Nerede O Eski Bayramlar

Vedat Araz

Çocukluğumuzun o tanıdık telaşı, sokaklara yayılan o eski bayram kokusu yeniden kapımızı çalıyor. Eskiden bayram sadece takvimdeki bir tatil değildi; mahallenin birlikte uyandığı, sofraların büyüdüğü, insanların birbirine biraz daha yaklaştığı günlerdi. Şimdi ise kalabalıkların içinde biraz eksik, biraz sessiz yaşıyoruz bayramları.

Çocukken bayram sabahı erkenden kalkardık. Yeni alınmış ayakkabılar yatağın başucunda durur, heyecandan gece uyuyamazdık. Anneler sabahın ilk ışığında mutfakta olur, evin içini sevgi ve huzur heyecan kokusu sarardı. Babalar tıraş olur, en temiz gömleklerini giyerdi. Sokaklar daha güneş doğmadan hareketlenirdi.  İnsanlar birbirine sarılır, küsler barışır, büyüklerin elleri öpülürdü.

O yıllarda bayramın en güzel tarafı paylaşmaktı. Bir tabak et yalnızca bir eve ait olmazdı. Komşuya gider, ihtiyacı olana ulaştırılırdı. Kapılar kilitlenmezdi; çocuklar mahallede şeker toplar, hangi evin daha güzel ikram verdiğini konuşurdu. Bayram, insanın yalnız olmadığını hissettiği birkaç özel günden biriydi.

Bugün ise teknoloji büyüdü ama sofralar küçüldü sanki. Aynı evde yaşayan insanlar bile bazen birbirine uzak. Bayram mesajları birkaç saniyelik telefon bildirimlerine dönüştü. Oysa bayram; dokunmaktır, göz göze gelmektir, bir büyüğün duasını almaktır. Çünkü toplum dediğimiz şey yalnızca aynı şehirde yaşamak değildir; aynı duyguda buluşabilmektir.

Kurban Bayramı’nın özünde de tam olarak bu vardır: paylaşmak, dayanışmak, hatırlamak… Sadece et paylaşmak değil; sevgiyi, vicdanı ve merhameti de bölüşmektir. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey budur. İnsanların birbirini yeniden duyması, görmesi ve anlaması…

Çocukluğumuzun bayramlarını geri getiremeyiz belki. O eski mahalleleri, sokakta yankılanan kahkahaları, bayram harçlığı için kapı kapı dolaşan çocukları birebir yaşatamayız. Ama o ruhu koruyabiliriz. Bir yaşlının kapısını çalarak, bir çocuğu sevindirerek, uzun zamandır aramadığımız bir akrabayı arayarak…

Çünkü bayramlar aslında bize şunu hatırlatır: İnsan, paylaştıkça insandır.

Bu Kurban Bayramı’nda belki de en büyük ihtiyaç, sofraların değil kalplerin yeniden kalabalıklaşmasıdır.