Çocuklarda ve Gençlerde Sınav Kaygısı


  • Oluşturulma Tarihi : 21.01.2026 09:02
  • Güncelleme Tarihi : 21.01.2026 09:02

Sınavlar, çocuklar ve gençler için yalnızca akademik bir değerlendirme aracı değildir; aynı zamanda benlik algısını, gelecek beklentilerini ve sosyal kabul duygusunu doğrudan etkileyen güçlü yaşam olaylarıdır. Bu nedenle sınav dönemleri, birçok çocuk ve genç için yoğun kaygı, bedensel gerginlik ve zihinsel baskı ile birlikte gelir. Belirli bir düzeydeki kaygı motive edici olabilirken, kontrol edilemeyen ve işlevselliği bozan sınav kaygısı hem akademik performansı hem de ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav kaygısı; sınav öncesinde, sırasında ya da sonrasında ortaya çıkan yoğun endişe, korku ve başarısızlık beklentisiyle karakterizedir. Bilişsel belirtiler (olumsuz düşünceler, zihinsel kilitlenme), bedensel belirtiler (çarpıntı, mide bulantısı, terleme) ve davranışsal belirtiler (kaçınma, erteleme) şeklinde kendini gösterebilir. Bu noktada en etkili psikoterapi yöntemlerinden biri olan bilişsel davranışçı terapi çocuklara sınav kaygısında nasıl yardımcı oluyor?

BDT Sınav Kaygısına Nasıl Bakıyor?

BDT’ye göre duygularımızı belirleyen olaylar değil, olaylara yüklediğimiz anlamlardır. Sınavın kendisi değil, sınavla ilgili otomatik düşünceler kaygıyı artırır. Terapi sürecinde bu düşünceler fark edilir, sorgulanır ve daha gerçekçi olanlarla değiştirilir.

Psikoeğitim, düşünce–duygu–davranış bağlantısını öğretme, olumsuz otomatik düşüncelerle çalışma, gevşeme egzersizleri, maruz bırakma çalışmaları ve aile ile iş birliği BDT’nin temel adımlarıdır.

Amaç kaygıyı tamamen yok etmek değil, yönetebilmeyi öğretmektir. Kaygıyı yönetmeyi öğrenen çocuklar ve gençler yalnızca sınavlarda değil, yaşamın pek çok alanında daha dayanıklı bireyler haline gelir.

Sınav kaygısıyla baş etmeye çalışan çocuk ve gençler için aile tutumu, terapötik sürecin en belirleyici unsurlarından biridir. Ailelerin öncelikle çocuğun yaşadığı kaygıyı “abartı”, “bahane” ya da “geçecek bir durum” olarak görmeden, duygunun kendisini anlamaya ve kabul etmeye odaklanmaları gerekir. Çocuğun kaygısını yatıştırmanın en etkili yolu, sonucu merkeze alan bir iletişim yerine süreci ve çabayı takdir eden bir dil kullanmaktır; çünkü sürekli başarı vurgusu, çocuğun zihninde sınavı kimlik ve değer ölçütüne dönüştürebilir. Aynı zamanda ailelerin kaçınması gereken en önemli tutum, çocuğu akranlarıyla ya da kardeşleriyle kıyaslamak ve “bu sınav her şeyi belirleyecek” gibi felaketleştirici mesajlar vermektir. Aşırı kontrolcü, baskıcı ya da tam tersine tamamen ilgisiz yaklaşımlar kaygıyı azaltmak yerine artırır; bu nedenle dengeli, tutarlı ve güven veren bir ebeveynlik tutumu esastır. Ailelerin kendi kaygılarını fark edip düzenleyebilmeleri, çocuk için en güçlü modelleme alanıdır. Gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemek ise çocuğa “yalnız değilsin ve bu çözülebilir” mesajını verir. Unutulmamalıdır ki sınavlar geçicidir, ancak çocuğun kendisiyle kurduğu ilişki kalıcıdır; ailelerin asıl görevi bu ilişkiyi koruyucu ve güçlendirici bir zeminde tutmaktır.

AİLELER NE YAPMALI?

• Çocuğun duygusunu küçümsemeden dinlemeli, kaygısını anlamaya çalışmalıdır.

• Sonuçtan çok çabayı takdir eden bir dil kullanmalıdır.

• Gerçekçi ve ulaşılabilir beklentiler koymalıdır.

• Düzenli çalışma rutini oluşturmasına destek olmalıdır.

• Sınavın çocuğun tüm değerini belirlemediğini sık sık hatırlatmalıdır.

• Gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almaktan çekinmemelidir.

AİLELER NE YAPMAMALI?

• Başkalarıyla kıyaslama yapmamalıdır.

• “Bu sınav her şeyin” gibi felaketleştirici ifadeler kullanmamalıdır.

• Kaygıyı bastırmaya veya yok saymaya çalışmamalıdır.

• Aşırı kontrolcü ya da aşırı serbest bir tutum sergilememelidir.

• Kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalıdır.

Çocuklarda ve Gençlerde Sınav Kaygısı
Ege Ece Birsel
Yazarımız Kim ?

Ege Ece Birsel