Açıklamalar rutinleşti toplumsal algı sıradanlaştı!

Pandemi sürecinde merkezi ve yerel yöneticilerin söylemlerini değerlendiren İletişim Uzmanı Ali Kayadibi, “Cumhurbaşkanı ve Koca’nın açıklamaları rutinleşince, toplumsal algı da sıradanlaşıyor” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 18.07.2020 10:41
  • Güncelleme Tarihi : 18.07.2020 10:41
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Açıklamalar rutinleşti toplumsal algı sıradanlaştı!

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Türkiye’de mart ayında görülen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) küresel bir salgın boyutuna ulaştı. Yaklaşık iki buçuk ay süren karantina sürecinin ardından tedbirler dahilinde yeni normale geçildi. Peki, bu süreçte merkezi ve yerel kademede bulunan siyasilerin söylemleri nasıl? Deneyimli bir gazeteci ve iletişim uzmanı olan Ali Kayadibi, siyasetçilerin hitaplarını, çıkışlarını, eleştirilerini ve süreç içerisindeki önerilerini değerlendirdi. İnsanlık tarihinin, bireyin yaşam süresi dikkate alındığında uzun, çok uzun sayıldığını aktaran Kayadibi, “Yazılı tarihin bize aktardıklarından öğrendiğimize göre ani gelişen toplumsal olay ve olgularda siyaset erki, hep belirleyici olmuştur. Tarihsel derinlikten değerlendirmemin nedeni, sözün gücü her dönem hissedilmiştir. Hayatın siyaset üzerinden şekillendiği alanlar çok geniş olduğu için siyasilerin söylemleri bu durumlarda tek etkilenme odağı haline gelebilir. Pandemi sürecinde koronavirüs karşısındaki tavrımızı, büyük ölçüde siyasete yön verenlerin, politik aktörlerin, seçilmişlerin sözleri belirledi. Uzmanların, bilgileri bile siyasetçilerin ağzından daha fazla yayıldı. Çünkü medyanın en hızlı ulaştığı kişiler politik aktörler… Üstelik yönetim mekanizmasının çarkları, siyasi figürlerden oluşuyorsa bu yayılma daha hızlı oluyor” dedi.



SÖYLEMLER YETERSİZ KALDI
“Merkezi ve yerel kademedeki siyasilerin söylemleri; iyi başladı. İfade birliği vardı” cümlelerini kullanan Kayadibi, “Özellikle Sağlık Bakanlığının 14 maddelik Kovid-19 salgınından korunma yolları değerini hala koruyor. Bunun ifade biçimi başta sağlıklı ve tutarlı birlik oluşturdu. Zaman içinde resmi paylaşımlar kendini tekrar etmeye başladı. Beklenmeyen durumlar, kontrol edilemeyen, kaynağı bilinmeyen sarsıcı olaylar, bilinen sözlerle tatmin edici biçimde açıklanamayabilir. Bu durumda dilin gücünden faydalanmak gerekir. Ne yazık ki siyasilerin söylemleri yetersiz kaldı. Siyasilerin çıkışlarını değerlendirmek gerekirse; siyaset üzerinden yaşamı okursanız, yanılma ve çare üretmede yetersiz kalırsınız. Hatta pandemi gibi önceden tasarlanamayan durumlar karşısında toplumsal davranışları yanlış yönlendirebilirsiniz. Örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de Kovid-19 vakaları yayılmaya başladıktan sonra medya aracılığıyla ‘millete sesleniş’ formatında konuştu. Doğru bir yöntemdir. Telaşla ilk günden bilgi eksikliğiyle konuşmak yerine doğru teşhis, tespit ve delillerle konuşmak gerekir” şeklinde konuştu.



TOPLUMSAL ALGI SIRADANLAŞTI
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sözlerinin ve beden dilinin güven verdiğini kaydeden Kayadibi, “Burada hassas bir şey söylemek gerek; Cumhurbaşkanı ve Koca’nın açıklamaları rutinleşince, toplumsal algı da sıradanlaşıyor. Yani söz, zamanla etki gücünü kaybediyor. Şu konuyu da belirtmekte yarar var; Sözlerin etki gücü ve açıklamaların yapılma biçimlerinde sorun yok. Sık ve aynı tonda tekrarı, konunun öneminin küçültülmesine yol açıyor. Bu konuda iletişim uzmanlarının yönlendirmesiyle daha etkili bir medya planlaması yapılabilirdi. Türkiye’de bu konuda dünya çapında birikimli akademisyenler var. Sivil inisiyatif daha etkin kullanılıp, yeni ve etkili bir dil aracılığıyla yönlendirilebilir. Kişisel kanaatim, siyasi iradenin aldığı önlemler gerçekten takdire değer… Ülke yönetimlerinde herkesin ayrı ayrı duymak istediği sözleri, fikirleri, davranışları sergileyemeyebilirsiniz. Burada çoğunluğun yararına kararlar alınmış ve sözler söylenmiştir. Her demokratik toplulukta felaket anlarında birliği teşvik edici söz ve davranışlar öncelikli olmalıdır” dedi.



FARKLI GÜNDEMLER SAĞLIKLI DEĞİL
Virüsün her an korku saldığı böylesine bir ortamda farklı gündemlerin medyanın ve kamuoyunun dikkatine sunulması sağlıklı mı? sorusunu da yanıtlayan Kayadibi, “Sağlıklı değildir… Hem de çok… Ben iletişim disiplini üzerinde çalıştığım kadar, retoriğin toplumsal düzen üzerindeki etkisini de yakından takip ederim. Zihnimizi çatışma kültürü üzerine inşa edersek, doğruya yönelim azalır. Doğrunun mutlaklığı kimsenin tekelinde değildir. Bu zaman, liderlerin güç gösterme, taraftarlarının gönlünü kazanma ve bunu seçimde oya yatırım zamanı asla değildir. Sosyal medyanın, ilkeli ve evrensel erdemlere dayalı kullanılmadığı gerçeğini her yetişkin insan kabul eder. Başta belirttiğim gibi bu konuyu da siyasetin perspektifinden değerlendirirseniz, asla uzlaşmanın ve pandemi sürecinde en çok ihtiyaç duyduğumuz  ‘ulusal birlik’ idealine kavuşamazsınız” bilgisini paylaştı.
 

Haber Merkezi