Coğrafya Değişir, Kalbin İhtiyacı Değişmez: Almanya’dan Kalanlar

Metin Olataş

Geçtiğimiz hafta sonu, 13-14 Haziran’da, Almanya’daki özel gereksinimli bireylerin aileleriyle bir araya gelme, onlara yönelik bir “Psikolojik Sağlamlık” semineri verme fırsatım oldu. Uçağa binerken aklımda her profesyonelin düşünebileceği o tanıdık soru işaretleri vardı: *“Bambaşka bir sistem, farklı yaşam standartları, başka bir kültürel kod... Acaba oradaki ailelerin dünyasına ne kadar dokunabilirim?”

Almanya, sosyal devlet yapısı ve engelli bireylere sunduğu kurumsal imkanlar bakımından dünyada parmakla gösterilen ülkelerden biri. Maddi destekler, rehabilitasyon ağları, yasal güvenceler... Dışarıdan bakıldığında tıkır tıkır işleyen bir makine gibi. Ancak seminer salonunun kapısından girip de anne babaların gözlerinin içine baktığımda, o makinenin çözemediği bir gerçeği bir kez daha anladım.

Sistemler ne kadar gelişirse gelişsin, bürokrasi ne kadar kusursuz işlerse işlesin; insanın ruhsal dünyasında aradığı o “psiko-sosyal destek” mekanizması dünyanın her yerinde aynı.

Bir annenin, çocuğunun geleceğine dair duyduğu o ince sızı Berlin’de de aynı, İstanbul’da da. Bir babanın “Ben öldükten sonra ona ne olacak?” kaygısı, euro ya da lira dinlemiyor; doğrudan kalbin en savunmasız yerine dokunuyor. Almanya’daki aile de tıpkı bizim coğrafyamızdaki gibi anlaşılmak istiyor. Görülmek, yalnız olmadığını hissetmek, sırtındaki o görünmez ama ağır yükü iki dakikalığına da olsa birinin omzuna bırakabilmek istiyor.

Seminer boyunca gördüm ki, kurumsal yapılar bireyin fiziksel ihtiyaçlarını bir şekilde karşılıyor ama ruhun şefkat, dayanışma ve akran desteği ihtiyacını sadece bir başka “insan” karşılayabiliyor. Biz o iki gün boyunca aslında psikolojik sağlamlık teorilerini konuşmadık; birbirimizin aynasında teselli bulduk, ortak kaygılarda buluşup ortak umutlar yeşerttik.

Bu deneyim bana bir kez daha gösterdi: Coğrafya, diller ve sistemler değişebilir. Ama insanın kırılganlığı da, o kırılganlıktan el ele vererek ayağa kalkma gücü de evrensel. Dünyanın neresinde olursak olalım, bir insana verilebilecek en büyük destek, ona *“Seni görüyorum, seni duyuyorum ve bu yolda yalnız değilsin”* diyebilmektir.

Çünkü sistemler hayatı kolaylaştırır, ama insanı sadece insan iyileştirir.