Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği öne sürülen ve suç örgütü kurmakla suçlanan Aziz İhsan Aktaş’ın yargılandığı dava, üçüncü haftasında devam etti. Savunmasında suçlamaları reddeden Aktaş, bazı belediyelerde hak ediş ödemelerini almak için yetkililerin taleplerini karşıladıklarını, ancak bu taleplerin rüşvet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Aktaş, gizli tanık beyanlarının ve ihbar mektuplarının gerçeği yansıtmadığını ve hiçbir suçu işlemediğini öne sürdü. Ayrıca, hakkındaki örgüt yöneticiliği iddialarını da reddederek, beraat edeceğine olan inancını yineledi.
“AMACIM DOĞRULARIN ORTAYA ÇIKMASI”
Hakkında 704 yıl hapis cezası istenen, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunmasında, "Adımla anılan bir örgüt iddiası var. İddianamede onlarca şirkete sahip olduğum ya da akrabalarımın şirketlerinin benim olduğu yazıldı ama benim sahibi olduğum firma sayısı yalnızca ikidir. Yakınlarımla ticaret yapıyor muyum? Evet. Ben bir iş insanıyım, işlerimi hukuksal zeminde yapmaya özen gösteririm. Ticari rakiplerimiz oluyor ve gizli tanıklar, ticarette yapamadıkları zararı hukuku yanıltarak vermeye çalışıyorlar. 13 Ocak 2025’te gözaltına alındım ve tutuklandım. Kendi irademle, baskı ve zorlama olmaksızın etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere başvuruda bulundum. Amacım, yapmış olduğum işler kapsamında şirketlerin yaşadığı güçlüklerin açığa kavuşturulması, doğruların ortaya çıkması ve devletimize yardımcı olmaktır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım. Neden bu kararı almak için 3 ay bekledim diye sorarsanız, gerekli belge ve bilgileri toplamak konusunda geçen süre nedeniyle bekledim. İddianameyi ayrıntılı olarak okudum. Savunmamda, işlediğim iddia edilen hiçbir suçun oluşmadığı, gizli tanık beyanlarının soyut olduğu anlaşılacaktır. Ceza davası algıyla değil, delille yürütülür. Bu dosya kapsamında beraat edeceğimden eminim. Bazı belediyelerde biriken hak ediş ödemelerimizi alabilmek adına yetkililerin taleplerini karşılamak zorunda kalıyorduk. Öyle ki bazı başkanlar, sadece kendilerinin değil, başka adayların dahi taleplerini karşılatıyorlardı. Bu talepleri sadece ilgililere yapılan ödemeler olarak algılamayınız. Bazen düğün yapıyorsunuz, bazen sanatçı sağlıyorsunuz. Bazen gayrimenkulleri fahiş fiyatlarla satın alıyorsunuz, araç tahsis ediyorsunuz. Bazen aracı değerinden çok fazlasına satın alıyorsunuz. Bazen belediye başkanlarının eskiden kalma borçlarını ödüyorsunuz ama yetmiyor. Her istek karşılanınca öyle talepler geliyor ki kabul etmek zorunda kalıyorsunuz. Her ne kadar bazı belediye başkanları ödemelerin düzenli olduğunu dile getirseler de zaten düzenli ödeme almak için bu talepleri karşılıyorduk. Söylediklerim ile paraları teslim alanların baz kayıtları eşleşti mi? Eşleşti. Daha ne yapacağım? Kameraya mı çekeceğim, ses kaydı mı alacağım?" dedi.
“PARALARI KADAYIF KUTUSUNDA VERDİM”
Aktaş savunmasında, "Ben Burhanettin Bulut ile 19 Temmuz 2024 tarihinde Ankara'da irtibata geçtim. Burhanettin Bulut, Seyhan Belediye Başkanı’nın eşi Celal Tekin ve Oya Tekin kendisiyle. Bu arada Oya Başkanımız, savunmasında benimle sadece bir defa görüştüğünü, benim ona hayırlı olsun ziyareti yaptığımı belirtiyor. Ben Adana’da kendisiyle görüşmedim, hayırlı olsun ziyaretinde bulunmadım. Ben Burhanettin Bulut ile görüştükten sonra Oya Başkanımızla Ankara’da, AVM’deki kafede oturdum. Burhanettin Bulut bana 'Bu konu Oya ile çözülmez, çünkü o bu konuları konuşmaz. Bu konudaki temsilcisi eşi Celal Tekin’dir' Biz Ankara’da bir araya geldik. Ankara’da 19 Temmuz tarihinden önce de bir aradaydık; analiz raporlarına baktığımız vakit bu para hemen 19’unda istenmiş gibi görülmesin. 15 Temmuz’da biz Adana’daydık; sürekli oturduğu, müdavimi olduğu bir restoranda yaklaşık 7 saat boyunca oturduk. HTS baz istasyonu raporunda bu görülecektir. 15 Temmuz’da Adana’da Celal Tekin’in sürekli oturduğu restorandayım ve 7 saat beraberiz. Ben bu parayı ona teslim ettiğimi söylüyorum ve teslim ettiğim yer kardeşimin evi; Ankara’nın ücra bir köşesi. Bununla ilgili tanık isterseniz şoförüm o gün benimle beraberdi. Hatta ben kendilerine bu paraları kadayıf kutuları içerisinde götürdüm. Kendisi de bana Adana’dan cezerye getirmişti; ben de cezeryeyi 'Ahmet, afiyet olsun' diyerek şoförüme verdim, o da evine götürmüştü. Akabinde 75 milyon lira parayı kardeşimin şirketlerinin hesabına gönderdiler. Tabi bizim bir sabah görüşmemiz de oluyor; Burhanettin Bey’in vekilliğinden dolayı HTS kayıtları dosyaya alınamadığı için benimle Celal Tekin’in bazı kayıtları çıkıyor, ama Burhanettin Bulut’un mevkiisinden dolayı kaydı çıkmıyor. Şimdi benimle Adana’da 15 Temmuz’da 7 saat oturuyor, Ankara’ya geliyor, İstanbul’a geliyor; en lüks restoranlarda yemek yiyoruz. Savunmasında benimle görüşmesini, 'seçmenlerin kıymetli olduğundan' ve benim 'tehdit ettiğimden' dolayı çaresizce yaptığını söylüyor. Yalan konuşuyor. Bize baskı yaptılar, mobbing yaptılar, bu parayı zorla aldılar. Böyle bir 'tehdit' yapısı da yok, onu da belirteyim. 7 saat Adana’da beraberdik zaten" dedi.
“AYDAR’IN TELEFONUNU ORAYA KENDİM GETİRECEK DEĞİLİM”
Aktaş, "Ceyhan Belediyesi ile ilgili olarak; Kadir Aydar 21 Temmuz 2024 tarihinde İstanbul’a geldi. Babası Mustafa Aydar ise, 26 Temmuz 2024 tarihinde İstanbul’a geldi. Mustafa Aydar şirket merkezimize geldi. Akrabalarımdan önceki döneme ait alacak karşılığının ödenmesi için, aile şirketleri Öztaş şirketi adına kayıtlı iki dairenin 20 milyon liraya alınmasını istedi. 9 Ağustos 2024 tarihinde bir dairenin tapusu ipotekli olarak devredildi. 14 Ağustos 2024 tarihinde ise resmi rayiç bedelleri ödendi. 16 Ağustos 2024 tarihinde bankadan çekilen 300 bin doları Ankara’da Kadir Aydar’a teslim ettim; kendim teslim ettim. Bu konuyla ilgili dekontlar dosyada mevcuttur. HTS baz analiz raporunda benimle Kadir Aydar’ın o gün şirketimin merkezinde. Herhalde ben o telefonu oraya kendim getirecek değilim; baz kayıtları paranın çekildiği saatten sonra bizi bir arada gösteriyor" dedi.
“BENİM BEYANLARIMLA TUTUKLANAN BELEDİYE BAŞKANI SAYISI DÖRT”
Aktaş, "Her ne kadar benim tüm CHP belediyelerine karşı art niyetli olduğum yönünde bazı sanık avukatlarınca dile getirilse de bugüne kadar ben ve yakınlarım 30’dan fazla CHP’li belediye başkanıyla çalışmışken, benim beyanlarımla tutuklanan belediye başkanı sayısı 4’tür. Dolayısıyla 30’dan fazla belediye başkanıyla ilgili beyanda bulunabilirdim; ama benim yetişme tarzımda suçsuz ve günahsız insanlara iftira atmak yoktur. Ortada herhangi bir örgüt bulunmadığından, olmayan bir örgütü kuran veya yöneten kişi olmam da mümkün değildir. Bu nedenle hakkımdaki örgüt kurmak ve yönetmek iddialarını reddediyorum. Şirketleri örgüt olarak nitelendirirseniz, ticaret odalarındaki tüm şirketler örgüt olur. Hiçbir iş insanı şirket kurmaz, istihdam yaratmaz. İddianamede; ticari rakiplerimden olan başka bir şirketin vekâletli elemanı Arif Orta’nın benimle olan, kumpasa dayalı gizli bir ses kaydına dayanılmaktadır. Bu kayıtta 'en tepesi benim' tabirini kullandığım için var olduğu iddia edilen örgütün lideri olduğum ileri sürülse de; ben o konuşmada on çocuklu bir ailenin en büyüğü olmamdan bahsediyorum. Aile olmak, kardeş olmak, kardeşlerin en büyüğü olmak; örgüt liderliği olarak anlamlandırılamaz’ şeklinde konuştu.
“GİZLİ TANIK BEYAMLARI VE İHBAR MEKTUPLARI GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR”
Aktaş, "Dosya kapsamında 'Yaprak' ya da 'XYZ49K' gibi takma adlar verilen gizli tanıkların beyanları ile emniyete yapılan ihbar mektuplarında bahsi geçen tüm iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Muhtemelen ticari rakiplerimin beyanlarına dayanan bu ifadeler; kişisel husumetlere dayalı, tamamen soyut ve dayanaksızdır. Gizli tanık beyanlarını, ihbar mektuplarını ve isimsiz verileri yan yana getirdiğimizde; bunların tek bir elden çıkan beyanlar olduğunu, aynı iddiaların farklı tarihlerde sürekli emniyet güçlerine gönderildiğini göreceksiniz. Hakkımda 43 ayrı ihaleye fesat karıştırma, resmi/özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık gibi suçlamalarla dava açılmıştır. Herhangi bir örgüt kurmadığım gibi, iddia konusu suçların oluşmadığı dosya kapsamına sunulan uzman heyet mütalaasında da açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle; ihaleye fesat karıştırma, resmi ve özel belgede sahtecilik, edimin ifasına fesat karıştırma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını kabul etmiyorum" dedi.