Midyat sağlıkta acil çözüm bekliyor

Halil El

“Allah kimseyi yola düşürmesin”

Geçen gün bir vatandaşla sohbet ettim.
Söz dönüp dolaştı, sağlığa geldi.
Bir cümle kurdu.
Kısa.
Ama insanın içine işleyen bir cümle:
“Allah kimseyi yola düşürmesin.”
Sevgili okurlar, işte bu yazının özü budur.

Bakın, bu mesele siyaset değil.
Makam değil.
Mesele insan hayatı.
Bir annenin evladına yetişebilmesi.
Bir babanın ambulans beklerken yaşadığı çaresizlik.
Bir hastanın zamanla yarışı.
Mesele nefes.
Mesele hayat.

Bugün Midyat, eski Midyat değil.
Bölgenin değişen, büyüyen merkezi.
Dicle Havzası’nın doğal çekim noktası.
Dargeçit’in yolu buraya düşer.
İdil’in yolu buraya.
Güçlükonak’ın, Gercüş’ün yolu da buraya.
Yüzlerce köyün yolu yine Midyat’a çıkar.
Yüzbinlerce insanın sağlık umudu bu şehirde karşılık bulmaya çalışıyor.
Üstelik Avrupa’nın dört bir yanındaki gurbetçilerimiz.
Yılın farklı dönemlerinde memlekete döner.
Nüfus artar.
Hareketlilik artar.
İhtiyaç büyür.
Ayrıca Midyat ve çevresi önemli bir turizm destinasyonu
2025 yılında üç milyon ziyaretçi ağırladı.
Hedefler her sene daha da büyüyecek.
Peki sağlık altyapısı aynı hızla büyüyor mu?
Asıl soru bu.

Şimdi rakamlara bakalım.
Sevgili okurlar, hazır mısınız?
Midyat, İdil, Dargeçit, Gercüş, Güçlükonak.
Bu havzada yaşayan insan sayısı: 250 bin.
Bu nüfusun hizmet aldığı devlet hastanelerinin toplam yatak kapasitesi sadece 306.
Yazıyorum tekrar: 306 yatak.
Midyat Devlet Hastanesi: 150.
İdil Devlet Hastanesi: 71.
Dargeçit: 25.
Gercüş: 30.
Güçlükonak: 30.
Toplam: 306.

Bin kişiye kaç yatak düşüyor biliyor musunuz?
Yaklaşık 1,1.
Türkiye ortalaması 3.
OECD ülkelerinde 4’ün üzerinde.
Ne demek bu?
Demek ki bu havza, kendi ülkesinin ortalamasının bile çok gerisinde.
Düşünebiliyor musunuz?

Ama sorun sadece yatak sayısı değil.
Dargeçit örneğine bakın.
25 yataklı hastane.
Uzman hekim hizmeti neredeyse iki branşla sınırlı.
Bir dahiliye. Bir çocuk.
Kadın doğum vakası gelse ne olur?
Kalp rahatsızlığı?
Ortopedik müdahale?
İlk durak yine yoldur.
Yine başka şehirler.

Sevgili okurlar, şimdi soruyorum size:
Olması gereken nedir?
Türkiye’nin sağlık planlama kriterlerine göre bu nüfus için ihtiyaç: 800 ila 850 yatak.
OECD hedeflenirse 1000 yatağın üzeri.
Mevcut 306.
Aradaki farkı siz düşünün.
Yüzlerce yataklık bir açık.
Hem de nasıl açık.

Doktor sayısında durum aynı.
Kardiyoloji lazım.
Kadın doğum lazım.
Çocuk sağlığı lazım.
Acil tıp, anestezi, ortopedi, üroloji, psikiyatri, nöroloji.
Lazım, lazım, lazım.
Ayrıca aile hekimi, ebe, hemşire.
Birinci basamak güçlü olmalı.
Ama değil.
Peki çözüm ne?
Açık.
Midyat’ta tam teşekküllü bir bölge hastanesi.
Yoğun bakım artırılacak.
Kardiyoloji ve anjiyografi ünitesi.
MR, tomografi, ileri tanı merkezleri.
İdil güçlü bir ikinci basamak merkezi.
Dargeçit ve Gercüş entegre hastane.
Uzman hekim kadrosuyla.
Böylece Batman’a, Diyarbakır’a, Mardin’e giden sevkler biter.
Bölgede çözülür.

Bir başka boyut daha var.
Sağlık turizmi.
Midyat, Irak’a komşu bölgelere çok yakın.
Suriye’ye çok yakın.
Ortadoğu’nun geçiş noktası.
Bugün bile sağlık için gelenler var.
Ama altyapı yok.
Başka şehirlere gidiyorlar.
Oysa güçlü altyapı kurulsa.
Anjiyografi açılsa.
Uzman hekim artırılsa.
Yoğun bakım büyütülse.
Sağlık gelişir.
Turizm gelişir.
Ticaret gelişir.
İstihdam gelişir.
Bölge kalkınır.
Sağlık artık sadece sosyal hizmet değil.
Aynı zamanda güçlü bir ekonomi.

Ancak şu unutulmasın.
Asıl mesele tuğla değil.
Asıl mesele beyaz önlük.
Bir hastane binasını birkaç yılda yaparsınız.
Ama bir kardiyoloğu, bir çocuk cerrahını, bir nöroloğu, bir anestezi uzmanını bölgede tutmak.
Uzun vadeli plan ister.
Bu nedenle Midyat, İdil, Dargeçit, Gercüş, Güçlükonak ayrı ayrı değil.
Tek bir sağlık havzası.
Planlama buna göre yapılmalı.
Yatak kadar hekim kadrosu.
Hekim kadar teşvik sistemi.

Midyat son yıllarda eğitimde başardı.
Yeni okullar yapıldı.
Başarı oranları yükseldi.
Şimdi aynı kararlılık sağlıkta lazım.
Çünkü eğitim ve sağlık bir memleketin iki kanadı.
Bir kanat eksik olursa kuş uçamaz.
Bir memleket de yükselemez.

Buradan sesleniyorum.
Sağlık Bakanlığı’na.
Milletvekillerine.
Valiliğe.
Yerel yöneticilere.
Sivil topluma.
Bu memleketi seven herkese.
Gelin bu meseleyi günlük tartışmaların dışına çıkaralım.
Gelin Midyat’ın ve bölgenin sağlık geleceğini birlikte planlayalım.
Çünkü mesele sadece bir hastane değil.
Bir bölgenin geleceği.
İnsan hayatı.
Vicdan.
Ve bugün Midyat’tan yükselen ses son derece açık:
Artık yeter.
Beklemek istemiyoruz.
Ertelenmek istemiyoruz.
Oyalanmak istemiyoruz.
Midyat ve havzası hak ettiği sağlık hizmetini istiyor.
Yarın değil.
Beş yıl sonra değil.
Şimdi.
Çünkü sağlık beklemez.
Çünkü hayat beklemez.