Merhum Prof. Dr. Mehmet Nuri Nas’ın Aziz Hatırasına İthafen: Bir bilim insanına vefa, bir milletin geleceğine vefadır

Halil El

Bazı insanlar yaşarken konuşulur…

Bazıları ise aradan yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılır.

Çünkü onlar, yalnızca yaşadıkları zamanı değil, henüz gelmemiş yarınları da görürler.

Merhum Prof. Dr. Mehmet Nuri Nas, işte böyle bir bilim insanıydı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde tarımsal biyoteknoloji alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Bilim dünyasında iz bırakan çalışmalara imza attı. Geliştirdiği ve literatüre kendi adıyla geçen “Nas Ortam Geliştirme Hipotezi” ile uluslararası bilim çevrelerinin dikkatini çekti. Önünde çok parlak bir akademik gelecek vardı.

Fakat o, kariyerini büyütmekten önce memleketini büyütmeyi tercih etti.

Çünkü onun gözünde bilim; yalnızca laboratuvarlarda üretilen bilgi değil, toprağa bereket, insana umut ve memlekete kalkınma getiren en büyük güçtü.

İşte bu anlayışla Şırnak Üniversitesi’ne geldi.

Kurucu Dekan oldu.

Rektör Yardımcısı oldu.

Sonra Rektör oldu.

Fakat onu farklı kılan makamları değil, ufkuydu.

Çünkü o, bir fakülte kurmadı.

Bir gelecek tasarladı.

Bir haritaya dikkatle bakınız…

İdil…

Cizre…

Silopi…

Güçlükonak…

Mardin ve Şırnak ovaları…

Burası, Güneydoğu Anadolu’nun en verimli tarım havzalarından biridir. En geniş ekilebilir arazilere, en yoğun kırsal nüfusa ve en yüksek tarımsal üretim potansiyeline sahip bölgelerden biridir.

Prof. Dr. Mehmet Nuri Nas bunu yıllar önce gördü.

Cizre Sulama Barajı tamamlandığında, Dicle ve Fırat nehirleri bereketiyle bu topraklarda buluşacak; Mardin ve Şırnak ovaları bambaşka bir üretim merkezine dönüşecekti.

O, yalnızca suyun toprağa kavuşacağını değil; bilimin üretimle buluşması hâlinde bu coğrafyanın Türkiye’nin kalkınma hikâyesinde stratejik bir rol üstleneceğini öngörüyordu.

İşte bu yüzden İdil Ziraat Fakültesini, ovanın tam merkezinde konumlandırdı.

Çünkü ziraat fakülteleri betonun değil, bereketin yanında anlam kazanır.

Topraktan uzak bir ziraat eğitimi eksik kalır.

Bilim, laboratuvarla tarlanın buluştuğu yerde değer üretir.

Merhum hocamızın hedefi yalnızca mühendis yetiştirmek değildi.

Araştıran…

Üreten…

Çiftçiye yol gösteren…

Yeni tohumlar geliştiren…

Modern sulama teknikleri üreten…

Katma değer oluşturan…

Bir bilim merkezi kurmaktı.

Üstelik bununla da yetinmedi.

İdil Ziraat Fakültesinin uygulamalı eğitim ve Ar-Ge çalışmaları yapabilmesi için binlerce dönüm araştırma arazisinin üniversiteye tahsis edilmesine öncülük etti.

Çünkü geleceğin tarımı; bilgiyle, teknolojiyle ve araştırmayla şekillenecekti.

Onun hesabı yalnızca bugünün hasadı değildi.

Yarının bereketiydi.

Bugün bütün dünyanın konuştuğu “katma değerli üretim”, “tarımsal Ar-Ge”, “gıda güvenliği”, “iklim dirençli tarım” ve “üretim odaklı kalkınma” anlayışını yıllar önce düşünen isimlerden biriydi.

Bir başka önemli hedefi daha vardı.

Yanı başımızdaki Orta Doğu pazarı…

Irak başta olmak üzere milyonlarca insanın yaşadığı geniş coğrafya…

O, İdil, Cizre ve Silopi ovalarında üretilecek sebze, meyve ve tarımsal ürünlerin yalnızca ülkenin ihtiyacını karşılamanın yanısıra; işlenerek, markalaştırılarak ve yüksek katma değerle ihraç edilmesini hedefliyordu.

Çünkü güçlü tarım…

Güçlü sanayi demektir.

Güçlü ihracat demektir.

Güçlü istihdam demektir.

Güçlü Türkiye demektir.

Bugün yapılması gereken bellidir.

Merhum Prof. Dr. Mehmet Nuri Nas’ın en büyük eseri olan İdil Ziraat Fakültesi daha da güçlendirilmelidir.

Tahsis edilen araştırma arazileri yeniden bilimle buluşturulmalıdır.

Ar-Ge merkezleri kurulmalıdır.

Uygulama çiftlikleri hayata geçirilmelidir.

Çiftçiyle akademi aynı hedefte buluşturulmalıdır.

Çünkü yapımı devam eden Cizre Sulama Projesi ile birlikte hayat bulacak Mardin ve Şırnak ovaları, İdil Ziraat Fakültesinin bilimsel rehberliğinde ülkemizin yeni kalkınma hikâyelerinden birini yazabilecek potansiyele sahiptir.

Bu yalnızca bölgenin meselesi değildir.

Bu, Türkiye’nin meselesidir.

Bizim medeniyetimizde güzel bir kavram vardır:

Ahde vefa.

Ahde vefa, yalnızca vefat yıl dönümlerinde güzel sözler söylemek değildir.

Gerçek vefa; bir insanın emanet bıraktığı fikri yaşatmak, eserini geliştirmek ve vizyonunu geleceğe taşımaktır.

Merhum Prof. Dr. Mehmet Nuri Nas’ın aziz hatırasına gösterilecek en büyük saygı; onun adını anmak değil, hayalini büyütmektir.

Çünkü bazı insanlar ölmez…

Onlar, toprağa ektikleri fikirlerle yaşamaya devam ederler.

Ve bazı tohumlar vardır…

Filizlenmesi yıllar alır.

Ama filizlendiğinde yalnızca bir tarlayı değil, bir memleketin kaderini değiştirir.