12 Eylül 2026, Cumartesi 11:27
26°C İzmir

Çantayı doldurmak, cebi boşaltıyor: Veliler yardım arıyor

Okul masrafları aile bütçelerini zorlarken, kırtasiye desteği isteyen velilerin sayısı her geçen gün artıyor. Eğitim sendikaları, artan maliyetlerin çocukların eğitim hakkını tehdit ettiğine dikkat çekti

Çantayı doldurmak, cebi boşaltıyor: Veliler yardım arıyor haberinin görseli
13 dk okuma süresi

Yeni eğitim-öğretim yılı milyonlarca öğrenci için ders zilinin heyecanından önce ağır bir ekonomik tabloyla başlayacak. Kırtasiye malzemesinden okul kıyafetine, beslenmeden servise kadar artan eğitim giderleri, özellikle asgari ücretli, emekli ve düşük gelirli aileleri çıkmaza sürüklüyor. Çocuklarının en temel okul ihtiyaçlarını dahi karşılamakta güçlük çeken birçok veli destek çağrısında bulunurken, bu çağrıların sayısı her geçen gün artıyor. Eğitim-Sen, Eğitim-İş ve Veli-Der temsilcileri ise yaşanan tablonun yalnızca ‘okul masrafı’ olmadığını, kamusal eğitimin maliyetinin giderek ailelerin omuzlarına yüklendiğini ve bunun çocuklar arasındaki eşitsizliği derinleştirdiğini vurguladı.

EĞİTİM MALİYETLERİ AİLELERİN OMUZLARINDA 

Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken milyonlarca öğrenci ve velinin, okul heyecanından önce eğitim masraflarını nasıl karşılayacağını düşündüğünü söyleyen Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, “Kırtasiye ürünlerinden okul çantasına, kıyafetten ayakkabıya, beslenmeden ulaşıma kadar hemen her kalemde yaşanan yüksek fiyat artışları, aile bütçelerini zorlamanın ötesine geçmiş, çocukların eğitim hakkını doğrudan etkileyen bir noktaya ulaşmıştır. Bugün bir öğrencinin en temel okul ihtiyaçlarını karşılamak bile aile bütçesinde ciddi bir yük oluşturuyor. Defter, kalem, boya, dosya ve çanta gibi geçmişte sıradan kabul edilen ihtiyaçlar, artık pek çok aile açısından alınmadan önce defalarca hesap yapılmasını gerektiren ürünlere dönüşmüş durumda. Birden fazla çocuğu okula giden asgari ücretli, emekli ve düşük gelirli aileler açısından ise tablo çok daha ağırdır. Asgari ücretin bir ailenin temel gıda ve barınma ihtiyaçlarını karşılamakta dahi yetersiz kaldığı koşullarda ailelere bir de ‘Çocuğunun defterini, kalemini, çantasını, kıyafetini, beslenmesini ve ulaşımını sen karşıla’ denilmektedir. Hiçbir veli çocuğunun defteri ile mutfak masrafı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmamalıdır. Anayasada eğitimin parasız olduğu ifade edilse de velilerin yaşadığı gerçeklik bununla örtüşmemektedir. Bir çocuk okula başladığı andan itibaren ailesi; çantasından defterine, kaleminden kıyafetine, beslenmesinden ulaşımına kadar çok sayıda harcamayı kendi cebinden karşılamak zorunda kalmaktadır. Üstelik kamu okullarına yeterli ödenek ayrılmaması nedeniyle okulların temizlik, kırtasiye, bakım-onarım ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanmasında da çeşitli biçimlerde velilerin katkısına başvurulabilmektedir. Bu koşullarda ‘parasız eğitimden’ söz etmek giderek zorlaşmaktadır. Üzerinde durulması gereken temel mesele, yalnızca kırtasiye ürünlerinin pahalı olup olmadığı değildir. Asıl sorun, kamusal olması gereken eğitimin maliyetinin giderek daha fazla ailelerin omuzlarına yüklenmesidir” dedi. 

LÜTUF YA DA SOSYAL YARDIM DEĞİL… 

Artan eğitim giderlerinin en ağır sonuçlarından birinin, çocuklar arasındaki eşitsizliğin daha okul sıralarında derinleşmesi olduğunu kaydeden Yardım, “Bir çocuk ihtiyaç duyduğu kırtasiye malzemesine, kitaba, eğitim materyaline, sağlıklı bir öğün yemeğe ya da güvenli ulaşıma erişemiyorsa orada eşit eğitim hakkından söz edilemez. Çünkü nitelikli eğitim bir ayrıcalık değil, bütün çocukların hakkıdır. Defter, kalem, kitap, çanta, beslenme ve ulaşım; bir çocuğun eğitim sürecine katılabilmesinin temel gereksinimleridir. Bunların kamusal olarak karşılanması bir lütuf ya da sosyal yardım değil, eğitim hakkının gereğidir. Eğitim hakkı, çocuğun ailesinin gelir düzeyine göre yararlanabileceği bir hak değildir. Devletin görevi de yalnızca okulun kapısını açmakla sınırlı olamaz. Bir öğrencinin eğitim sürecine eşit koşullarda katılabilmesi için ihtiyaç duyduğu temel araçlara, nitelikli eğitim materyallerine, sağlıklı beslenmeye ve güvenli ulaşıma erişebilmesi gerekir. Kamusal eğitimin temel işlevlerinden biri toplumsal eşitsizlikleri azaltmak olmalıdır. Oysa bugün izlenen politikalar, toplumsal eşitsizlikleri azaltmak bir yana, bu eşitsizliklerin okulun içine taşınmasına ve eğitim sistemi üzerinden yeniden üretilmesine neden olmaktadır. Biz Eğitim-Sen olarak yıllardır ifade ediyoruz: Eğitimin bütün kademelerinde kamusal, parasız, bilimsel, laik, demokratik, anadilinde ve cinsiyet eşitlikçi eğitim esas alınmalıdır. Hiçbir veli okulların açıldığı günlerde ‘Çocuğumun ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağım?’ kaygısı yaşamamalı; hiçbir çocuk defteri, kalemi, kitabı, çantası ya da beslenmesi olmadığı için kendisini eksik hissetmemelidir. Sorunun çözümü, velileri daha ucuz kırtasiye malzemesi aramaya mahkûm etmek değildir. Çözüm, eğitimin maliyetini ailelerin sırtından alarak kamunun sorumluluğuna vermektir” mesajını iletti. 

- REKLAM -

BAŞKAN YILDIRIM’DAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

Talepleri sıralayan Yardım, “Her öğrencinin temel kırtasiye ihtiyaçları, ders kitapları ve ihtiyaç duyduğu eğitim materyalleri ücretsiz karşılanmalıdır. Kamu okullarına doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmalıdır. Okul yöneticileri ‘kaynak yaratmak’, veliler ise okulların finansman açıklarını kapatmak zorunda bırakılmamalıdır. Eğitim sürecine katılım için gerekli ulaşım olanakları, ekonomik koşullar nedeniyle hiçbir öğrencinin eğitimden uzaklaşmasına yol açmayacak şekilde kamusal olarak desteklenmelidir. Bütün öğrencilerin eşit koşullarda erişebilmesi güvence altına alınmalıdır. Çocukların beslenmesi de ailelerin ekonomik durumuna terk edilemez. Gıda fiyatlarının sürekli arttığı koşullarda özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarının yeterli ve dengeli beslenmesi giderek güçleşmektedir. Açlıkla ya da yetersiz beslenmeyle okula gelen bir çocuktan dersine odaklanmasını ve eğitim sürecine diğer çocuklarla eşit koşullarda katılmasını beklemek mümkün değildir. Bu nedenle bütün öğrencilere okullarda en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı ve nitelikli yemek ile temiz içme suyu sağlanması artık ertelenemez bir kamusal sorumluluktur. Çocukların eğitim hakkı ailelerin gelirine, velilerin satın alma gücüne ya da piyasa koşullarına bırakılamaz. Devlet, eğitimin bütün maliyetini kamusal bir sorumluluk olarak üstlenmek zorundadır. Eğitim bir ayrıcalık değil haktır. Parasız eğitim yalnızca okul kapısından ücretsiz girmek değildir. Gerçek anlamda parasız eğitim; bir çocuğun ailesinin gelirine bakılmaksızın eğitim için ihtiyaç duyduğu bütün temel olanaklara eşit ve ücretsiz biçimde erişebilmesidir. Eğitim-Sen olarak çağrımız açıktır: Eğitimin maliyeti velilerin omuzlarından alınmalı, eğitim bütçesi artırılmalı ve kamu kaynakları çocukların eşit, nitelikli ve parasız eğitim hakkı için kullanılmalıdır” çağrısında bulundu. 

ÇOCUKLARIMIZ OKULDA OLMALIDIR 

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte velilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik tablonun, çocukların eğitim hakkını tehdit eden ciddi bir noktaya ulaştığını vurgulayan Eğitim-İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen de “Kırtasiye malzemesinden okul kıyafetine, servisten beslenmeye kadar hemen her kalemde yaşanan artış, özellikle asgari ücretle geçinen ve birden fazla çocuğu bulunan ailelerin bütçesini zorluyor. Eğitim-İş’in 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde yaptığı araştırmaya göre kırtasiye giderlerinde geçen yıla kıyasla yüzde 27 ila 32 arasında, okul kıyafetlerinde yüzde 15, beslenme çantasında yüzde 19,22, servis ücretlerinde ise yüzde 25,49 oranında artış yaşandı. Buna karşın net asgari ücretteki artış yüzde 27'de kaldı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun araştırma birimi KAMU-AR’ın Ağustos 2026 verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 38.318 TL olarak gerçekleşti. Daha çarpıcı olan ise çocuk başına düşen toplam maliyet. Yalnızca kırtasiye ve giyim giderlerinin en düşük tutarı 22 bin 566 TL. Bu rakam, 28 bin 75 TL olan net asgari ücretin yaklaşık yüzde 80,4'üne denk geliyor. Başka bir ifadeyle; asgari ücretle geçinen bir aile, tek çocuğunu okula hazırlamak için neredeyse bir aylık gelirini harcamak zorunda. İki çocukta bu tutar 45 bin 132 TL'ye, üç çocukta ise 67 bin 698 TL'ye yükseliyor. Buna servis ve beslenme giderleri de eklendiğinde ailelerin karşı karşıya kaldığı yük artık taşınabilir olmaktan çıkıyor. Kaldı bir dönem boyunca sürekli artan maliyetler ile devam ediyor. Bu tablo yalnızca bir ‘okul masrafı’ meselesi değildir. Bu, çocukların eğitim hakkına erişimi ve eğitimde eşitlik meselesidir. Bugün velilerin kırtasiye desteği istemek zorunda kalması, bazı ailelerin çocuklarının temel okul ihtiyaçlarını karşılayamaması, çocukların beslenme konusunda arkadaşlarından geri kalması kabul edilemez bir durumdur. Çocukların eğitim hakkı anne babalarının gelir durumlarına göre şekillenmemelidir. Milli Eğitim Bakanlığı öncelikli olarak çocuklarımızın sağlıklı beslenebilmesi için bir an önce sağlıklı ve dengeli bir öğün ücretsiz yemek ve temiz içme suyuna erişimi sağlaması gerekmektedir. Sonrasında ücretsiz ve nitelikli kamusal eğitim; kırtasiye, giyim ve ulaşım giderlerini de kapsayacak şekilde ki planlamaları hayata geçirmelidir. Çocuklarımız okulda olmalıdır. Hiçbir çocuk çantası, defteri veya beslenmesi olmadığı için eğitimden uzaklaşmamalıdır” sözlerine dikkat çekti.

- REKLAM -

ZORUNLU BAĞIŞ TALEBİ

“Kime yetişeceğimizi, kime yardım edeceğimizi bilemediğimiz günlerden geçiyoruz” diyen Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat ise “Hatta bu durum, ekonomik krizin bütün faturasını sabit gelirli insanlara yükleyen hükümeti ve eğitim sistemini eleştirmek yerine bir tür vicdan rahatlatma mekanizmasına dönüşebiliyor. Tabii ki yine de bir çocuk, bir çocuktur… Eğitim-öğretim yılı başlarken kamusal eğitim yine çok ciddi problemlerle karşı karşıya. Bir tarafta servis ücretleri, diğer tarafta kırtasiye masrafları, bir başka tarafta ise okulların yetersiz hazırlık süreçleri… Elimizi nereye atarsak atalım bir sorunla karşılaşıyoruz. Pazardan pazara harçlıklarını biriktiren ailelerden okul kayıt parası adı altında, yasalara tamamen aykırı olmasına rağmen, ‘Çocuklarınızın iyiliği için’ denilerek zorunlu bağış talep edilebiliyor. Üç çocuğu olan bir aile için yalnızca çocukların giyim, defter, kalem, silgi gibi temel kırtasiye ihtiyaçlarının masrafı, bir asgari ücrete denk düşecek seviyelere ulaşmış durumda. Birçok velimiz bu konuda çaresiz ve yardım arayışı içerisinde. Servis ücretleri de almış başını gidiyor. Tüm bunlara rağmen ülkenin Millî Eğitim Bakanı, çocuğunu özel okula gönderirken bu konuda kendisine soru sorulduğunda ‘Bu benim özel hayatım’ diyebiliyor. Yoksulların çocukları basit bir temel eğitime bile erişemezken, onlara yoksulluk ortamında kalabalık sınıflar ve yetersiz eğitim olanakları sunuluyor. Buna karşılık küçük bir zümrenin çocukları özel okullarda daha nitelikli eğitim alma şansına sahip olabiliyor.  Ülkemizde temel problemin sosyal ve ekonomik adaletsizlik olduğunu düşünen bizler, çocukların geleceğine yatırım yapmanın ülkenin en itibarlı yaklaşımı olacağını düşünüyoruz. Bir öğrencinin temel beslenme, temiz suya erişim, kırtasiye, giyim-kuşam ve nitelikli bir okul ortamına ulaşabilmesinin; her gün yaptığımız alışverişlerde ödediğimiz vergiler ve Anayasa güvencesiyle korunması ve sağlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Eğitim bir lüks ya da tercih değil; çocukların ve ülkenin geleceği için en temel ihtiyaçtır” değerlendirmesinde bulundu. 

İlkses Gazetesi'nden sıcak gelişmeleri anında öğrenmek için Google Haberler'de bizi takip edin! Google News'te Abone Ol

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.