- Ekonomi
- 28.01.2026 10:49
Alternatif arayan gençler küçük kardeşe yöneldi
Güvenli liman olarak bilinen altına alternatif arayan gençlerin gümüşe ve platine yöneldiğini belirten Göksel Günaltay, teknolojik ve politik gelişmelerle birlikte 2026 yılında bu iki metalin stratejik bir konuma taşındığını vurguladı.
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : HABER MERKEZİ
BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Küresel ekonomide toparlanma beklentilerinin yükseldiği 2026 yılında değerli metaller yatırımcıların sıkça tercih ettiği yatırım araçlarının başında gelmeye devam ediyor. Faiz indirimleri ve jeopolitik gelişmelerin karşısında altın uzun süredir olduğu gibi yatırımcının güvenli limanı olmaya devam ederken, diğer değerli metallerde yeşil dönüşüm ve teknolojik gelişmelerin ivmesiyle değer kazanmaya devam ediyor. Özellikle genç yatırımcıların altına alternatifler aradığını ve gümüş ile platine ilgi gösterdiklerini belirten Sarraf Göksel Günaltay, gümüşün artık sadece altının küçük kardeşi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Savunma sanayi ve otomotiv sektörünün gümüş ve platine olan talebinin bu metalleri stratejik hale getirdiğini belirten Günaltay, merkez bankalarının stok artırma politikalarının altına güç verdiğine dikkat çekti. Kıymetli maden piyasalarına dair 2026 için genel bir değerlendirmede bulunduğu ve yatırım tavsiyesi vermediğini vurgulayan Günaltay, altın, gümüş ve platinin arkasındaki küresel hikâyeyi doğru okuyanların 2026’dan kazançlı çıkacağını dile getirdi.

GENÇ YATIRIMCILAR ALTERNATİF ARAYIŞINDA
Altının güvenli liman olarak görülmeye devam ettiğini ancak genç yatırımcıların gümüş ve platin gibi alternatiflere de ilgi gösterdiğini belirten Günaltay,“2026 yatırımcısı daha bilinçli. Artık tek bir madene değil, sepet yaklaşımına bakılıyor. Altın güveni, gümüş büyüme potansiyelini, platin ise teknolojik dönüşümü temsil ediyor. Bu üçlü birlikte düşünüldüğünde, riskler daha dengeli yönetilebiliyor. Türkiye’de altın her zaman güçlü bir tasarruf aracı olmuştur. 2026’da buna gümüş ve platin de ekleniyor. Döviz kurlarındaki dalgalanma ve küresel belirsizlikler, yatırımcıyı ‘somut varlıklara’ yöneltiyor. Özellikle genç yatırımcılar, gümüş ve platin gibi alternatifleri daha fazla araştırıyor” dedi.
GÜMÜŞ ARTIK KÜÇÜK KARDEŞ DEĞİL
Altın haricindeki değerli metallerin de yeşil enerji yatırımları ve savunma sanayinin ihtiyaçları ile giderek önem kazandığını belirten Günaltay, “Gümüş artık sadece ‘altının kardeşi’ değil, aynı zamanda stratejik bir sanayi metali. 2026’da yeşil enerji yatırımları, elektrikli araçlar, güneş panelleri ve savunma sanayi gümüş talebini artırıyor. Arz tarafında ise madencilik yatırımlarının sınırlı kalması fiyatları destekliyor. Bu nedenle gümüş, 2026’da altına kıyasla daha dalgalı ama potansiyeli yüksek bir maden olarak öne çıkıyor.Platin ise uzun süredir hak ettiği ilgiyi görmedi. Oysa 2026’da tablo değişiyor. Otomotiv sektöründe emisyon standartlarının sıkılaşması, hidrojen teknolojileri ve yeşil dönüşüm platine olan talebi artırıyor. Özellikle hidrojen yakıt hücrelerinde platin kritik bir rol oynuyor. Arz tarafında Güney Afrika merkezli üretim riskleri de fiyatları yukarı taşıyabilecek bir faktör. Bu nedenle platin, 2026’da ‘sessiz ama güçlü’ bir çıkış yapabilir” diye konuştu.

FAİZ İNDİRİMLERİ ALTINI DESTEKLİYOR
Dünya genelinde izlenen faiz artırma politikalarının artık geride kaldığını belirten Günaltay, bu durumun altını yeniden cazip kıldığını belirtti. Merkez bankalarının stok artırma çabalarının ve jeopolitik gelişmelerin de altın piyasasını şekillendirdiğini dile getiren Günaltay, açıklamalarını şu şekilde bitirdi: “2026, ‘yeni normalin’ iyice netleştiği bir yıl olacak. Enflasyon geçmiş yıllara göre daha kontrollü görünse de jeopolitik riskler, ticaret bloklaşmaları ve borçluluk sorunu piyasaların ana gündemi. Böyle dönemlerde kıymetli madenler sadece yatırım aracı değil, aynı zamanda bir ‘sigorta’ işlevi görür. Altın başta olmak üzere gümüş ve platin, portföylerde yeniden ağırlık kazanıyor.Altının 2026’daki gücü üç başlıkta toplanıyor. Birincisi merkez bankaları. Özellikle gelişmekte olan ülkeler rezervlerini çeşitlendirmek için altın alımlarını sürdürüyor. İkincisi faiz politikaları. Faizlerde sert artış dönemleri geride kaldı; bu da altının ‘faizsiz ama güvenli’ yapısını yeniden cazip kılıyor. Üçüncüsü ise jeopolitik riskler. Küresel sistemde güven sorunu arttıkça altın, parasal sistemin sessiz ama güçlü alternatifi olarak öne çıkıyor. Teknolojik gelişmeler bazı madenlerde talep yapısını değiştirebilir. Ancak genel resme baktığımızda, kıymetli madenler için riskten çok ‘denge arayışı’ öne çıkıyor. 2026’da kazananlar, sadece fiyatlara değil; altın, gümüş ve platinin arkasındaki küresel hikâyeyi doğru okuyanlar olacak.”
NOT: Bu haberde yer alan değerlendirmeler, dünya ekonomisindeki güncel gelişmeler ve çeşitli olasılıklar çerçevesinde kaleme alınmıştır. Sunulan veriler ve analizler, kesin yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Her yatırım kararı öncesinde kendi araştırmanızı yapmanız ve profesyonel bir finans danışmanına danışmanız tavsiye edilir.
Kaynak : HABER MERKEZİ