Bazen bir söz söylenir…
Söyleyen unutur.
Ama duyan unutmaz.
Hele o söz bir annenin kalbine değmişse…
Hele o söz bir kadının onurunu incitmişse…
İşte o zaman mesele bir fıkranın çok ötesine geçer.
Rahmi Bey…
Bir hastane açılışında anlatılan bir fıkra konuşuluyor.
Konuşulan şey sadece bir fıkra değil.
Konuşulan şey, bir kadının onuru.
Konuşulan şey, bir toplumun incinen vicdanı.
Konuşulan şey, kalplerde açılan yaradır.
Çünkü bu ülkenin Kürt kadınları;
Tarlada emektir.
Evde fedakârlıktır.
Anadır.
Bacıdır.
Eştir.
Evladını büyütürken gözyaşını içine akıtan sabırdır.
Yoklukta dirençtir.
Zorlukta metanettir.
Onlar, bu ülkenin sessiz kahramanlarıdır.
İşte bu yüzden hiçbir kadın, cinsel imalar taşıyan bir mizah malzemesine dönüştürülemez.
Kadının onuru, kahkaha konusu yapılamaz.
İnsan haysiyeti, eğlence aracı yapılamaz.
Rahmi Bey…
Belki o an salonda gülenler oldu.
Belki o an kimse durup düşünmedi.
Ama bilmenizi isteriz:
O kahkahalar bizi üzdü.
Çok üzdü.
Kürt kadınlarını üzdü.
Anneleri üzdü.
Kız çocuklarını üzdü.
Vicdan sahibi herkesi üzdü
O kahkahalar kalplerimizi kırdı.
İçimizi parçaladı.
Çünkü bazen bir insanın ağlamasına sebep olan şey, söylenen sözden çok o söze atılan kahkahadır.
İnsan en çok da buna üzülür.
Ve orada kahkaha atanlar…
Size de birkaç söz söylemek istiyorum.
Bazen sessizlik ortaklıktır.
Bazen bir tebessüm bile bir yaranın büyümesine sebep olur.
O gün atılan kahkahalar birçok insanın yüreğinde derin bir kırgınlık bıraktı.
Bu nedenle kamuoyunun vicdanında oluşan yarayı onarmak hepimizin sorumluluğudur.
Çünkü büyüklük yanlışı savunmakta değil, yanlışı fark edip gereğini yapmakta saklıdır.
Rahmi Bey…
Özür dilemek güzeldir.
Ama bazen özür de yetmez.
Bazen insan çıkıp açıkça şunu söylemelidir:
“Bu söz yanlıştı.”
“Bu söz kırıcıydı.”
“Bu söz insanların onurunu incitti.”
İşte o zaman toplumun vicdanı rahatlar.
İşte o zaman kırılan gönüller tamir olmaya başlar.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davrananınızdır.”
Bir başka hadisinde:
“Cennet annelerin ayakları altındadır.”
Bu sözler bize bir hakikati hatırlatır:
Kadın aşağılanacak değil, baş tacı edilecek varlıktır.
Kadın küçümsenecek değil, saygıyla anılacak emanettir.
Kadın, insanlığın yarısı değil; insanlığın tamamını yetiştiren öğretmendir.
Rahmi Bey…
Hayatta servetten daha büyük bir şey vardır.
Vicdan.
Makamdan daha büyük bir şey vardır.
İnsanlık.
Alkıştan daha büyük bir şey vardır.
Gönül kazanmak.
Bugün yapılması gereken şey bellidir.
Kırılan kalpleri onarmak.
Üzülen annelerin gönlünü almak.
Kadın onurunun her türlü tartışmanın üzerinde olduğunu açıkça ifade etmek.
Çünkü nefret mizah değildir.
Aşağılama espri değildir.
İncitmek marifet değildir.
Gerçek büyüklük; saygıda, nezakette ve vicdandadır.
Ve unutmayalım…
Bir annenin gözyaşı bazen bin alkıştan daha ağır gelir.
Bir kadının kırılan kalbi bazen yıllarca susar.
Ama vicdan hiçbir şeyi unutmaz.
İşte bu yüzden diyoruz ki:
Özür dile Rahmi Bey.
Özür dileyin kahkaha atanlar.
Çünkü incinen şey yalnızca birkaç insan değil…
Kadının onurudur.
Ve kadının onuru, her şeyden kıymetlidir.