Bazı sabahlar insan uyanmaz.
Sadece gözlerini açar.
Yataktan çıkmak zor gelir.
Telefon elde saatler geçer.
Yapılması gereken şeyler bilinir ama beden harekete geçemez.
Ve çoğu insan bunu tembellik sanır.
Oysa bazen mesele üşenmek değildir;
Hayata karşı tükenmiş hissetmektir.
Psikolojide buna “Klinomani” deniyor.
Yani kişinin sürekli yatakta kalma isteği duyması.
Bu durum çoğu zaman sadece fiziksel yorgunlukla ilgili değildir.
Zihinsel yük, kaygı, depresif duygular ve tükenmişlik hissi insanın enerjisini sessizce tüketir.
Çünkü insan yalnızca bedeniyle yorulmaz.
Sürekli güçlü görünmeye çalışmak da yorar.
Sürekli düşünmek de.
Sürekli yetişmeye çalışmak da.
Modern dünyada herkes ayakta görünmeye çalışıyor.
Ama kimse ne kadar zorlandığını anlatmıyor.
İnsan bazen dışarı çıkmaktan değil;
Yeni bir güne başlamaktan yoruluyor.
Çünkü her gün aynı baskılar…
Aynı kaygılar…
Aynı yetişme telaşı…
Ve bir süre sonra yatak, dinlenme yeri olmaktan çıkıp kaçış yerine dönüşüyor.
En tehlikeli tarafı ise şu:
İnsan zamanla kendi yorgunluğunu normal sanmaya başlıyor.
Oysa ruh uzun süre yorulduğunda, beden hareket etmek istemez.
Belki de bazı insanlara gereken şey motivasyon cümleleri değil;
Gerçekten anlaşılabilmek.
Çünkü bazen insanın sorunu üşenmek değildir.
Sadece çok uzun zamandır içten içe yoruluyordur.