BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER / Türkiye’de her yıl yüz binlerce genç yükseköğretimden mezun olsa da diploma her mezun için iş kapısını aralayamıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre genç işsizliği çift haneli seviyelerde seyrini sürdürürken, özellikle meslek yüksekokulu (MYO) mezunlarının önemli bir kısmı eğitimini aldığı alanda çalışamıyor. Bir tarafta nitelikli ara eleman arayan sanayiciler, diğer tarafta aylarca iş arayan gençler bulunurken, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesi Dr. Ahmet Özken bu tabloyu tersine çevirecek bir model hakkında bilgiler aktardı. Özken, Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) kurulacak iş garantili meslek yüksekokullarıyla öğrencilerin üretimin içinde eğitim alacağını, mezun olmadan işverenlerle buluşacağını ve ortalama 16 aya ulaşan iş arama süresinin ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini belirtti. Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nin (KOSBİ) konum ve yapısı gereği MYO kurulması için çok elverişli olduğunu söylerken, kurulacak nitelikli kampüs içinde gençlerin hem akademik eğitim alacağını hem de OSB sayesinde uygulamalı eğitimle sektörel tecrübe edineceğini belirtti.

MEZUNLARIN YARISI İŞİ YAPAMIYOR
MYO mezunlarının ortalama iş bulma süresinin çok uzun olduğunu ve mezunların yarısının alanları dışında işlerde çalışmak zorunda kaldığını aktaran Dr. Özken, “Ülkemizde şu an tam 204 tane Meslek Yüksekokulu (MYO) bulunuyor. Bunların 129’u devlet, 75’i ise vakıf üniversitelerine bağlı. Bu okullarda 500 binden fazla öğrenci eğitim görüyor. Dağılıma baktığımızda mühendislik ağırlıklı programlar ‘yüzde 35, sağlık programları ise ‘yüzde 20’lik bir paya sahip. Burada canımızı sıkan iki önemli veri var ki zaten bizim çıkış noktamız da burası: Bu mezunların ‘yüzde 50’si maalesef okuduğu işi yapmıyor. Üstelik ortalama iş bulma süreleri de 16 ayı buluyor. İzmir’de Dokuz Eylül, Ege, Yaşar, İzmir Ekonomi ve Kavram Meslek Yüksekokulu gibi toplam 20 MYO var. Bu okullarda 15 binden fazla öğrenci eğitim görüyor ve her yıl yaklaşık 3 bin mezun veriyoruz. İzmir özelinde ise 17 Organize Sanayi Bölgemiz mevcut. İzmir Atatürk OSB, Kemalpaşa OSB, İTOB gibi değerli bölgelerimizde bin 500’e yakın fabrika faaliyet gösteriyor. Bu fabrikalar 101 bin kişiye iş imkanı sunarken, yıllık yaklaşık 30 milyar USD gibi devasa bir ticaret hacmi gerçekleştiriyor” dedi.

İŞ VEREN VE İŞ ARAYAN YAN YANA
Hazırladıkları proje ile iş arayan gençleri okuldan mezun olmadan önce iş verenler ile buluşturarak iş garantisi oluşturmak istediklerini belirten Dr. Özken, “16 aylık iş arama sürelerini ortadan kaldırmak ve ‘okuduğu işi yapma’ oranını artırmak için harika bir modelimiz var. EBSO koordinatörlüğünde, Organize Sanayi Bölgelerinde İş Garantili Meslek Yüksekokulları projesi kapsamında Ege Üniversitesi KOSBİ MYO olarak biz tam da bu sorunu çözüyoruz. Öğrencilerimizi doğrudan OSB’nin içine alarak onlara muazzam avantajlar sunuyoruz: Öğrencilerimiz sadece teorik ders görmüyor, haftalık ders saatleri dışında OSB’deki işletmelerde birebir uygulamalı eğitim alıyorlar. Böylece mezun olduklarında o hep karşımıza çıkan ‘tecrübesiz’ etiketinden daha ilk günden kurtuluyorlar. ‘Piyasanın neye ihtiyacı var?’ sorusunu sanayicilere soruyoruz. Sanayi temsilcileri müfredat tasarımında söz sahibi olduğu için, öğrencilerimiz tam olarak sektörün aradığı güncel becerilerle yetişiyor. OSB bünyesindeki işletmeler, başarılı öğrencilerimizi daha mezun olmadan gözlerine kestiriyor ve iş tekliflerini yapıyorlar. Çocuklarımız daha diplomalarını ellerine alırken, hangi gün işe başlayacaklarını biliyorlar. İşe başladıktan sonra da işletmeler mezunlarımıza mentörlük ve ileri eğitim desteği sağlamaya devam ediyor. İlk iş deneyiminden sonra daha üst pozisyonlara geçişte de onlara rehberlik ediliyor. Bir tarafta yetişmiş eleman arayan binlerce fabrika, diğer tarafta iş arayan binlerce genç var. Biz KOSBİ MYO modeliyle bu iki gücü tam merkezinde, yani OSB içinde birleştirerek her iki tarafın da kazanmasını sağlıyoruz. Bu sistem aslında teknik liselerin bir üst aşaması gibi düşünülebilir. Şu an Kemalpaşa, Çiğli ve Aliağa’da Organize Sanayi Bölgelerine ait çok başarılı Anadolu teknik ve meslek liselerimiz zaten var. Projenin amacı, bu liselerdeki öğrencileri öncelikli olarak sisteme dahil etmek, onlara iki yıllık nitelikli bir yükseköğrenim sunarak sektöre kazandırmak. Yani meslek liselerinin devamı niteliğinde bir yapı kuruyoruz. Bu meslek yüksekokulu sürecinin ardından, ileride ihtiyaçlar doğrultusunda mühendislik veya iktisat gibi dört yıllık fakülteler de tabii ki kurulabilir; ancak bizim birincil önceliğimiz kesinlikle meslek yüksekokulu. İlk etapta Organize Sanayi Bölgesi’ndeki firmalara yönelik hızlıca bir anket çalışması yapmayı planlıyoruz. Kendilerine hazır bir liste sunup, ‘Mezunlarından en çok istihdam sağladığınız bölümler hangileri?’ diye soracağız. Bu değerlendirme sonucunda ihtiyaçlar netleşecek ve ona göre hareket edeceğiz. Ama ilk aşamada mühendislik alanlarının alt birimleri, elektrik-elektronik, boya, lojistik ve dış ticaret gibi yaklaşık 8 ila 10 teknik bölümün açılması fazlasıyla yeterli olacaktır. Çünkü bu bölgedeki firmaların neredeyse tamamı dış ticaretle uğraşıyor” ifadelerini kullandı.

KAMPÜS HAYATINDAN KOPMAYACAKLAR
Türkiye’de apartman benzeri üniversiteler olduğunu dile getiren Dr. Özken, hayata geçirmeyi amaçladıkları projede inşa edilecek MYO’ların öğrencilere kampüs hayatını yaşama fırsatı sunacağını belirtti. Projenin Kemalpaşa gibi geniş alanları olan OSB’ler gibi AOSB gibi daha sıkışık alanlarda da hayata geçirilebileceğini belirten Dr. Özken, açıklamalarını şu şekilde bitirdi: “Kemalpaşa’yı öncelikli görmemizin temel sebebi; KOSBİ’nin hem alan hem de organizasyon yapısı bakımından çok çeşitli üretim tesislerine ev sahipliği yapması. Burası tek bir sektöre sıkışmış bir ihtisas OSB değil; fabrika sayısı ve ürün çeşitliliği çok fazla, dış ticaret hacmi ise oldukça yüksek. Ayrıca fiziki alanı da genişlemeye çok müsait. Lojistik açıdan bakarsak hem şehir merkezine hem de Ege ve Yaşar Üniversitelerine ciddi bir yakınlığı var. Buradaki temel amacımız, mevcut meslek yüksekokulundaki ilgili bölümleri buraya taşıyarak bölge içinde entegre bir kampüs oluşturmak. Öğrencileri kampüs ortamından uzaklaştıracağımız endişesi ise yersiz, çünkü biz orada sıradan bir okul binası değil, ‘Kemalpaşa Özel Kampüsü’ adıyla tam donanımlı bir alan inşa edeceğiz. Türkiye’de 200’den fazla üniversite var ve ben de uzun yıllar akademisyenlik yapmış biri olarak birçoğunu yakından biliyorum. Hayallerdeki o geniş Ege, ODTÜ veya Hacettepe kampüsleri maalesef her üniversitede yok. Özellikle İstanbul’da dershaneden bozma, apartman dairelerinde eğitim veren pek çok meslek yüksekokulu var. Bizim kuracağımız kampüs, o apartman üniversitelerinden kat kat daha nitelikli, tamamen uygulamaya ve doğrudan saha hayatına yönelik bir merkez olacak. Böylece mevcut handikapları da ortadan kaldıracağız. Bu projeyi sadece Kemalpaşa gibi geniş alanlarda değil, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi gibi daha sıkışık bölgelerde de hayata geçirmek mümkün. Oralarda da genişlemeye uygun, müsait alanlar mevcut. Yaklaşık 5 ya da 10 dönümlük bir arazi, çok rahat bir şekilde meslek yüksekokulu kampüsüne dönüştürülebilir.”

0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın