Soran kalem, güçlenen toplum
- Oluşturulma Tarihi : 11.01.2026 10:33
- Güncelleme Tarihi : 11.01.2026 10:33
Gazetecilik yalnızca haber vermek değildir.
Gazetecilik, hakikatin nöbetini tutmaktır.
Kalemin mürekkebi her zaman kağıda akmaz;
bazen gözyaşıyla karışır,
bazen alın teriyle…
Çünkü gazeteci, insan onurunu savunmayı meslek edinmiştir.
Kolay olanı değil, doğru olanı seçer.
Sessizliği değil, sorumluluğu tercih eder.
Fikri hür, vicdanı hür gazeteciler;
hiçbir baskının, hiçbir çıkarın, hiçbir korkunun gölgesine sığınmadan
insanı merkeze alan bir duruşun adıdır.
Onlar gücün değil, haklının yanında durur.
Susturulanların sesi,
görmezden gelinenlerin yüzü,
ötelenenlerin vicdanı olurlar.
Toplumun haber alma hakkını korurken,
aslında toplumun geleceğini korurlar.
Gelişmiş toplumlara bakıldığında ortak bir gerçek görülür:
Özgür ve bağımsız gazetecilik, demokrasinin süsü değil,
devletin sağlıklı işleyişinin teminatıdır.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet;
ancak cesur ve sorumlu kalemlerin varlığıyla kök salar.
Gazeteci, idarenin karşısında bir tehdit değildir.
Aksine; daha nitelikli, daha zarif ve daha insani bir yönetimin aynasıdır.
Işığını saklamaz, fener tutar.
Kırmak için değil, görmek için aydınlatır.
Gazeteci dosttur.
Ama her zaman tatlı konuşmaz.
Çünkü bilir ki; acı söylenmeyen gerçek, iyileştirmez.
Gelişmiş toplumlarda eleştiri bir tehdit değil, önemli bir kazanım olarak görülür.
Haklı eleştiri, daha iyi bir idare için fırsattır.
Zarif bir yönetim, eleştiriden kaçmaz;
haklı eleştiriye kulak verir, hatta teşekkür eder.
Çünkü eleştiri, görevi daha iyi yapmanın en kestirme yoludur.
Gazetecilik bu yüzden hayati önemdedir.
Toplumun detaylarını görür.
Küçük gibi görünen sorunların büyümeden fark edilmesini sağlar.
Görmezden gelinen yerlere ışık tutar.
Ve o toplumun daha nitelikli hizmetlere kavuşması için
gecesini gündüzüne katar.
Gazeteci sorgular.
Çünkü sorgulayan toplum, hakikati bulur.
Bu sorgulama rastgele değildir.
Haklıdır.
Araştırmaya dayanır.
Tarafsızdır.
Gazetecilik; yetkililerle kavga etmek değil,
yetkililerle birlikte doğrunun çaresini arama yolculuğudur.
Bu yolculukta bağırmak yoktur; anlamak vardır.
Suçlamak yoktur; çözüm aramak vardır.
Gazeteci, istişarenin kapısını aralar.
Meşveretin zemini olsun diye çoban ateşi yakar.
Çünkü kendisi hakikatin çoban ateşidir.
Karanlıkta yol arayanlar için…
Sessiz kalanlar için…
Görmek isteyenler için…
Gazetecilik; hakkı, hakikati ve adaleti savunma mesleğidir.
İnsan onurunu merkeze alır.
Gerçek adaletin yalnızca metinlerde değil;
hayatın tüm alanlarında hissedilmesini ister.
Eğitimde, sağlıkta, şehirde, kırsalda, sokakta…
Toplumdaki tüm sorunlara ayna tutar.
Ama aynayı kırmaz.
Gösterir.
Hatırlatır.
Düşündürür.
Hiçbir etki altında kalmadan,
hiçbir çıkar hesabı yapmadan,
kamu yararını ilke edinerek yazan gazeteci;
bir meslek erbabı değil,
bir kamu vicdanıdır.
10 Ocak yalnızca bir meslek günü değildir.
Bu gün;
kalemini vicdanına emanet edenlerin,
hakikatin peşinde bedel ödemeyi göze alanların,
aramayı, sormayı, sorgulamayı ilke edinenlerin günüdür.
Bu vesileyle;
İnsan onurunu merkeze alan,
Hakkı ve hukuku savunmayı görev bilen,
Toplumun her alanına ışık tutan,
Tarafsız duruşuyla idareye de topluma da istikamet gösteren
tüm gazetecilerimizin
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü
saygıyla, minnetle ve muhabbetle selamlıyorum dedi.