Orta Doğu Çıkmazı


  • Oluşturulma Tarihi : 30.01.2026 14:25
  • Güncelleme Tarihi : 30.01.2026 14:25

Bilgeye sormuşlar?

İki akıllı yanına öğüt almaya gelirlerse! Onlara bu bilgeliğinden ne katardın.

Bilge: İki akıllı insanın mutlaka aydınlatılma gereksinmeleri vardır, ancak kendileriyle barışık olmalarından dolayı bir sorunları varsa, kendi sorunlarını kendileri çözer.

- Peki biri akıllı diğeri akılsızsa bu bilgeliğinle onlara ne sunarsın.

Bilge: Sanırım bu durum zor bir sorun olmasa gerek.

Akıllının akılsızı idare etmesi gerektiğini hatırlatır, aralarındaki çelişkiyi uzlaşır bir hale dönüştürmeleri gereğini kendilerine tembihlerim.

- Peki ya ikisi de akılsızsa! bunlara önerebileceğiniz ne olur.

Bilge: Kanımca bu zor bir durum olsa gerek.

Aralarındaki mevzunun ne olduğunu araştırır, gereksinim duydukları şeyle onları ikna eder yollarına devam etmelerini sağlarım.

Ancak karşılanan ihtiyaçları bittiğinde benzer duruma dönerler.

Yazımızın başlangıcında bu dile getirdiğimiz belirlemeyle teşbihte hata olmaz misali asıl konumuza geçelim…

ORTA DOĞU’DA DİN SAVAŞLARI

Yüzyıllar boyunca Ortadoğu coğrafyası ile dünyanın çeşitli bölgelerinde inanç ve mezhep temelinde savaş ve çatışmalar cereyan etmiştir.

Bu semavi inancına mensup insanların aynı tanrıya inanıyor olmanın ardında yatan, bu yaşanan yalın olayların vicdanla ilgili izah edilecek yanı yoktur.

Son zamanlarda küresel emperyalist güçlerin, kabaran iştah, aç gözlü ve hırslı yaklaşımları Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeye yönelik oldukları göz ardı edilmemeli.

Özellikle en büyük oyun dört ülke arasında sıkışmış Kürtler üzerinde oynanmaktadır.

Kürtlerin bağlı olmuş oldukları ülkelerle mutlaka birtakım sorunları vardır.

Ancak bu sorunlarını bu aç gözlü emperyalistlerin inisiyatifine bırakmamaları hayati bir önem arz eder.

Her bir parçanın bağlı bulunduğu ülkeyle hem ilişkili hem çelişkiyi ihtiva etmeli. İlişkili olmak gerektiği hususlar, yüzyıllardır aynı coğrafyayı paylaştıkları komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan sosyal ve ekonomik ihtiyati münasebetlerdir.

Çelişkili olması gerektiği hususta, etnik temelde ötekileştirilmeden kültürel sosyal ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin adilane şekilde dile getirilmesi gerektiğini dayatmaktır. Ve aklı selimin galip geleceği günü sabırla beklemektir. Kısaca bir arada barış içinde yaşamanın temel anlayışını öngörmektir.

Kanımca burada en büyük sorun, Ortadoğu’da özgür olmayan ulus devletlerle, özgürlüğe susamış halklar arasında yaşanan çekişmelerin kirli yüzüdür savaşın temelinde yatan.

Bu tür kargaşalıklarda aklın galip gelmesinin yolu gerek bireylerin gerekse halkların birbirinin hakına riayet etmeleridir...

16’cı yüzyıl Avrupa’sında,

İtalya Roma’da yeni bir çağın kapıları aralanır. Bu yeni dönemin adı Rönesans’tır.

Bilim, sanat, sosyal, edebiyat ve mimaride yaşanan köklü bir değişimin ve yeni bir dönemin başlangıcı olur Rönesans.

Ortaçağın kilise baskısını azaltmış olur Rönesans.

Hümanist ve insani değerlere önem veren bir anlayışın yenilikçi adıdır Rönesans.

Aydınlanma, çağdaşlaşma ve bilgi çağı üç yüzyıla

tekabül etmiştir bu yenilik.

Ancak ne yazık ki bizler! Avrupalıların dört yüzyıl önce aydınlatmayı başlattığı aydınlanmanın gerisindeyiz daha…

Temennim aydınlanma ufkumuzun gelişmesi dileklerimle her daim olunuz ve sağlıcakla kalınız...

Orta Doğu Çıkmazı
Veysi Aygün
Yazarımız Kim ?

Veysi Aygün