Yanlışlıkla yapılan yemin yemin sayılır mı?

Doç. Dr. Zeki Uyanık
Doç. Dr. Zeki Uyanık

Allah adını anarak yapılan yeminler üçe ayrılır
a-Yemin-i lağv: Yanlışlıkla veya doğru zannıyla yalan yere yapılan yemindir. Bu çeşit yeminden dolayı kefaret gerekmez.
b-Yemin-i gamus: Bile bile yalan yere yapılan yemindir. Yalan yere yapılan yemin günahtır.
c-Yemin-i mün’akide: Mümkün olan ve geleceğe ait bulunan bir şey hususunda yapılan yemindir. Böyle bir yemine riayet gerekir.
Dolayısıyla yanlışlıkla yapılan (öyle olduğu zannedilen) yemin-i Lağv, yemin sayılmaz bu yemin çeşidi geçersizdir. Günahı ve kefareti de yoktur. Tabi insan elinden geldiğince yeminden kaçınmaya çalışmalıdır

Canına kıyan kimseye dua etmek caiz mi? 

İnsan küfre götürmeyen günahları işlemedikçe dinden çıkıp kafir olmaz. Yani kişi tasvip etmediğimiz halde namaz kılmamakla, oruç tutmamakla veya içki içmekle… kafir olmaz. Çünkü İslam’a göre Müslüman günah işlemekle imandan çıkmaz. Günahkar ama imanla ölen bir kimseyi Allah dilerse affeder dilerse cehennemde cezasını doldurduktan sonra cenneti lütfeder. İntihar eden kimse de kafir olmadığından ama büyük günah işlediğinden Allah isterse onu affeder direk cennetine alır dilerse cehennemde cezasını çektirir daha sonra cennetine koyar. Durum bu olunca cana kıymak büyük günahlardan bir günah ve küfürden de sonraki en büyük günah olduğundan canına kıyan kimsenin affedilmesi için bolca dua edilmeli, ruhuna hayırlar yapılmalı, sadakalar vermeli ki yapılan bu hayırlar hem amel defterine işlensin hem de Allah’ın affına vesile olsun. Buna göre intihar eden kimseye dua etmekte bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi canına kıydığı için çok duaya ve hayra ihtiyacı olduğundan ona bolca dua edilmelidir.
Tabaka yapan her madde abdest ve gusle mani midir?
Oje ve benzeri maddeler tırnak ve benzeri organların üzerinde tabaka yaptıklarından vücudun üzerinde bulunmaları halinde bunlarla abdest ve gusül olmaz. Onun için oje ve benzeri maddeler varsa bunlar iyice yıkanıp temizlendikten sonra abdest ve gusül alınmalıdır. 

Ahiret hayatı ebedi mi?

İnsan için şüphesiz iki hayat söz konusudur. Birincisi dünya, ikincisi ahiret hayatıdır. Dünya hayatı ruhun bedene girmesi ile başlar. Ölümle noktalanır. Ahiret hayatı da iki aşamadan meydana gelir. Ölümle başlayıp dirilişe kadar süren kabir hayatı ve dirilişten sonra sonsuza kadar devam eden ebedi hayattır. Yani dirilişten sonra insanlar hesabı verdikten sonra cennete veya cehenneme gidecekler ve burası onlar için artık sonsuz mekan olacaktır. Nitekim Kur’an-ı Kerim ahiret hayatının sonsuz olduğunu çeşitli ayetlerle ifade etmiştir. Bu ayet de sadece onlardan bir tanesidir. “İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdeler. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızk verildiğinde, Bu daha önce bize verilen rızk diyecekler. Hâlbuki bu rızk onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar için ortada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Bakara, 2/25) Bu ayetten de anlıyoruz ki ahret hayatı Müslüman için de Müslüman olmayan kimse için de sonsuzdur.
Günün Ayeti
“Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun.”
Kasas, 28/77.
Günün Hadisi
“Dilin zikrullâh tesbihiyle dâimâ ıslak olsun.”
(Tirmizî, “Daavât”, 4.)
Günün Sözü
“Kibir, insanın hakikati görmesine engel olan kalp hastalığıdır.”
 İmam Gazzâlî
Günün Duası
Allah’ım, rızanı kazanmayı hayatımın en büyük gayesi eyle.
Bunları biliyor muyuz?
Tenzih Nedir?
Allah’ı insana özgü niteliklerden uzak tutmak demektir. Bu da Allah’ın zatı, sıfatları ve isimleriyle
birlenmesiyle olur.
Günün Nüktesi

O insan etidir yenir mi?

Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri, bir gün bir camide iken, birisi gelip:
— Allah rızası için bana yardım edin. Ben yardıma muhtaç bir kimseyim, der.
Cüneyd-i Bağdadî hazretleri bakar ki bu kişi sapa - sağlam bir insan, bu kişi bu haliyle dilencilik yapmaya utanmaz mı?
Niye çalışıp kazanmaz da dilencilikle kendini küçük duruma düşürür diye düşünür.
O gece Cüneyd-i Bağdadî hazretleri bir rüya görür... Rüyasında; camide gördüğü gencin vücudu bir kebap yapılıp bir tepsiye konmuş, önüne getirilir. Cüneyd-i Bağdadî hazretlerine:
— Bunu yiyeceksin, derler. Hazret, «o insan etidir, yenir mi?» diye karşılık verdiğinde:
— Ya dün camide nasıl yiyordun... Yine öyle yiyeceksin! Derler. Daha sonrasını Cüneyd-i Bağdadî hazretleri şöyle anlatıyor:
— Meğer gıybet etmişim! Hemen korku ile uyandım. Abdest alıp iki rekât namaz kıldım... Tövbe istiğfar ettim... Sabah olunca, hakkında konuştuğum genci aramak için dışarı çıktım... Aradım, aradım, nihayet genci, Dicle nehri kıyılarında buldum ki, önüne tere koymuş, onları yiyor.
Genç benim geldiğimi görünce, başını kaldırarak:
— Ey Cüneyd! Camide benim hakkımda kötü düşündüğün için, tövbe edip pişmanlık duydun mu? Diye sordu... Ben:
— Evet! Dedim... Hakkında konuştuğum genç, bana:
— O halde üzülme git! Dedi ve şu Ayeti Kerimeyi okuyarak kayboldu: «O ki kullarının tövbelerini kabul eder, günahlarını afv eder ve ne yaptıklarını bilir.