Aklı Sevmek Cesaret İster
- Oluşturulma Tarihi : 16.02.2026 08:58
- Güncelleme Tarihi : 16.02.2026 08:58
Geçenlerde bir söz duydum:
“Zekâsını beğendiğin birinin görüntüsünü merak etme.
Zekâsını kullanmayan birinin ise görüntüsünden etkilenme.”
Bazen tek bir cümle, bir çağın fotoğrafını çeker.
Bu söz de öyle.
Çünkü yaşadığımız dönem, görüntünün içeriği geçtiği bir dönem.
İnsanlar artık önce bakıyor, sonra eğer sabrı kalırsa anlamaya çalışıyor.
Sosyal medya profilleri, filtreler, kusursuz kareler…
“Nasıl görünüyorum?” sorusu,
“Ne düşünüyorum?” sorusunun önüne geçti.
Oysa zekâ ilk bakışta çarpmaz.
Zekâ zamanla kendini gösterir.
Bir konuşmada, bir soruda, bir itirazda, bir çözüm üretirken…
Zekâyı beğenmek; bir yüzü değil, bir zihni seçmektir.
Bir bedeni değil, bir bakış açısını sevmektir.
Görüntü etkileyebilir, inkâr etmeyelim.
Ama etkilenmekle değer vermek aynı şey değildir.
Toplum olarak görünür olmayı, anlamlı olmaktan daha kıymetli sandığımız bir eşikteyiz.
Beğenilmek, anlaşılmanın önüne geçti.
Hızlı etkileniyoruz, hızlı tüketiyoruz.
Oysa kalıcı olan; simetri değil, derinliktir.
Güzellik zamanla değişir.
Ama düşünce olgunlaşır.
Belki de mesele şudur:
Biz birini seçerken gözümüz mü karar veriyor, yoksa zihnimiz mi?
Aklı sevmek cesaret ister.
Çünkü akıl sorgular.
Akıl rahatsız eder.
Akıl konforu bozar.
Görüntü ise güvenlidir.
Hızlıdır.
Zahmetsizdir.
Ama bir toplumun yarınını belirleyen şey; güzel görünenler değil, güzel düşünenlerdir.
Ve unutmayalım:
Göz aldanır.
Zihin seçer.
Kalp ise doğruyu eninde sonunda anlar.