Ocak’ın Uzun Gölgesi ve Yarının Pusulası


  • Oluşturulma Tarihi : 29.01.2026 09:18
  • Güncelleme Tarihi : 29.01.2026 09:18

Ocak ayı, takvimin en mağrur ve en ağırkanlı misafiridir. Yılın o ilk heyecanıyla, havai fişeklerin parıltısı altında büyük bir gürültüyle kapımızı çalar ama içeri girdiğinde zamanın üzerine sanki görünmez bir kurşun döker. Bir yandan taze başlangıçların vaadi, diğer yandan kışın en gri, en mesafeli yüzü... Bugünlerde pek çoğumuzun hissettiği o “bitmek bilmeyen Ocak” duygusu, aslında sadece soğuk havaların ya da kısalan günlerin bir oyunu değil; zihnimizin yeni yıla alışma, eskiyi ise geride bırakma sancısıdır.
Akademik bir perspektifle baktığımızda Ocak, bir tür “eşik zamanı”dır. Psikolojik olarak kendimizi büyük hedeflere, radikal değişimlere programladığımız bu ayda, hayatın olağan akışıyla idealize ettiğimiz beklentilerimiz arasındaki o uçurumun derinliğini fark ederiz. Zamanın bu denli ağır akması, aslında ruhumuzun bir adaptasyon sürecidir. Ocak ayını bitirmeye çalışırken yaşadığımız o yorgunluk, sadece fiziksel değil; yeni bir yılın getirdiği belirsizlik yükünü omuzlama çabasıdır. Ancak unutmamalıyız ki; en sağlam kökler, kışın o sert ve ağır toprağında, sessizce derine inen köklerdir.
Peki, bu uzun koridorun sonundaki o ışık bize ne fısıldıyor? Senenin geri kalanına dair beklentilerimiz, Ocak ayının o gri filtresinden geçerek daha gerçekçi, daha ayakları yere basan bir forma bürünmek zorundadır. Ocak biterken, sadece bir ayı değil; ham hayalleri de geride bırakıp, yerini disipline ve istikrara bırakıyoruz. 2026’nın geri kalanı, büyük patlamalardan ziyade, küçük ama kararlı adımların yılı olmaya adaydır. Toplumsal olarak da bireysel olarak da ihtiyacımız olan şey, o ilk günkü heyecanın saman alevi gibi sönmesi değil; Ocak ayının o vakur sabrını yılın geneline yayabilme becerisidir.
Bu uzun ayı uğurlarken, heybemizde kalan en değerli şey “direnç” olmalıdır. Eğer bu ağırkanlı ayı, umudumuzu ve zindeliğimizi koruyarak bitirebiliyorsak, baharın tazeliğini ve yazın coşkusunu hak etmişiz demektir. Senenin geri kalanı, Ocak’ın o soğuk ve ağır laboratuvarında test edilen irademizin üzerine inşa edilecektir. Gökyüzündeki gri bulutlar dağılıp Şubat’ın o kendine has telaşı başladığında, arkamıza bakıp gülümseyeceğiz; çünkü biliyoruz ki, en uzun kışlar bile sonunda yerini güneşli bir menzile bırakır.

Ocak’ın Uzun Gölgesi ve Yarının Pusulası
Metin Olataş
Yazarımız Kim ?

Metin Olataş