BERKAY ERDEN / Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) tarafından İzQ İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen “Yapay Zeka Çağında Markalaşma Forumu”, iş dünyası, akademi ve girişimcilik ekosisteminden yoğun katılımla gerçekleştirildi. Dijital pazarlama, tüketici kültürü ve netnografi alanlarının dünyaca ünlü isimlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets’in keynote konuşmasıyla dikkat çeken etkinlikte, yapay zekanın markalaşma süreçlerine etkisi, dijital toplulukların dönüşen gücü ve müşteri içgörüsünün stratejik değeri ele alındı. “Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde ise Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Prof. Dr. Rossella Gambetti ve Prof. Dr. Ulrike Gretzel konuşmacı olarak yer alırken, moderatörlüğü Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu üstlenirken etkinliğin açılış konuşmalarını ise EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner gerçekleştirdi.

ÖZHELVACI: MARKALAŞMA STARTEJİK BİR YÖNETİM UNSURUDUR
Forumun açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, artık markalaşmanın sadece logo, slogan ya da reklam kampanyalarından ibaret olmadığını söyledi. Özhelvacı, “Bugün markalaşma şirketlerin küresel rekabet gücünü, ihracat kapasitesini, itibarını ve sürdürülebilir büyümesini belirleyen stratejik bir mesele haline geldi. Biz bugün burada sadece bir marka forumu yapmıyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların ve değişen tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı artık yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil, şirketlerin gelecekte ayakta kalabilmesini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak görüyoruz. EGİAD’ın 18’inci Yönetim Dönemi’nde dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümden oluşan ‘Üçüz Dönüşüm’ yaklaşımını merkeze aldık. Yapay zeka çağında şirketlerin sadece değişimi takip eden değil, değişime yön veren yapılar olması gerekiyor. Tribünde oturan değil sahaya çıkan, değişimi izleyen değil değişimin sorumluluğunu üstlenen bir iş dünyası anlayışını savunuyoruz. Güçlü markaların da ancak vizyoner, cesur ve dünyaya açık bir liderlik anlayışıyla kurulabileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

ÖZHELVACI: GÜÇLÜ DEĞERLER MARKA HİKAYELERİNE DÖNÜŞMELİ
Yapay zekânın markalaşma üzerindeki etkisine de değinen Özhelvacı, Artık algoritmaların görünürlüğü belirlediğini içeriklerin saniyeler içinde üretildiğini, trendlerin çok hızlı yayıldığını ve verinin müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geldiğini görüyoruz. Böyle bir dönemde markalaşmanın sadece pazarlama departmanlarının işi olmaktan çıktı. Bugün yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin, girişimcilerin ve geleceğin liderlerinin bu süreci sahiplenmesi gerekiyor. Çünkü markalaşma stratejik bir sorumluluk haline geldi. Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değeri 19,6 milyar dolara yükselmiş durumda. Bu artış elbette önemli ama küresel rekabet açısından baktığımızda markalaşma konusunu çok daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı şekilde ele almamız gerekiyor. Üretim gücümüz var, girişimcilik enerjimiz var, genç ve dinamik insan kaynağımız var. Ama bütün bu değerleri dünyada daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürmek için daha fazla çalışmamız gerekiyor” dedi.
ÖZHELVACI: İZMİR GÜÇLÜ MARKA POTANSİYELİNE SAHİP
Forumun yalnızca bir bilgi paylaşım etkinliği olmadığını, aynı zamanda İzmir iş dünyası için yeni soruların sorulacağı stratejik bir başlangıç olduğunu da belirten Özhelvacı, “İzmir’in ticaret kültürü, sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri ve teknoloji ekosistemiyle güçlü bir marka potansiyeline sahip bir kent. İzmir’i sadece üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız. Şirketlerin markalarını gerçekten tanıyıp tanımadığını, müşterilerini yeterince dinleyip dinlemediğini ve dijital toplulukların sesini anlayıp anlayamadığını sorgulamak gerekiyor. Yapay zekânın sadece verimlilik aracı olarak değil, daha derin müşteri içgörüsü üretmek için de kullanılması gerekiyor. İzmir’den dünyaya daha güçlü markalar nasıl çıkarabiliriz sorusunu sormamız gerekiyor. Çünkü bazen dönüşüm, tek bir cevaptan değil doğru zamanda sorulan güçlü bir sorudan başlar” dedi.

İNCİ: İZMİR KENDİNİ YENİDEN TANIMLAMALI
Şirketler kadar şehirlerin de markalaşma sürecini geliştirmek zorunda olduğunu aktaran İnci, “Markalaşma artık yalnızca şirketlerin değil; şehirlerin, bölgelerin ve ülkelerin de rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline geldi. Yapay zeka, dijitalleşme ve veri ekonomisinin şekillendirdiği yeni dünyada üretmek tek başına yeterli değil. Değer yaratabilmek için üretilenin bir hikayeye, bir itibara ve bir markaya dönüşmesi gerekiyor. Türkiye; girişimcilik kültürü, genç nüfusu, üretim kabiliyeti, coğrafi konumu ve tarihsel birikimiyle çok güçlü bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşebilmesi için dünyaya anlatılan ortak bir marka hikayesine ihtiyaç var. Tarih boyunca Akdeniz’in en önemli ticaret merkezlerinden biri olan kentimiz İzmir, bugün de üretim gücü, limanı, lojistik kapasitesi, yaşam kalitesi, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla güçlü bir marka şehir potansiyelini barındırmaktadır. Stratejik konumu ve üretim kapasitesiyle İzmir, altyapısını daha da güçlendirerek yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinde bölgesel bir çekim merkezi olma yolunda ilerlemelidir. Nitekim şehrimiz bölgesel ekonomik entegrasyonun derinleştiği yeni dönemde uluslararası değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmelidir. İzmir’i yalnızca bir liman kenti, turizm destinasyonu veya sanayi merkezi olarak anlatmak artık yeterli değil. Yapay zeka çağında şehirler de tıpkı şirketler gibi kendilerini yeniden tanımlamak zorundadır. İzmir’i; inovasyonun, sürdürülebilir üretimin, yaratıcı girişimciliğin ve yüksek yaşam kalitesinin buluştuğu bir marka şehir olarak konumlandırmalıyız” şeklinde konuştu.

ÖNER: İNSAN HALA MERKEZDE
Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin markaların hala güven uyandırmak zorunda olduğunu aktaran Öner, “Yapay zeka artık yalnızca bir teknolojik yenilik değildir. İş yapış biçimlerimizi, karar alma süreçlerimizi, iletişim yöntemlerimizi ve müşterilerle kurulan ilişkileri yeniden şekillendiren güçlü bir dönüşüm dalgasıdır. Şirketler artık sadece kaliteli ürün ve hizmet üretmekle değil; aynı zamanda veriyi anlamak, dijital toplulukları doğru olarak okumak ve hızla değişen tüketici beklentilerine uyum sağlamakla da rekabet etmektedirler. Ancak, bu dönüşümün merkezinde hâlâ insan bulunmaktadır. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin; markaların güven oluşturması, anlam dünyası yaratması ve aidiyet duygusu geliştirmesi gerekmektedir. Bu nedenle, yapay zeka çağında markalaşma yalnızca teknolojik bir mesele değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve insani bir mesele olarak görülmelidir” ifadelerini aktardı.

KOZİNETS: ÇİNLİ MARKA ÇIKAR MI DİYE SORUYORLARDI
Çin’in kısa dönemde başardığı markalaşma hamlesinin Türkiye’de de yapılabileceğini belirten Kozinets, “Yapay zeka terimi 50 yılı aşkın bir süredir hayatımızda. Peki, yapay zeka çağı; nedir. bulunduğunuz yerden başlayacak olursak, burası bariz bir şekilde çok fazla şeyin döndüğü bir yer. Üretim var, sizler tekstilde, gıdada, turizmde büyüksünüz, yazılım sektörü ilerliyor, pek çok aile şirketi var ve bu konuşmaya hazırlanırken bana sizin ihracat hedeflerinizi ve dışarıdaki o daha geniş markalaşma dünyasını, Türk markalarını nasıl inşa edebileceğinizi düşünmem söylendi. Bu biraz komik çünkü, bilirsiniz, çok yakın bir zamana kadar, 30 yıldır dünyanın dört bir yanındaki bazı en iyi okulların pazarlama bölümlerinde ders veriyorum. Bazı başarılı okullarda çalışma şansım oldu. Ve her zaman karşılaştığım sorulardan biri yakın zamana kadar, yani son zamanlara kadar, ‘Bir gün bir Çin markası dünya pazarına girmeyi başarabilecek mi’ idi. Bilirsiniz, ve, ve şimdi küresel örnekler olarak kullanabileceğimiz sayısız Çin markamız var, değil mi? Kesinlikle o pazarlama ilkelerini getirdiler ve, ve harika bir şekilde uyguladılar. Dolayısıyla, neden olmasın diyeceğimiz hiçbir sebep yok” dedi.
KOZİNETS: İTİBARINIZ YOKSA İNSANLARA ULAŞMAK ANLAMSIZ
Yapay zekanın birçok işi kolaylaştırdığını ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Kozinets, “Mevcut dijital medya araçları maliyetlerinizi kesinlikle düşürebilir. Yapay zekâ da bunlardan biri. Fakat işin aslı şu ki, insanlara ulaşabiliyor olmamız, onların bunu umursadığı anlamına gelmez. Sorun da bu zaten, değil mi? Asıl mesele burada. Eğer bir itibarınız yoksa, insanlara anlamlı gelen bir şey sunmuyorsanız, onlara ulaşmanız pek de bir şey ifade etmez. Görünür olmakla bilinmek, tanınmak aynı şey değildir. Amazon gibi bir arama motorunda bulunabiliyor olmakla, insanların Amazon'a girip özellikle sizi araması aynı şey değildir, değil mi’ şeklinde söylemlerde bulundu.
Açılış konuşmalarının ardından etkinlik izleyicilerin de soruları ile katkı sunduğu panel ile devam etti.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın