Karataş Köprüsü’nün kararan bahtı!

Yakın zaman önce ‘Karataş Köprüsü’ adını alarak tescillenen tarihi köprü, Konak Belediyesi tarafından söz verilmesine rağmen halen can çekişiyor. Köprü kurtarılmayı beklerken yanına apartmanlar dikildi


  • Oluşturulma Tarihi : 25.11.2020 08:47
  • Güncelleme Tarihi : 25.11.2020 08:47
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Karataş Köprüsü’nün kararan bahtı!

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Dönemin İzmir Valisi Halil Rıfat Paşa tarafından 1891 yılında yapılan Karataş Köprüsü, yıllardır atıl durumda. Konak Belediyesi tarafından görmezden gelinen tarihi köprü, gazetemiz aracılığıyla defalarca gündeme getirildi. Yayımlanan haberler neticesinde köprü, geçtiğimiz dönem İzmir Valiliği tarafından koruma altına alındı ve yenilenerek tekrar kent tarihine kazandırılacaktı. Ancak tam aksi bir çalışma yapıldı; gün yüzüne çıkarılması gereken köprünün hemen yanına apartmanlar inşa edildi, köprünün bulunduğu alan inşaat molozlarının döküldüğü bir yer haline geldi. Değerli mücadeleleri sayesinde 1. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu aracılığıyla köprüye ‘Karataş Köprüsü’ adını verdiren Araştırmacı-Yazar ve Kent Gözlemcisi Abdülkadir Hazman ile sorunun yaşandığı alana indik… Köprü tanınmayacak bir halde, çünkü çağlayanın üç gözü de betonla kapatılmış, tarihi dokuya dair hiçbir şey bırakılmamış. Zaten köprünün varlığını bir tek yıllardır Karataş’ta oturan mahalleli biliyor, semte yeni taşınan vatandaşların ilgisini dahi çekmiyor. Bahsi geçen köprüyü yaşatmanın, bulundukları şehre bir vefa borcu olduğunu söyleyen Abdülkadir Hazman, “Göz göre göre bu tarihi köprü yok edilmektedir. Özellikle Karataş bölgesindeki çok az sayıda kalmış olan tarihi ve kültürel değerlerimizi korumak, bu kentte yaşayan herkesin görevi olmalıdır” dedi.



NE ADI VAR NE DE SANI…
“O köprüler, üstüne şiirler yazılır, türküler söylenir ya… Aşılmaz dereler, ırmaklar hatta dereler onlarla aşılır ya biz köprümüzün başına gelenleri aşamadık” diyen Hazman, “Karataş Köprüsü’ne ‘Kadersiz Köprü’ demek lazım ya, dilimiz varmıyor bu güzel tarihi esere. Kısacası ya umudun, ya sevdan, ya da işin, aşın köprünün karşı yakasındadır. Köprüler birleştiricidir; insanları, köyleri, kentleri hatta kıtaları. Gelip geçersin üstünden çoğu zaman önemini bilmeden, bilirsen eğer başına gelecekleri de peşinen kabul etmelisin. İşte bizim köprü hikayemiz de böyle başlar. Bugüne kadar hiç kimse yazmamış, konuşmamış hatta üstünden gelip geçenler bile orada bir köprünün varlığından haberi olmamış. Köprümüzün ne adı var, ne de sanı. Halbuki köprümüz yüz yılı aşkındır orada, dimdik ayakta, koskoca bir caddenin altında, sessiz sedasız insanların birbirine ulaşmasını sağlıyor. 1902 yılına ait Belçikalıların yapmış olduğu İzmir Su Yolları Haritasında da işaretli olan bu köprü unutuldu ve hiç yokmuş gibi üzerinden gelip geçildi” şeklinde konuştu.



BİLİNEN EN ESKİ KÖPRÜ
Köprünün tarihine de yer veren Hazman, “Halil Rıfat Paşa, İzmir’de Valilik yaptığı yıllarda bugün ki Konak SSK Binalarının önündeki kavşaktan başlayıp Halil Rıfat son durağına kadar uzanan bir yol açar. Yolu açmasına açar da bugün halen Dere Sokağı olarak anılan yerden gürül gürül akan derenin üstüne bir köprü yapmadan yol tamamlanamaz. Azgın dere, Değirmen Dağı’nın sularını İngiliz Bahçesi’nin ağaçlarına, çiçeklerine can versin diye taşır. Oradan da Çaka Bey tersanesinden denize ulaşırdı. O köprüyü inşa ettiler. Köprünün taşları Karataş’taki taş ocaklarından temin edilirken taşla motif işlenmiştir. Köprünün Kemer’deki Kervan Köprüsü’ne benzerliği hayli şaşırtıcıdır. Dere Sokağı’ndan akan suyun debisinin yüksek olmasından dolayı köprü üç gözlü yapılmıştır. İzmir merkezinde Kervan Köprüsü’nden sonra bilinen eski köprüdür. Köprünün üç gözünün üstündeki kilit taşlarında Meşrutiyet-ay-yıldız ve Osmanlıca 1891 yılı yapım bilgileri mevcuttur. Geçmişte dere yatağı olan 349. sokak ile Halil Rıfat Paşa Caddesi’nin kesiştiği yerdedir” dedi.
BELEDİYE AYIBINI TEMİZLEMİYOR
Büyük Kanal Projesi’nin hayata geçirilmesi ile kaynaktan çıkan suların borularla yeraltına alınıp Sahil Bulvarı’ndaki ana hatta bağlandığını ama halen köprünün civarına gelince akan suların gürül gürül sesinin duyulduğunu söyleyen Hazman, şunları ekledi: “Suyun yeraltına alınmasıyla köprü de öksüz kaldı, bakımsızlığa terk edilerek unutulmuşlar arasına kondu. Zamanla köprünün etrafı çöplüğe döndü, çevredeki yaşayanların rahatsız olması yüzünden de köprünün üç gözü de kapatılıp önüne betondan merdiven yapıldı. Beton merdivenler köprünün büyük ve bir küçük gözünü tamamen kapattı, yalnızca bir tek küçük gözü açıkta kaldı. İşte o açıkta kalan gözü ile yetkilere sesleniyor: ‘Ben tarihim, ben kültürüm, ben köprüyüm, görün artık…’ Bu tarihi köprüyü açığa çıkarmak ve o beton merdivenleri ortadan kaldırmak tabii ki öncelikle Konak Belediyesi’nin işidir. Fakat zaten Konak Belediyesi’nin eski başkanı olan Hakan Tartan döneminde bu merdivenler yapıldığı için belediye yetkilileri hem suçlarını hem de ayıplarını bir türlü temizlemiyorlar.”
KÖPRÜDEN ESER KALMAYACAK
“Karataş Köprüsü biz Karataşlıların yüreğinin çağlayanıdır” sözlerini kullanan Hazman, son olarak, “Bu çağlayanın önündeki beton merdivenin kaldırılıp bir an önce üç gözünün de açığa çıkarılmasını ve gelecek kuşaklara miras olarak aktarılmasını istiyoruz. Acaba çok şey mi istiyoruz? Bir süre önce İzmir Valiliği tarafından projelendirilen ve koruma alanı olarak belirlenen köprümüzün yanına apartmanlar yapıldı, köprümüz ne yazık ki daha da görünmez hale getirildi. Korkarım ki gelecekte köprüden eser kalmayacak. İzmir Valiliği mi, İzmir Büyükşehir Belediyesi mi yoksa Konak Belediyesi mi bu işe el atar bilemiyorum. Ama artık kim yaparsa yapsın Karataş Köprüsü acilen kurtarılsın” çağrısında bulundu.

Haber Merkezi