Büyük Tehlike: Akran Zorbalığı


  • Oluşturulma Tarihi : 21.01.2026 08:58
  • Güncelleme Tarihi : 21.01.2026 08:58

Son yıllarda televizyonda, sosyal mecralarda ve haber bültenlerinde yüreğimizi yakan haberlerle daha sık karşılaşır olduk. Eskiden “çocukluk hali” denilip geçilen, “kendi aralarında hallederler” diye önemsenmeyen o davranışlar, bugün ne yazık ki Türkiye’de gencecik fidanlarımızı toprağa vermemize neden olan trajik bir boyuta ulaştı. Daha önce Mattia Ahmet Minguzzi cinayeti, şimdi ise “yan baktın” kavgası sonucu Atlas Çağlayan cinayeti. Yaşları henüz 14-15-16…

Akran zorbalığı artık sadece okul bahçesinde bir itişme değil; sistematik bir şiddet, bir toplum sağlığı sorunudur.

Zorbalık “Şaka” Değildir

Bir çocuğun, kendisinden daha güçsüz gördüğü arkadaşına fiziksel, sözel ya da dijital yollarla sürekli baskı kurmasına zorbalık diyoruz. Türkiye’de son dönemde yaşanan ve ölümle sonuçlanan vakalar gösterdi ki; zorbalık sadece psikolojik yaralar açmıyor, fiziksel güvenliği de ortadan kaldırıyor.

Peki, ne değişti de bu durum bu kadar keskinleşti?

Dijitalleşen Şiddet: Eskiden okul kapısında biten zorbalık, artık sosyal medya aracılığıyla çocuğun odasına, yatağına kadar giriyor. Kaçacak yer kalmıyor.

Empati Eksikliği: Ekranlar aracılığıyla şiddete alışan çocuklar, karşıdakinin acısını hissetmekte zorlanıyor.

Denetimsizlik: Okullarda ve aile içinde “güçlü olan kazanır” mantığının gizli bir onay görmesi, saldırganı cesaretlendiriyor.

Toplum Olarak Nerede Yanlış Yapıyoruz?

Bir çocuk, bir başka çocuğu hayattan koparacak kadar öfke dolabiliyorsa veya bir çocuk, gördüğü baskı yüzünden canına kıymayı tek çare görüyorsa hepimizin durup düşünmesi gerekir. “Bizim çocuk yapmaz” demek ya da “Kendi hakkını korumayı öğrensin” diyerek topu taca atmak, bu tehlikeye ortak olmaktır.

Zorbalığa uğrayan çocuk genellikle sessizleşir, içine kapanır, okuldan soğur. Eğer bu sinyalleri görmezden gelirsek, o sessiz çığlık bir gün geri dönülemez bir acıya dönüşebilir.

Ne Yapmalı?

Çözüm sadece okullara veya öğretmenlere bırakılamayacak kadar büyüktür.

Aileler: Çocuklarınıza sadece başarılı olmayı değil, iyi bir insan olmayı ve farklılıklara saygı duymayı öğretin.

Okullar: “Sıfır tolerans” politikası uygulanmalı. Zorbalık yapan çocuk “yaramaz” değil, “yardıma ihtiyacı olan bir saldırgan” olarak görülmeli ve rehabilite edilmelidir.

Hukuk: Akran zorbalığının hukuki karşılığı ve caydırıcılığı daha net çizgilerle belirlenmelidir.

Unutmayalım; hiçbir “şaka” bir çocuğun hayatından, hiçbir “öfke” bir annenin gözyaşından daha değerli değildir. Çocuklarımızı korumak için önce bu sorunu ciddiye almalıyız.

Büyük Tehlike: Akran Zorbalığı
Vedat Araz
Yazarımız Kim ?

Vedat Araz