşılığını tam olarak vermemektir ki bu da kul hakkıdır. Ancak, işverene kiralanmış olan bu vaktin içinde bir de namaz vakitleri dediğimiz Allah hakkı vardır. Bu vakitler de, Allah’ın emirlerine tahsis edilmiş vakitlerdir. Bu namaz vakti de, Allah’ın hakkıdır. Bu bağlamda işverenin işinde çalışılacak olan kişi görevi olan işini hakkı ile yapacak ancak mesai saatlerinde Allah’ın hakkı olan ibadet sırası da geldiğinde o görevi de yerine getirmelidir. Bu sebeple özelde ya da kamuda çalışan kimsenin namaz kılma, oruç tutma hakkı ve görevi vardır. İşveren de bu ibadet için izin vermek ve ortamı hazırlamakla mükelleftir. Ancak namaz kılacak kimse de bu izni istismar etmemelidir.

Müslüman kadın evinde de başını örtmek zorunda mı? 

Müslüman bir kadın kendisine dinen yabancı olan erkeklerin yanında her zaman ve her yerde başını örtmek zorundadır. Ama kadınların arasında veya evde babasının, erkek kardeşlerinin, amca veya dayısının, kayınpederinin… yanında başını örtmek zorunda değildir. Çünkü bunlarla evlenmesi caiz değildir. Dolayısıyla bunlara karşı saçını açmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Mümin kadınlara söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, kendiliğinden görünen kısım dışında süslerini göstermesinler; başörtülerini yakalarının üzerini de kapayacak şekilde salsınlar. Babaları, kayınpederleri, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), cariyeler, erkekliği kalmamış tabiler (yani yardıma muhtaç hale gelmiş ve erkekliği kalmamış yoksul ve düşkünler) ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak çağa gelmemiş çocuklardan başkasına süslerini göstermesinler. Gizli güzelliklerinin belli olması için ayaklarını vurmasınlar.” (Nur, 24/31.) Kadınların evin içinde namahrem bir kimse yoksa yani yabancı bir kişi yoksa başlarının açık kalmasında bir sakınca yoktur.

Kadına bir daha çocuk sahibi olmaması için tıbbi bir müdahalede bulunmak caiz mi?   

Evlilikte asıl olan insan neslinin devam etmesidir. Bu bağlamda evliliğin en önemli hedeflerinden birisi çocuk sahibi olmaktır. Evliliğin bu yönüne dikkat çeken fakihler, kadının tıbbi bir rahatsızlığı yoksa veya doğum yapması halinde fiziki bir rahatsızlık geçirmeyecekse o kadını temelli olarak çocuktan kesmeyi caiz görmemişlerdir. Yani sebepsiz bir şekilde ve tıbbi bir gerekçe yoksa kadının rahmini aldırmak, onu kısırlaştırmak caiz değildir. Ancak kadının hamile kalması halinde tıbbi bir tehlike veya ölüm, sakat kalma… gibi bir hadise ortaya çıkacaksa rahmini aldırabilir. Çocuktan temelli kesile bilir.
Günün Ayeti
Allah sana bir sıkıntı dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur.”
Yûnus, 10/107.
Günün Hadisi
“Her kim dualarının kabulünü, gam ve üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların imdadına yetişsin.”
(Müslim, “Müsakat”, 32.)
Günün Sözü
“Kalbin katılaşmasının ilacı, ölümü çokça hatırlamaktır.”
Mâlik bin Dînâr
Günün Duası
Allah’ım, zulüm altında yaşayan bütün mazlumlara yardım eyle.
Günün Nüktesi
Salih Amel…
Ebu Musa Radıyallahu Anh anlatıyor:
Resûlullah buyurdular ki:
“Bir kul, salih amel işlerken araya bir hastalık veya sefer girerek ameline mani olsa, Allah ona sıhhati yerinde ve mukim iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar.”
Buhari, “Cihad”,134.