İlişkilerde Sınırlar ve Biz Kavramı Hakkında
- Oluşturulma Tarihi : 18.02.2026 09:25
- Güncelleme Tarihi : 18.02.2026 09:25
Evlilikten sonra bazı çiftlerde görünmez bir sayaç çalışmaya başlar. Başta heyecanla çoğalan şeyler – temas, merak, arzu, dikkat – zamanla sabitlenir. Sabit kalan şey ise genellikle azalır. Çünkü çoğalmayan ilişki, durağanlaşır; durağanlaşan bağ ise içten içe zayıflar. Romantik ilişkilerde en sık yapılan hatalardan biri şudur: İlişkiyi “biz” zannetmek.
Oysa klinik gözlemler şunu gösterir: İlişki, iki kişinin birleşmesi değil; iki ayrı öznenin kurduğu üçüncü bir alandır. Yani ilişki “biz” değil, “o”dur.
“Biz” dediğimiz anda sınırlar yumuşamaya başlar.
Sağlıklı ilişkide sınırlar geçirgendir ama vardır. Sağlıksız ilişkide sınırlar ya duvar gibidir ya da hiç yoktur.
Birçok çift sürecinde görülen şey şudur: Taraflar partnerlerine, kendilerine davrandıkları gibi davranırlar. Kendine hoyrat olan eşine de hoyrattır. Kendini ihmal eden eşini de ihmal eder. Oysa eş, “kendin” değildir. Eş, ötekidir. Ve ötekiyle kurulan ilişki, saygı gerektirir. Mesafe gerektirir. İncelik gerektirir.
Toplumsal ilişkilerde devreye giren nezaket mekanizması romantik ilişkide çoğu zaman devre dışı kalır. “Nasıl olsa beni seviyor”, “Nasıl olsa gitmez” düşüncesiyle sınırlar ihlal edilir. Samimiyetle sınırsızlık karıştırıldığında ilişki güvenli alan olmaktan çıkar.
Hayatı çok katlı bir bina gibi düşünün. İnsan en fazla eksi üçe kadar indiğini sanır. Ama romantik ilişkide mesafe kaybolduğunda bir bakarsınız eksi on sekize inmişsiniz. Oralar kişinin kendi kıskançlığıyla, kontrol arzularıyla, değersizlik korkularıyla karşılaştığı katlardır. Evlilikte sorun çoğu zaman sevgi eksikliği değildir; sınır ve öz düzenleme eksikliğidir.
İlişki içgörüsü sadece “Ben böyleyim” demek değildir. “Ben böyleyim ve bu halim sana zarar veriyor” diyebilmektir.
Bir ilişkide en büyük güven yıkımı, paylaşılan kırılganlığın silaha dönüşmesidir. Kişi öfke anında partnerinin en savunmasız yerini hedef aldığında, ilişki zemin kaybeder. Evlilik, kurulduğu gün tamamlanan bir yapı değildir. Her gün yeniden kurulan bir bağdır.
Sağlıklı bir evlilikte üç unsur vardır: Sen, ben ve ilişki. İlişki korunması gereken üçüncü bir varlıktır.
Mesele hiç kavga etmemek değildir; kavga ederken bile sınırı ihlal etmemektir.
Mesele “biz olmak” değil, iki kişi kalabilmektir. Çünkü iki kişi kalabilenler birlikte kalabilir.
Aslında ilişkilerdeki önemli noktalardan biri sınırlarımızı keşfetmek ve ötekinin sınırlarını anlamaktır. Sınırlar ilişkiyi ve bireyi korumak içindir. Bireyselleşmeyi destekler ve bireyin bağlılığını arttırarak bağımlılık hissini azaltır. Bu sebeple sınırlarımızı daha sağlıklı koymalı ve bireyin sınırlarını anlamak üzerine daha özverili olmalıyız. Unutmamak gerekir ki sağlıksız ilişkilerde sınırlar yoktur ya da geçirgen değil bir duvar gibidir.