Cezalar Katlandı, Ya Tahammül?

Metin Olataş

Şehirlerin damarları olan yollar, her sabah binlerce hikayeyi birbirine bağlarken, aslında toplumsal portremizin en çıplak halini de gözler önüne seriyor. Son dönemde artan trafik cezaları, katlanan rakamlar ve sıkılaşan denetimler gündemin ilk sıralarında. Devlet, 'caydırıcılık' adına cüzdanlara dokunmayı seçti; ancak direksiyon başındaki o kadim öfke, sabırsızlık ve 'önce ben' kültürü, ne yazık ki rakamlarla aynı hızda iyileşme göstermedi.

Peki, neden cüzdanımızdaki eksilme, ruhumuzdaki nezaketi artırmaya yetmiyor?

Mesele sadece bir 'kural ihlali' değil, bir 'saygı noksanlığı' meselesidir. Kırmızı ışıkta geçmenin bedelini liralarla ölçebiliriz, ancak bir yayanın ürkek adımlarına yol vermemenin yarattığı o soğuk yabancılaşmayı hiçbir makbuz tarif edemez. Trafik, aslında bir toplumun birbirine nasıl tahammül ettiğinin en büyük sınav alanıdır. Cezalar arttıkça, kurallara uymak bir 'etik tercih' olmaktan çıkıp, sadece bir 'ekonomik riskten kaçınma' hamlesine dönüşüyor. İnsanlar mobeseleri gördüğünde yavaşlıyor, ancak kör noktalarda yine o tanıdık, hırçın kimliklerine bürünüyorlar.

İnsancıl bir perspektifle baktığımızda, direksiyon başına geçtiğimizde sadece bir makineyi değil, devasa bir sorumluluğu da devralıyoruz. Yan şeritteki kişinin de bir akşam yemeğine yetişmeye çalıştığını, dikiz aynasından gördüğümüz o yaşlı amcanın belki de bir hastane randevusuna gittiğini unuttuğumuz an; trafik bir ulaşım ağı olmaktan çıkıp bir savaş alanına dönüşüyor. Cezalar, bedeni durdurabilir ama zihni dönüştüremez. Zihni dönüştürecek olan, emniyet kemerini sadece ceza yememek için değil, hayatı sevdiğimiz için takma bilincidir.

Benzersiz bir toplumsal gelişim, korkuyla değil, farkındalıkla inşa edilir. Bir sürücü, korna çalmadan önce durup 'Bu ses birinin huzurunu kaçıracak mı?' diye düşünebiliyorsa, o toplumda trafik sorunu bitmiş demektir. Rakamsal artışların gölgesinde kalan asıl ihtiyaç; 'öteki'nin hakkını kendi hakkı gibi gören o ince sızının yeniden canlanmasıdır.

Yollar bizi sevdiklerimize kavuşturmak içindir, birbirimizden koparmak için değil. Belki de artık tabelalardaki rakamlara değil, yan camdaki insana bakmanın vaktidir. Çünkü hiçbir para cezası, bir başkasının hayatına gösterilen saygının yerini tutamaz.