Fix menü, fix hayatlar: Dışarıda iftar yapmak lüks oldu

Ramazan’da sofralar paylaşım için kuruluyor, ancak restoranlarda seçenekler daralıyor, fiyatlar katlanıyor! Tek tip menülerle tüketicinin seçim hakkı sınırlandırılırken, Başkan Kurdoğlu, söz konusu uygulamaların hem hukuki hem de vicdani boyutuna dikkat çekti

Fix menü, fix hayatlar: Dışarıda iftar yapmak lüks oldu haberinin görseli

Ramazan sofraları bu yıl hem cep yakıyor hem de seçenek sunmuyor! Dışarıda iftar yapmak isteyen vatandaş, birçok mekanda tek tip ve yüksek fiyatlı ‘fix’ menüyle karşı karşıya kalırken, çorba ve ana yemekle sade bir iftar yapmak isteyenlere dahi alternatif sunulmaması, ‘dışarıda iftar lüks oldu’ yorumlarını beraberinde getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) İzmir Şube Başkanı Av. Fatih Kurdoğlu, uygulamaların hukuki ve sosyal boyutuna dikkat çekerek, Ramazan’ın ticari fırsata dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı. İzmir’de yaşayan vatandaşlardan da konuya ilişkin çeşitli şikayetler aldıklarını belirten Başkan Kurdoğlu, “Özellikle büyükşehirlerde kişi başı iftar menü fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığı görülüyor. Vatandaş sadece çorba ve ana yemek tüketmek istese bile buna imkân tanınmıyor. Zorunlu fix menü uygulaması düşük bütçeli tüketiciyi sistem dışına itiyor. Bu tablo, emekliler ve asgari ücretliler açısından ciddi bir erişim sorunu yaratıyor” dedi.

fatih kurdoğlu

HUKUKA AYKIRI OLABİLİR

Ramazan ayında restoranların özellikle fix menü sunmasının ‘dayatma’ sayılıp sayılmadığını değerlendiren Av. Kurdoğlu, “İşletmeler menü konseptini belirleme özgürlüğüne sahip olmakla birlikte, tüketicinin gerçek anlamda seçim hakkı fiilen ortadan kaldırılıyorsa bu durum açık bir dayatma niteliği taşıyabilir. Özellikle; sadece pahalı ve çok kalemli menü sunulması, daha ekonomik alternatiflerin bilinçli şekilde kaldırılması, tüketicinin yalnızca bir ana yemek siparişi talebinin reddedilmesi gibi uygulamalar tüketiciyi ekonomik açıdan zorlayabilir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amacı, tüketicinin ekonomik çıkarlarını korumaktır. Ayrıca ayrımcılık yasağı kapsamında, oruç tutmayan veya sağlık sorunları nedeniyle oruç tutamayan kişilere fix menü dayatılması da hukuka aykırı olabilir. Menünün tamamen kaldırılması ya da seçim özgürlüğünün ortadan kaldırılması mevzuata aykırıdır. ‘Tek tip iftar menüsü’ adı altında yapılan zorunlu uygulamalar da hukuki açıdan sorun teşkil edebilir. Tüketici, menüden istediğini seçme ve yalnızca talep ettiği ürünü tüketme hakkına sahiptir. Hiç kimse belirli bir menüyü satın almaya zorlanamaz. Ramazan gibi manevi değeri yüksek bir ayda, insanların oruçlarını nasıl açacaklarına dahi müdahale edilmesi ve menü adı altında zorlamaya maruz bırakılması doğru değildir” dedi.

ramazan

- REKLAM -

ÖZEL GÜNLERİN İSTİSMARI

Menü içeriğini seçme hakkının temel bir hak olduğunu aktaran Başkan Kurdoğlu, “Tüketicinin temel haklarından biri seçim özgürlüğüdür. Bir restorana giden tüketici; ihtiyacı kadar sipariş verme, istediği ürünü seçme, satın aldığı ürünü tüketme hakkına sahiptir. ‘Ya hepsini al ya hiç gelme’ yaklaşımı; mevzuata, genel ahlaka ve toplumsal değerlere aykırıdır” yorumunda bulundu. Ramazan ayındaki yüksek fiyat artışlarının ‘fahiş fiyat’ olarak ele alınabileceğini belirten Kurdoğlu, “Ramazan öncesinde 300 TL olan bir menünün Ramazan’da 800 TL’ye çıkarılması gibi örneklerde, artışın maliyetle açıklanıp açıklanamadığı önemlidir. Makul bir ekonomik gerekçe yoksa bu durum ‘fahiş fiyat’ kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür uygulamalar, ‘özel günlerin istismarı’ anlamına gelebilir. Denetim yetkisi başta Ticaret Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumlarına aittir” sözlerini gündeme taşıdı.

ramazan

MANEVİ DEĞERLERE ZARAR VEREBİLİR

Söz konusu mağduriyetle karşılaştıkları takdirde tüketicilerin nereye başvurması gerektiğini de anlatan Başkan Kurdoğlu, “Ticaret İl Müdürlükleri, Tüketici Hakem Heyetleri, Alo 175 Tüketici Danışma Hattı, belediyelerin zabıta birimleri, Tarım ve Orman İl Müdürlükleri gibi şikayet mekanizmalarının kullanılması caydırıcılık açısından önemlidir… Bu uygulama; asgari ücretli ve emekli kesimi dışlayabilir, ailece dışarıda iftar yapmayı zorlaştırabilir, Ramazan’ı kamusal bir paylaşım ayı olmaktan çıkarıp gelir düzeyine göre ayrışmaya yol açabilir. Bu durum yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sosyal adalet sorunudur. Ramazan’ın amacı; nefsi terbiye etmek, ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşlarla empati kurmak ve paylaşma bilincini artırmaktır. Fix menü adı altında lüks ve gösterişli sofraların teşvik edilmesi, manevi değerlere zarar verebilir… Özellikle büyükşehirlerde kişi başı iftar menü fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığı görülüyor. Vatandaş sadece çorba ve ana yemek tüketmek istese bile buna imkân tanınmıyor. Zorunlu fix menü uygulaması düşük bütçeli tüketiciyi sistem dışına itiyor. Bu tablo, emekliler ve asgari ücretliler açısından ciddi bir erişim sorunu yaratıyor. ‘Oruç tutmak değil ama dışarıda iftar yapmak lüks oldu’ değerlendirmesi ne yazık ki ekonomik gerçekliği yansıtıyor. Ramazan ayı; paylaşma, dayanışma ve sosyal hassasiyet ayıdır. Bu dönemin aşırı kar maksimizasyonuna dönüştürülmesi toplumsal vicdanı rahatsız eder. Hukuk en alt sınırı belirler; etik sorumluluk ise daha yüksek bir bilinç gerektirir” mesajını verdi.

ramazan

- REKLAM -

ORANTISIZ ARTIŞLAR

İzmir’de yaşayan vatandaşlardan da konuya ilişkin çeşitli başvurular aldıklarını belirten Başkan Kurdoğlu, şikayetlerin özellikle şu başlıklarda yoğunlaştığını ifade ederek “Kişi başı yüksek sabit menü fiyatları, zorunlu servis bedeli, çocuklardan tam ücret alınması, menüde belirtilen ürünlerin eksik sunulması… Bu kapsamda, vatandaşlarımızdan fiş ve fatura almalarını, menü görsellerini saklamalarını ve haksızlık durumunda Tüketici Hakem Heyetlerine başvurmalarını istiyoruz… Enflasyon elbette maliyetleri etkiler. Ancak; Ramazan’a özel ani ve orantısız artışlar, bölgesel ortalamanın çok üzerinde fiyatlandırmalar fırsatçılık şüphesini doğurur. Bu durumun incelenmesi gerekir” çağrısında bulundu.

ramazan

SESSİZ KALMAYIN

Dernek olarak Ramazan dönemi boyunca fiyat hareketlerini izlediklerini belirten Av. Kurdoğlu, yetkililere seslendi: “Ramazan’ın manevi atmosferi korunmalı; tüketicinin dini ve sosyal hassasiyetleri ticari kazanç aracı haline getirilmemelidir. Denetimler artırılmalı, caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.” Öte yandan, tüketicilere de bilinçli hareket etme çağrısı yapan Kurdoğlu, “Şeffaf olmayan işletmeleri tercih etmeyin, haksız uygulamalara sessiz kalmayın. Dayanışma sadece sofrada değil, hak aramada da olmalıdır… Menü fiyatlarını önceden öğrenin. Ek ücretleri mutlaka sorun. Fiş veya fatura alın. Aşırı fiyat uygulamalarını şikayet edin. Makul fiyatlı işletmeleri tercih ederek piyasa dengesine katkı sağlayın. Unutulmamalıdır ki hakkın küçüğü, büyüğü olmaz. Küçük hak ihlalleri zamanında engellenmezse ileride daha büyük sorunlara yol açabilir. Tüketici örgütlü ve bilinçli oldukça piyasada denge sağlanacaktır” ifadelerine dikkat çekti.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.