EMDR Nedir?
- Oluşturulma Tarihi : 11.02.2026 08:57
- Güncelleme Tarihi : 11.02.2026 08:57
EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing), yani Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme, özellikle travmatik yaşantıların ve olumsuz anıların işlenmesinde kullanılan, bilimsel temelli ve etkili bir psikoterapi yöntemidir.
EMDR terapisi, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) başta olmak üzere; çocukluk travmaları, kazalar, kayıplar, duygusal ihmal, ilişki yaralanmaları gibi kişinin yaşam kalitesini etkileyen birçok zorlayıcı deneyimde kullanılmaktadır.
Bu terapi sürecinde danışan, geçmişte yaşadığı zorlayıcı anıları kontrollü bir terapötik ortamda ele alır. Terapist eşliğinde uygulanan çift yönlü uyarım (göz hareketleri, dokunsal uyarım veya işitsel uyarım) sayesinde anının beyinde yeniden işlenmesi desteklenir.
Bu süreçte:
Anının yarattığı yoğun duygusal yük azalır,
Olumsuz duygu, düşünce ve inançlar dönüştürülür,
Kişi olayla ilgili daha işlevsel ve sağlıklı bir bakış açısı geliştirir.
EMDR, beynin doğal bilgi işleme sistemini harekete geçirerek, işlenmemiş travmatik anıların adaptif biçimde yeniden organize edilmesine yardımcı olur. Böylece kişi geçmiş deneyimlerinden etkilenmeden, gündelik yaşamına daha dengeli ve güçlü bir şekilde devam edebilir.
EMDR Hakkında Yanlış Bilinenler
EMDR hipnoz değildir.
Kişi terapi boyunca tamamen bilinçlidir. Kontrol hem danışandadır hem de terapötik çerçeve içinde ilerlenir. Geçmişe “götürülme” söz konusu değildir; kişi sadece anıyı güvenli bir ortamda çalışır.
Sadece büyük travmalarda kullanılmaz.
EMDR yalnızca savaş, istismar veya ağır kazalar gibi “büyük travmalar” için değil; kişinin günlük yaşamını etkileyen olumsuz deneyimler, ilişki yaralanmaları, performans kaygısı, özgüven problemleri gibi durumlarda da etkilidir.
Tek seansta mucize yaratmaz.
EMDR sekiz aşamalı yapılandırılmış bir terapi protokolüne dayanır. Her danışanın ihtiyacı farklıdır ve süreç kişiye göre planlanır. Bazen belirli bir anı hızlı çözülebilir; ancak terapi genel olarak süreklilik ve klinik değerlendirme gerektirir.
Anıları silmez.
EMDR anıları ortadan kaldırmaz. Travmatik anıya eşlik eden yoğun dehşet, kaygı, utanç veya suçluluk gibi duyguların şiddetini azaltır. Kişi anıyı hatırladığında artık aynı yoğun duygusal tepkiyi yaşamaz ve olay yaşamını belirleyen bir yük olmaktan çıkar.
EMDR Terapisinin Aşamaları
EMDR terapisi sekiz aşamadan oluşur:
Danışan öyküsünün alınması ve tedavi planlaması
Hazırlık ve güvenli alan çalışmaları
Hedef anının belirlenmesi
Duyarsızlaştırma
Olumlu inancın yerleştirilmesi
Beden taraması
Kapanış
Yeniden değerlendirme
Bu yapı, sürecin güvenli ve sistematik ilerlemesini sağlar.
EMDR Kimler İçin Uygundur?
EMDR uygulayabilmek için danışanın:
Anılarına erişebiliyor olması,
İçgörü geliştirmeye açık olması,
Duygularıyla belirli ölçüde kalabilmesi,
Terapötik iş birliğine hazır olması önemlidir.
Ayrıca EMDR; TSSB dışında panik bozukluk, fobiler, performans kaygısı, yas, özgüven sorunları, çocukluk travmaları ve bazı psikosomatik yakınmalarda da etkili şekilde kullanılmaktadır.
EMDR Ne Kadar Etkili?
EMDR, dünya genelinde travma tedavisinde etkinliği en çok araştırılmış psikoterapi yöntemlerinden biridir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) ve birçok uluslararası travma rehberi, Travma Sonrası Stres Bozukluğu tedavisinde EMDR’yi birinci basamak yöntemlerden biri olarak önermektedir
Yapılan kontrollü klinik çalışmalar, EMDR’nin özellikle travmatik anıların duygusal yoğunluğunu azaltmada ve semptomları hafifletmede yüksek etkililik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bazı vakalarda belirli travmatik anıların kısa sürede çözümlendiği görülse de, terapinin süresi her zaman bireyseldir. Travmanın türü, süresi, kişinin psikolojik dayanıklılığı ve eşlik eden ruhsal sorunlar sürecin uzunluğunu belirler.
Önemli olan nokta şudur: EMDR hızlı olabilen bir yöntemdir, ancak “hızlı” olması onu yüzeysel yapmaz. Aksine, doğrudan anının işlendiği hedefe yönelik bir yöntem olduğu için etkili sonuçlar doğurabilir.
EMDR’nin Nörobiyolojik Temeli: Beyinde Ne Olur?
EMDR’nin nasıl işe yaradığına dair en ilgi çekici kısım, beynin bilgi işleme sistemiyle olan ilişkisidir. Travmatik bir olay yaşandığında beyin, özellikle amigdala (tehdit algılama merkezi) aşırı aktive olur. Aynı anda prefrontal korteksin (mantık, değerlendirme ve düzenleme merkezi) işlevi baskılanabilir. Bu nedenle travmatik anılar çoğu zaman “geçmişte kalmış bir olay” gibi değil, sanki şu anda oluyormuş gibi yoğun bir duygusal tepkiyle hatırlanır.
Travmatik anılar, hipokampus tarafından zamansal ve bağlamsal olarak yeterince entegre edilemediğinde, sinir sistemi bu anıyı işlenmemiş biçimde depolayabilir. İşte EMDR tam bu noktada devreye girer.
Çift yönlü uyarım (göz hareketleri, dokunsal ya da işitsel uyarım):
Amigdalanın aşırı aktivasyonunu azaltmaya yardımcı olur,
Prefrontal korteksin yeniden devreye girmesini destekler,
Travmatik anının daha adaptif sinir ağlarıyla bağlantı kurmasını sağlar.
Bazı araştırmalar, EMDR sırasında gerçekleşen göz hareketlerinin REM uykusundaki göz hareketlerine benzer bir nörofizyolojik etki oluşturabileceğini öne sürmektedir. REM uykusu, beynin gün içinde yaşanan deneyimleri işleyip düzenlediği bir evredir. EMDR’nin de benzer biçimde, “takılı kalmış” anıların yeniden işlenmesine aracılık ettiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak, anı silinmez; ancak beyindeki tehdit alarmı kapanır. Olay artık sinir sistemi için bir “tehlike” değil, geçmişte kalmış bir deneyim haline gelir.