5 Eylül 2026, Cumartesi 10:44
27°C İzmir

Ciro artıyor ama sanayicinin cebi boş

Sanayi cirosunun yıllık yüzde 26,7 artmasına karşın sanayi üretiminin haziranda yüzde 1,4 gerilemesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksel, ciro artışının tek başına kârlılık anlamına gelmediğini vurguladı

Ciro artıyor ama sanayicinin cebi boş haberinin görseli
8 dk okuma süresi

KEMAL ÖZKURT-ÖZEL HABER / Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3, sanayi sektörü ise yüzde 2,4 büyüdü. Ancak haziranda sanayi üretiminin yüzde 1,4 gerilemesi, sanayi cirosunun yüzde 26,7 artmasına rağmen kapasite kullanım oranının ağustosta yüzde 73,5’e düşmesi, büyümenin sanayicinin sahadaki durumuna ne ölçüde yansıdığı sorusunu gündeme getirdi. İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, özellikle ihracatçı firmaların küresel rekabet, döviz kuru, enerji, navlun ve hammadde maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi. İşletmelerin en fazla finansmana erişim, maliyet baskısı ve öngörülebilirlik sorunlarına odaklandığını belirten Yüksel, “Sadece toplam rakamların büyümesi değil, bu büyümenin sektörlere, işletmelere ve çalışanlara yayılması önemlidir” dedi. Yüksel, üretim altyapısının güçlendirilmesi, yüksek katma değerli üretimin teşvik edilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı.

SANAYİDE BÜYÜME VAR ÜRETİMDE DÜŞÜŞ

Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyürken sanayi sektörü yüzde 2,4 büyüdü. İlk çeyrekte yüzde 0,5 daralan sanayideki toparlanmaya karşın haziran ayında sanayi üretiminin yıllık yüzde 1,4 gerilemesi, büyüme ile üretim verileri arasındaki farkı ortaya koydu. İmalat sanayisi de ilk çeyrekteki yüzde 1,3’lük daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyüdü. Sanayi cirosu haziranda yıllık yüzde 26,7 artarken aylık bazda yüzde 2,7 geriledi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nin temmuzda yüzde 27,83 yükselmesi ise cirodaki artışın doğrudan kârlılık anlamına gelmediğine işaret etti. Yüksek maliyetler ve finansman giderleri, sanayicinin reel kazancını sınırlayan başlıca unsurlar arasında yer aldı.

- REKLAM -

KAPASİTE KULLANIMI YÜZDE 73,5’E İNDİ

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre imalat sanayisinde kapasite kullanım oranı ağustosta yüzde 73,5’e geriledi. Yıl içinde yüzde 73,3 ile yüzde 74,5 arasında dalgalanan oran, mevcut üretim kapasitesinin yaklaşık dörtte birlik bölümünün kullanılmadığını gösterdi. Öte yandan TÜİK’in ağustos ekonomik güven endeksi 100,6 olurken, sanayicilerin gelecek beklentilerinde tamamen olumsuz bir tablo oluşmadı. İkinci çeyrek büyümesinde net mal ve hizmet ihracatı 0,6 puan, sanayi 0,5 puan katkı sağladı. Tarımın katkısı da 0,5 puan olurken hane halkı tüketimi yüzde 3,5, gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 0,6 arttı.

BÜYÜMENİN NİTELİĞİNE BAKILMALI

Sanayi sektörünün ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesinin üretim açısından önemli bir katkıya işaret ettiğini belirten Yüksel, asıl önemli olanın büyümenin işletmelerin finansal yapısına, üretim kapasitesine, istihdamına ve rekabet gücüne yansıması olduğunu söyledi. İzmir ihracatındaki gelişmelere de dikkat çeken Yüksel, “İzmir ihracatında yılın ilk yarısında yüzde 6,8’lik bir artış yaşanırken, 25 sektörün 13’ünde ihracatın gerilemesi bize önemli bir mesaj veriyor. Toplamdaki olumlu tabloyu görürken, bazı sektörlerimizin yaşadığı zorlukları da göz ardı etmemeliyiz. Bugün sanayicimizin temel beklentisi, büyümenin sadece istatistiklerde değil, üretim yapan işletmelerin günlük faaliyetlerinde de hissedilmesidir. Bunun için finansmana erişim, maliyet yapısı, rekabet gücü ve öngörülebilir ekonomi politikaları büyük önem taşıyor” diye konuştu.

- REKLAM -

CİRO ARTIYOR KÂR ARTIYOR MU?

Sanayi cirosunun yıllık yüzde 26,7 artmasına karşın sanayi üretiminin haziranda yüzde 1,4 gerilemesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksel, ciro artışının tek başına kârlılık anlamına gelmediğini vurguladı. Sanayicinin gerçek durumunun maliyetler, finansman giderleri, enerji ve işçilik maliyetleri ile üretim hacmi birlikte değerlendirilerek ortaya konulabileceğini belirten Yüksel, “Bugün birçok işletme yüksek maliyet baskısı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Satış rakamları nominal olarak artabilir ancak aynı dönemde üretim maliyetleri de yükseliyorsa, işletmenin reel kazancı aynı oranda artmayabilir. Bu nedenle büyüme rakamlarını değerlendirirken sadece ciro artışına değil, üretimin sürdürülebilirliğine ve işletmelerin kârlılık yapısına da bakmamız gerekiyor. Sanayicimiz üretmeye, ihracat yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyor. Ancak rekabet gücümüzü korumak için maliyet baskısını azaltacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak ve üretimi destekleyecek adımlara ihtiyaç var” dedi.

KAPASİTE KULLANIMI DESTEKLENMELİ

İmalat sanayisinde kapasite kullanım oranının ağustosta yüzde 73,5’e gerilemesinin fabrikaların mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını gösterdiğini belirten Yüksel, iç talepteki yavaşlama, küresel pazarlardaki belirsizlikler ve finansman maliyetlerinin sanayiciyi etkilediğini ifade etti. İzmir’in güçlü üretim kültürü, nitelikli insan kaynağı ve lojistik imkanlarına rağmen kapasite kullanımının ve yatırımların daha güçlü desteklenmesi gerektiğini belirten Yüksel, “İzmir sanayisi güçlü bir üretim kültürüne, nitelikli insan kaynağına, limanlara ve önemli lojistik imkanlara sahip bir kenttir. Bu avantajlarımız sayesinde birçok sektörde Türkiye ekonomisine katkı sunmaya devam ediyoruz. Ancak sürdürülebilir bir büyüme için kapasite kullanımının ve yatırımların daha güçlü şekilde desteklenmesi gerekiyor. Özellikle ihracat yapan firmalarımız açısından küresel rekabet her geçen gün daha zorlu hale geliyor. Döviz kuru, enerji maliyetleri, navlun giderleri ve hammadde fiyatları işletmelerimizin kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle üretim altyapımızı güçlendirecek, yüksek katma değerli üretimi teşvik edecek politikalar büyük önem taşıyor” dedi.

SANAYİCİNİN ÖNCELİĞİ ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK

İzmir sanayicisinin tek bir sorunla karşı karşıya olmadığını belirten Yüksel, ““Sanayicimizin bugün tek bir sorunla karşı karşıya olduğunu söylemek mümkün değil. Birbirini etkileyen çok sayıda başlık var. Ancak işletmelerimizin en fazla üzerinde durduğu konuların başında finansmana erişim, maliyet baskısı ve öngörülebilirlik geliyor. Üretim yapan bir işletme için uzun vadeli planlama yapabilmek çok önemli. Bunun için ekonomi politikalarının öngörülebilir olması, finansmana erişimin daha sağlıklı hale gelmesi ve işletmelerin rekabet gücünü koruyacak koşulların oluşturulması gerekiyor” dedi. İzmir’in güçlü ihracat ve üretim altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Yüksel, “Büyümeyi kalıcı hale getirmek için sektörlerimizin tamamının bu süreçten faydalanması gerekiyor. Sadece toplam rakamların büyümesi değil, bu büyümenin sektörlere, işletmelere ve çalışanlara yayılması önemlidir. Türkiye’nin daha güçlü bir üretim ekonomisine ulaşması için yüksek teknoloji üretimi, inovasyon, sürdürülebilirlik ve katma değerli ihracat kapasitemizi artırmamız gerekiyor. Sanayicimizin beklentisi üretimden, yatırımdan ve istihdamdan yana bir ekonomik ortamın güçlendirilmesidir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ

İlkses Gazetesi'nden sıcak gelişmeleri anında öğrenmek için Google Haberler'de bizi takip edin! Google News'te Abone Ol

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.