İzmir’de yaşayan Nermin Sena Özger, çocukluk yıllarından gelen deniz tutkusunu tasarımla buluşturarak dikkat çeken bir projeye imza attı. Atık midye kabuklarını yapay resiflere dönüştüren Özger, bu sayede deniz canlılarına yeni yaşam alanları kazandırmayı amaçladı. Proje, dünyanın farklı ülkelerinden yenilikçi çalışmaların yarıştığı ‘Blue Economy Global Call 2026’da başarıya ulaştı.
Birleşmiş Milletler Endüstriyel Kalkınma Örgütü ile Dünya Ticaret Merkezleri Birliği iş birliğinde düzenlenen yarışmada kategorisinin birincisi olan Özger, ödülünü 30 Eylül’de İtalya’nın başkenti Roma’da gerçekleştirilecek törende alacak.
DENİZ TUTKUSUNU TASARIMLA BULUŞTURDU
2016 yılında İEÜ Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden mezun olan Özger, deniz sevgisini tasarım alanındaki çalışmalarıyla birleştirmeyi hedefledi. Sıra dışı projeler geliştirmek için çalışmalarını sürdüren Özger, İEÜ’de ‘Tasarım Çalışmaları’ alanında yüksek lisans eğitimini de tamamladı.
SEFERİHİSAR’DA DENİZLE BULUŞTU
Dalış ve yelken eğitmenliği de yapan Özger, deniz canlılarına yeni yaşam alanları sağlamak amacıyla NeSea adlı girişimi kurdu. Midye dolma işletmeleri ile midye işleyen ve ihracatını yapan firmaların tesislerinden çıkan kabukları toplayarak işe başlayan Özger, kısa sürede 4 yapay resif prototipi üretti. Prototipler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki İZDENİZ A.Ş. tarafından satın alınarak Seferihisar’daki Telgraf Koyu’na yerleştirildi.
EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALDI
Su altındaki yaşamın korunmasına yönelik örnek bir çalışmaya imza atan Özger, büyük özveri ve emekle yürüttüğü çalışmaların karşılığını uluslararası alanda aldı. ‘Mavi Ekonomi’ ekosistemine katkı sağlayan yenilikçi projelerin ödüllendirildiği Global Call 2026 yarışmasında birincilik elde eden Özger, Türkiye’ye büyük bir gurur yaşattı.
35 RESİF DAHA YERLEŞECEK
Hayatının en önemli parçalarından birinin deniz olduğunu ifade eden Özger, İZDENİZ A.Ş. ile birlikte yürüttükleri TÜBİTAK 1707 Ar-Ge Projesi kapsamında Telgraf Koyu’na 35 yeni resif daha yerleştireceklerini ifade etti. Özger, eklenecek yeni resiflerle hem atık miktarını azaltmayı hem de bölgeyi dalgıçlar ve su altı fotoğrafçıları için yeni bir cazibe noktası haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
“SADECE ESTETİK ODAKLI DEĞİL”
Özger, “Çocukluğumdan bu yana denizle çok yakın bir ilişkim var. Bugün dalış eğitmenliği yapmam ve mesleki üretimlerimin merkezine denizi koymam da aslında bunun bir devamı. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde aldığım endüstriyel tasarım eğitimi bana bir probleme yalnızca estetik açıdan değil işlev, malzeme, sürdürülebilirlik ve kullanıcı ilişkisi üzerinden de bakmayı öğretti. NeSea’yı kurarken de çıkış noktam tam olarak buydu. ‘Atık olarak görülen bir malzeme yeniden değerlendirilebilir mi, denize geri döndüğünde yeni bir yaşam alanına dönüşebilir mi?’ düşüncelerine odaklandım. Midye kabuklarının yapay resif olarak yeniden denizle buluşması fikri de böyle doğdu” ifadelerini kullandı.
“FOTOĞRAFÇILIK YAPMAM DA ETKİLİ OLDU”
Resiflerin şekillenmesinde su altı fotoğrafçılığına başlamasının da çok etkili olduğunu belirten Özger, “Çocukluğumdan bu yana yelkenle iç içeydim. Üniversitenin dalış kulübü sayesinde de su altıyla tanıştım. Deneme dalışından çıktığım ilk an eğitmen olmaya karar verdim. O andan sonra dalış, tüm hayatımın merkezi haline geldi. Bundan 5-6 yıl önce arkadaşlarımın desteği ve yönlendirmesiyle amatör olarak su altı fotoğrafçılığına başladım. Bu merak, bugün NeSea’nın temelinde de yer alıyor. Deniz canlılarını rahatsız etmeden doğru açıları bulabilmek için dalgıç olarak iyi bir yüzerlilik kontrolüne, doğru hava tüketimi yönetimine ve çok iyi bir gözlem yeteneğine sahip olmanız gerekiyor. Her su altı görüntülemecisinden bir şey öğrendim. Her su altı fotoğraf eğitiminde ekipmanı kullanmayı, kompozisyon oluşturmayı ve su altı canlılarını gözlemlemeyi öğrendim. Bu yüzden su altı fotoğraf yarışmalarına özellikle yarışmacı olarak değil, dalış eşi olarak katılmaya başladım” dedi.
“BALIK KATEGORİSİNDE BİRİNCİLİĞE ULAŞTIK”
Bu yıl Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından düzenlenen Altın Palet Sualtı Görüntüleme Türkiye Şampiyonası’nda fotoğrafçı Celil Çağlar’ın dalış eşi olarak yer aldığını belirten Özger, ekip olarak balık kategorisinde birincilik, mobil cihaz kategorisinde ise ikincilik kazandıklarını vurguladı. Özger, “Fotoğraf çekmek için belirli bir derinlikte ve noktada uzun süre kalmak, bana daldığım bölgeleri tasarımcı gözüyle de izlemeyi öğretti. Hangi canlıların ne tür yapılara tutunduğunu ve hangi alanlara yerleştiğini anlamak; bir ahtapotun yuvasını kabuk ve taşlarla nasıl koruyup kamufle ettiğini gözlemlemek, hem su altı canlılarına hem de su altı fotoğrafçılarına yönelik bir tasarım yöntemi geliştirmem konusunda bana ilham verdi” diye konuştu.
“TASARIMCILARA VE GİRİŞİMCİLERE CESARET VERECEK”
Özger, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tasarladığınız bir şeyin kağıt üzerinde ya da atölyede kalmayıp gerçekten denizin içinde yaşamın bir parçasına dönüşmesini görmek, tarif edilmesi zor bir duygu. Bu projenin şimdi uluslararası bir platformda ödüle layık görülmesi ise yıllardır verdiğimiz emeğin çok değerli bir karşılığı oldu. Benim için bu ödül sadece kişisel bir başarı değil; deniz ekosistemini korumaya yönelik tasarım odaklı çözümlerin ne kadar büyük bir etki yaratabileceğinin de göstergesi. Deniz tutkusunun doğru bilgi, tasarım ve kararlılıkla somut bir faydaya dönüşebileceğini göstermek ve özellikle genç tasarımcılara, girişimcilere ve denizle ilgili alanlarda çalışanlara cesaret verebilmek benim için en az ödül kadar kıymetli.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın