- Eğitim
- 19.01.2026 12:40
İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Spor Yöneticiliği programı başladı
İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından Türk sporuna profesyonel yöneticiler kazandırmak amacıyla hayata geçirilen Spor Yöneticiliği Programı düzenlenen açılış etkinliğiyle başladı. Programda, Türkiye’de sporun temel sorununun yetenek değil, sistem, planlama ve yönetim eksikliği olduğu vurgulandı
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : HABER MERKEZİ
KEMAL ÖZKURT - İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından Türk sporunun gelişimine katkı sağlamak ve profesyonel spor yöneticileri yetiştirmek amacıyla hayata geçirilen Spor Yöneticiliği Programı, spor dünyasından deneyimli isimlerin katılımıyla düzenlenen açılış etkinliğiyle başladı. Göztepe Spor Kulübü’nün desteğiyle gerçekleştirilen program kapsamında spor yönetimi, yayıncılık ve kulüp yapılanmalarına ilişkin paneller düzenlendi. Programın açılış panelinde AK Parti İzmir milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Göztepe Spor Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Sepil Mehmet Sepil konuşmacı olarak yer alırken, spor yönetiminde profesyonel yaklaşımlar farklı başlıklar altında ele alındı. Panellerde, Türkiye’de sporda başarının yalnızca tesis ve bütçeyle değil, nitelikli insan kaynağı, doğru planlama ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceği vurgulandı. Genç sporcuların erken yaşta eleme baskısıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekilirken, uzun vadeli gelişimi destekleyecek bütüncül bir spor ekosistemine ihtiyaç olduğu ifade edildi.

23 BRANŞTA 13 AKTİF TAKIMIMIZ VAR
Programın açılışında konuşan İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, “Sürdürülebilir sportif başarının temelinde sahadaki yetenek kadar stratejik yönetim kapasitesi, kurumsallaşma, altyapı, insan kaynağı ve bilimsel temelli karar alma süreçleri yer almaktadır. Bu sürecin doğru yönetimi donanımlı spor yöneticileriyle mümkündür. Açılışını yaptığımız Spor Yöneticiliği Programı bu anlayışın bir ürünüdür. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak sporu üniversite yaşamının merkezinde konumlandırıyoruz. 2025–2026 akademik yılı itibarıyla 23 branşta 13 aktif spor takımımız bulunmakta, son 3 yılda 5’i altın olmak üzere 13 madalya ve 18 kupa kazanmış durumdayız. Ayrıca sporcu burslarımız kapsamında 19 öğrencimize destek veriyoruz. 9 modülde, 80 saat çevrim içi ve 32 saat uygulamalı eğitimden oluşan programla, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bu yapıyla nitelikli spor yöneticileri yetiştirmeyi hedefliyoruz” dedi.

TOKYO OLİMPİYATLARI DÖNÜM NOKTASI OLDU
Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’nin elde ettiği başarıların arkasında eşgüdümlü çalışmanın bulunduğunu belirten Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Olimpiyatlar sporun zirvesi. Her sporcu için olimpiyatta başarılı olmak önemli bir hedef. Türkiye’nin spor yürüyüşü yıllara yayılan bir yürüyüş. Sporda başarı bugünden yarına gelen bir durum değil; güçlü yönetim, fedakârlık ve sabır gerektiren bir süreç. Özellikle Tokyo, Türkiye için hem madalya hem de başarılar açısından bir dönüm noktası. Yılların alın teri var. İnanıyorum ki bunu Los Angeles’ta çok daha farklı şekilde taçlandıracağız. Spor en başta sporcunun emeği; ailesinin, federasyonların, hocaların ve güçlü bir ekosistemin ortak başarısıdır. Sporu sadece madalyayla yorumlamak haksızlık olur; bu bir süreçtir. Sağlığı ve psikolojiyi iyi yönetmek, güçlü bir eşgüdüm sağlamak gerekir. Spor ekosisteminde herkese düşen bir görev var. Bugün bunu İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde güçlü bir yansıma olarak görüyoruz” diye konuştu.

BAŞARI İÇİN EŞGÜDÜMLÜ ÇALIŞMALIYIZ
Sporda başarının eşgüdümlü çalışmayla mümkün olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, “Tokyo’yu bir başlangıç ve geleceğin müjdecisi olarak görüyorum. Tesis envanteri önemli bir güç; bunu doğru yönetmek gerekiyor. Üniversitelerden bu alanda yeni açılımlar bekliyoruz. Sadece program verip sporcu çağırmak bizim anlayışımız değil. Pandemiye rağmen Tokyo’ya iyi hazırlandık, sporcuların tüm ihtiyaçlarını karşıladık. Türkiye spora güçlü destek veren ülkelerden biri. Eşgüdümü artırarak yolumuza devam etmeliyiz. İzmir’de bu süreci Ticaret Odamızın öncülüğünde ilerletiyoruz; ancak daha gidecek yolumuz var. Hep birlikte başaracağımıza inanıyorum” diye belirtti.

GENÇ SPORCULAR ELENME ANLAYIŞINA BIRAKILIYOR
Türkiye'de genç sporcuların erken yaşta oynamak ve sporu sevmek yerine seçilmek ya da elenme anlayışına bırakıldığına dikkat çeken Özgener, “Türkiye genç nüfus açısından büyük bir avantaja sahip. 15-24 yaş aralığında yaklaşık 12,7 milyon gencimiz var. Bu, futbol için çok ciddi bir potansiyel. Önemli olan bu potansiyelin düzenli, nitelikli ve sürdürülebilir biçimde futbolla buluşması. Türkiye’de yaklaşık 466 bin lisanslı futbolcu bulunuyor. Geniş bir katılım var ancak bu katılımın niteliği ve devamlılığı hâlâ sorun. Okul sporları ve federasyon programlarıyla yaklaşık 15 milyon çocuk ve gencin futbolla temas edebilmesi de bunu gösteriyor. Türkiye’de mesele futbola ilgi duyan çocuk bulmak değil, bu çocukları 12-13 yaşlarında oyuna sokup 18-19 yaşlarına kadar oyunun içinde tutabilmek. Bizde futbol çok erken yaşta skor baskısına giriyor. Genç yaş gruplarında ‘oynamak’, ‘seçilmek ya da elenmek’ anlayışına bırakılıyor. O yaşlarda şampiyonluk öncelik olmamalı. Öncelik, geleceğin sporcularını yetiştirmek olmalı. Gençler daha fazla maç yapmalı ve daha fazla deneyim kazanmalı ki başarı gelsin” dedi.

SPORCU MADENİ VAR AMA İŞLEYEMİYORUZ
Ülke genelinde standart bir oyuncu geliştirme zincirinin hâlâ kurulamadığını söyleyen Özgener, “Türkiye’nin sorunu yetenek eksikliği değil, bu yeteneğin sistemli biçimde gelişmesini sağlayacak yapının eksikliği. Bizlere düşen görev de tam olarak bu. 12-19 yaş grubunda antrenman kalitesi, oynama süresi, bireysel gelişim planları, mental dayanıklılık, sakatlık dönemleri, beslenme ve uyku düzeni bir bütün olarak ele alınmazsa oyuncu profilini tesadüfen yaratıyoruz. Çünkü futbol artık büyük bir ekonomi ve endüstri; her aşamasının yaş grubunun ihtiyaçlarına uygun planlanması gerekiyor. Bizde ham madde var; genç nüfus, ilgi ve sahalar mevcut. Ancak bu ham madeni işleyen, sürdürülebilir ve sağlıklı bir üretim hattımız hâlâ eksik. Bu hattı doğru kurgularsak futbolda başarıyı hep birlikte yakalayabiliriz” diye belirtti.

YATIRIMLARA RAĞMEN BAŞARIMIZ YOK
Türkiye'de emekli olan sporcuların yorumculuk veya teknik direktörlük dışında yapacak fazla bir seçeneklerinin olmadığını ifade eden Göztepe Onursal Başkanı Mehmet Sepil, “Yazık, yüzlerce deneyimli sporcu yetişiyor. Bunlardan çok daha farklı şekillerde yararlanabiliriz. Ekonomi Üniversitesi’ne çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki yıllarda bu programın çok gelişeceğini, uluslararası bir hale geleceğini şimdiden görebiliyorum. Zaten doğrusu da bu. Bu sadece bir başlangıç ama baştan ilginin olması çok önemliydi. Bugün futbolda harcanan paralara bakıyoruz. Avrupa’daki birçok kulüple aynı seviyede paralar harcanıyor ama karşılığını alamıyoruz. Bundan 15–20 yıl önce Galatasaray’ın kazandığı başarıyı hâlâ tekrarlayamıyoruz. Demek ki bir şeyleri doğru yönetmiyoruz. Devlet ve belediyeler çok ciddi tesisler yaptı. Türkiye’deki stat sayısı Avrupa’nın birçok ülkesinde yok. Altyapı tartışılabilir. İzmir’de bu konuda zorlanıyoruz çünkü şehir planlaması buna göre yapılmamış. Federasyonun yükü de çok ağır. Hem milli takım, hem hakemler, hem kulüpler… Ama esas sorun bence kulüplerde. O yapılanma şekliyle yabancı yatırımcının ilgisini çekecek bir yapı yok” ifadelerini kullandı.
Kaynak : HABER MERKEZİ