- Ekonomi
- 29.01.2026 15:22
Cangı’dan HABAŞ planına sert uyarı: Aliağa için ölüm fermanıdır
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Aliağa’daki HABAŞ Limanı geri hizmet sahasına yönelik plan değişikliğini eleştiren Cangı, yeni kirletici tesislerin bölgenin “Ölüm fermanı” olacağını vurguladı
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : YAREN ELMAS GÜZELKAN
Aliağa’da sanayi ve liman baskısı yeni bir plan değişikliğiyle yeniden gündemde. İzmit’ten sonra Türkiye’nin en yoğun ikinci liman bölgesi olan Aliağa’da, Habaş Limanı Geri Hizmet Sahası için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca onaylanan imar planı değişikliği askıya çıkarıldı. Çakmaklı Mahallesi’nde 123 dönümlük ormanlık alanı kapsayan plan, petrokimya, demir-çelik, gemi söküm ve enerji tesislerinin yoğunlaştığı bölgede çevresel ve sağlık risklerini yeniden tartışmaya açtı. Planlama alanının bir bölümü orman vasfını korurken, deniz tarafı ise “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alan” olarak tanımlandı. Bölgenin 1. derece deprem kuşağında yer alması da eleştirilerin odak noktalarından biri oldu. Plan değişikliğine çevre örgütlerinden tepki gelirken, EGEÇEP Eşsözcüsü Avukat Arif Ali Cangı, Aliağa’nın kirlilik kapasitesinin çoktan aşıldığını vurguladı. Cangı, daha önce hazırlanan bilimsel raporların dikkate alınmadığını belirterek, yeni sanayi ve liman yatırımlarının bölgeyi geri dönülmez bir noktaya sürükleyeceği uyarısında bulundu. Fosil yakıta dayalı yatırımların teşvik edilmesinin, Türkiye’nin iklim politikalarıyla da çeliştiğini ifade etti.
TUTARSIZLIK VE SAMİMİYETSİZLİKTİR
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı planlamada çevreyi tamamen unuttuğunu belirten Cangı, “İzmir Büyükşehir Belediyesi ise kendisinin aldırdığı Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Aliağa Bölgesi Toprak ve Bitki Kirliliği Sonuç Raporu ile TÜBİTAK MAM’ın Aliağa İlçesi Çevre Durum Tespiti Projesi Sonuç Raporlarını adeta rafa kaldırarak 1/2500’lük planı onayladı. Aliağa, kirlilik kapasitesini aşmış bir bölgedir. Buraya yeni kirletici endüstri tesisleri yapılması ya da mevcut tesislerin kapasitesinin artırılması, bölgenin ölüm fermanını imzalamak anlamına gelir. Tamamı fosil yakıta dayalı endüstri tesislerinin bu şekilde teşvik edilmesi, Türkiye’nin Kasım 2026’da Antalya’da COP31’e ev sahipliği ve eş başkanlık yapma niyetiyle açıkça çelişmektedir. Hem COP31’e ev sahipliğine talip olup hem de fosil yakıt yatırımlarını bu ölçekte artırmak tutarsızlık ve samimiyetsizliktir. İklim krizini gerçekten dert edinen herkesin bu planlara itiraz etmesi gerekir” dedi.
Kaynak : YAREN ELMAS GÜZELKAN