KEMAL ÖZKURT- ÖZEL HABER - Türkiye, son 48 saat içinde eğitim kurumlarından gelen silah sesleriyle sarsıldı. Şanlıurfa’da bir lisede eski bir öğrencinin pompalı tüfekle düzenlediği saldırıda 16 kişi yaralanırken, saldırgan olayın ardından yaşamına son verdi. Bu olayın üzerinden henüz bir gün geçmişken Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda gerçekleştirilen silahlı saldırıda ise 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı. Art arda yaşanan bu iki saldırı, çocukların şiddetle kurduğu ilişkinin ulaştığı noktayı gözler önüne sererken, başta okullar olmak üzere kamusal alanlardaki güvenlik zaafiyetini de yeniden tartışmaya açtı. Eğitim yuvalarının güvenli alan olma özelliğini yitirmeye başlaması, hem öğrenciler hem de eğitimciler açısından büyüyen bir endişeye işaret ediyor. Yaşanan bu gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyal Ekonomik ve Siyasal Araştırmalar Derneği (SESADER) Başkanı Sosyolog Prof.Dr. Özkan Yıldız yaşanan infiallerin toplumsal bağışıklık sisteminin çöktüğünü kanıtladığını belirterek, çocukların artık suça maruz kalan değil, suçu bizzat kurgulayan öznelere dönüştüğünü vurguladı. Mevcut politikaların “asayiş sığlığına” hapsolduğunu savunan Yıldız, “Okulların birer güvenlik boşluğuna dönüşmesi, devletin koruma kalkanlarının iflasıdır. Çığ gibi büyüyen bu kriz, toplumun çekirdek yapısındaki sarsıntı görmezden gelinerek çözülemez. Karşımızdaki durum; aile bağlarını güçlendirecek ve değerler eğitimini merkeze alacak köklü bir toplumsal onarım sürecini zorunlu kılan en somut ve en acı sinyaldir” dedi.

DİJİTAL ŞİDDET EKRANLARDAN TAŞTI
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta tanıklık ettiğimiz trajik infiallerin, geleneksel koruma kalkanlarının modern dünyanın yarattığı yeni gerçeklik karşısında yetersiz kaldığını tescil ettiğini belirten Yıldız; “Artık fiziksel coğrafyanın sınırlarını aşan, geleneksel ‘yurttaş’ kavramının yerini ‘nettaş’ (digital citizen) kimliğine bıraktığı topyekûn dijital bir toplum evresindeyiz. Dijital mecralarda kutsanan şiddet kültürünün artık ekranlardan taşarak toplumsal zeminimizde kanlı birer gerçekliğe dönüştüğünün en somut ve korkutucu sinyalidir. Bu durum bize, ‘dijital gettolarda’ normalleştirilen şiddet içeriklerinin, zayıflayan aile bağları ve yetersiz kurumsal denetimle birleştiğinde, okullarımızı birer güvenli alan olmaktan çıkarıp açık hedef haline getirdiğini göstermektedir. Sosyoekonomik düzeyden bağımsız olarak tırmanan bu şiddet ve saldırganlık, aslında kolektif bir ‘anomi’ (kuralsızlık) halinin dışavurumudur; yani toplumsal değerlerin ve koruyucu mekanizmaların, denetimsiz dijitalleşmenin hızı karşısında yenik düştüğünün ilanıdır. Eğer bugün dijital okuryazarlığı ve aile içi denetimi bir ‘ulusal güvenlik meselesi’ olarak ele alıp bütüncül bir müdahale başlatmazsak; bu saldırılar toplumsal çözülmenin kalıcı birer semptomu haline gelecektir” açıklamasında bulundu.

ÇOCUKLAR ARTIK SUÇUN ÖZNESİ
2025 yılı verileri ışığında, çocukların suça karışma oranındaki artışın artık basit bir asayiş meselesi değil, toplumsal bünyede meydana gelen yapısal bir kırılma olduğunu vurgulayan Yıldız; “1.764 kasten öldürme olayının 266’sında çocukların fail ya da ortak olarak yer alması, şiddetin dijital mecralarda normalleşerek empati duygusunu yok ettiği bir tabloyu işaret etmektedir. Geleneksel aile ve okul denetiminin bu yeni ‘dijital gettolar’ karşısında işlevsiz kaldığı görülmektedir. Sosyoekonomik güçten bağımsız olarak tırmanan bu şiddet ve zorbalık kültürü; çocukların suça maruz kalan konumdan suçu bizzat kurgulayan ve uygulayan öznelere dönüştüğü, geometrik artış sergileyen tehlikeli bir eğilimi yansıtmaktadır. Bu tabloyu sadece bireysel sapmalarla değil; dijitalleşmenin denetimsiz yayılımı ve zayıflayan toplumsal bağların bir sonucu olarak okumalı; çözümü ise aileyi ve eğitim sistemini çocuğun ruhsal dünyasına yeniden dahil edecek bütüncül bir toplumsal restorasyonda aramalıyız” ifadelerini kullandı.

TOPLUMSAL TAŞIYICI SÜTUNLAR ÇÖKÜYOR
Suça sürüklenen çocuk sayısının 2024’te 190 bine yaklaşmasının toplumsal yapının ana taşıyıcı sütunlarının çöktüğünü ilan eden bir alarm olduğunu söyleyen Yıldız, “Bu tablo, sadece bir suç istatistiği değil; hızla artan boşanmalarla sarsılan aile kurumunun, zayıflayan mahalle kültürünün ve kopan komşuluk bağlarının yarattığı devasa bir koruma boşluğunun sonucudur. Çocuklarımızı bir arada tutan manevi ve ahlaki bağlar çözüldükçe, ortaya çıkan kuralsızlık ortamı gençleri bir yandan ağır suçlara sürüklerken diğer yandan intihar vakalarındaki artışla görülen derin bir ruhsal yalnızlığa itmektedir. Aile içindeki huzursuzluk ve parçalanma, çocuğu dış dünyanın insafına terk etmekte; eğitim sistemi ise akademik başarı baskısı altında bu çocukların manevi ve duygusal ihtiyaçlarına yanıt verememektedir. Karşımızdaki durum; aile bağlarını güçlendirecek ve değerler eğitimini merkeze alacak köklü bir toplumsal onarım sürecini zorunlu kılan en acı uyarıdır” diye konuştu.

MAFYATİK YAŞAM YÜCELTİLİYOR
Organize suç örgütlerinde çocuk kullanımındaki yüzde 236,4’lük artışın tüm toplumsal koruma kalkanlarımızın çöktüğünün kanıtı olduğunu belirten Yıldız, “Parçalanmış aile yapıları ve artan boşanmaların yarattığı sevgi boşluğu, çocuklarımızı suç ağları için kolay hedef haline getirmektedir. Özellikle televizyon dizilerinde ve dijital mecralarda mafyatik yaşam tarzının ‘güç, para ve saygınlık’ sembolü olarak yüceltilmesi, şiddeti normalleştirmekte ve çocukların zihninde suçu meşru bir çıkış yolu gibi kurgulamaktadır. Bu sahte aidiyet vaadi, aidiyet duygusu zayıflamış çocukları geleneksel değerlerden kopararak suç alt kültürlerinin içine hapsetmektedir. Bu tablo ‘risk toplumunun’ en savunmasız bireylerimizi yuttuğunu göstermektedir. Çözüm, ekranlardaki mafya güzellemelerine son verecek kültürel bir dönüşümde ve okulu sadece akademik başarı değil, bir değerler kalesi haline getirecek bütüncül bir yaklaşımdadır” diye belirtti.

ŞİDDET ARTIK ‘YENİ NORMAL’
Umut Vakfı verilerinin şiddetin gündelik yaşamın dokusuna sızdığını kanıtladığını belirten Prof. Dr. Özkan Yıldız, “Bu tablo, bireylerin hukuk yerine şiddeti rasyonelleştirdiği bir çözülme halidir. Silahın ulaşılabilirliği, medyadaki mafyatik anlatılar ve cezasızlık algısı; şiddeti bir güç gösterisi olarak meşrulaştırmaktadır. Yaşananlar sadece asayiş sorunu değil; empatinin yerini ‘güçlü olanın hayatta kaldığı’ ilkel bir iklime bıraktığı, şiddetin yapısal bir ‘yeni normale’ dönüştüğü toplumsal bağışıklık çöküşüdür” dedi.

POLİTİKALARDAKİ İFLAS
Hükümetin şiddet politikalarını da eleştiren Yıldız, “Mevcut adımlar, nedenleri ıskalayıp sadece sonuçlarla ilgilenen bir asayiş sığlığına hapsolmuştur. Okulların denetimsiz birer güvenlik boşluğuna dönüşmesi, devletin koruma kalkanlarının tamamen iflasıdır. Ekranlarda mafya figürlerinin kahramanlaştırıldığı bu iklimde, sadece polisiye tedbirlerle çocukları korumak büyük bir yanılgıdır. Bireysel silahsızlanma tavizsiz bir zorunluluk haline getirilmeli, okullar kapıdaki güvenlikten psikososyal desteğe kadar birer ‘geçilmez kale’ kılınmalıdır” uyarısında bulundu.

DİJİTAL GETTOLARDAKİ SESSİZ TEHLİKE
Dijital mecraların gençler üzerindeki manipülasyon riskine dikkat çeken Yıldız, “Artık risk kapıda bekleyen yabancı değil, ekranın içindeki sessiz içeriklerdir. Bağımlılık, sürekli uyarılma ihtiyacıyla şekillenen bir davranış bozukluğuna dönüştü. ‘Dijital gettolarda’ şiddet bir tür oyun gibi normalleşiyor. Ailenin zengin veya eğitimli olması çocuğu bu tehlikeden tek başına korumaya yetmiyor. Çözüm sadece cezalandırmak değil; aileyi, eğitimi ve toplumu içine alan köklü bir iyileşme sürecini başlatmaktır” dedi.

ÇOCUKLAR SUÇUN YENİ AKTÖRLERİ Mİ?
Türkiye’de son yıllarda hem bireysel silahlanma hem de suça sürüklenen çocuk sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2025’te 1.764 kasten öldürme olayının 266’sında çocuklar yer aldı, cinayet olaylarına karışan çocuk sayısı 478 olarak kayıtlara geçti. Adalet Bakanlığı verileri de benzer bir tabloya işaret ediyor. Son 10 yılda suça sürüklenen çocuk sayısında artış eğilimi sürerken, 2024 yılında 188 bin 926 ile zirveye ulaşıldı. 2025’te sınırlı bir düşüş olsa da sayı yüksek seviyesini korudu. Umut Vakfı verilerine göre Türkiye’de 30 milyonun üzerinde ruhsatsız silah bulunduğu tahmin ediliyor. Son 12 yılda basına yansıyan 41 bin 420 silahlı şiddet olayında 26 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 38 binden fazla kişi yaralandı. 2025 yılı özelinde ise 3 bin 422 olayda 2 bin 225 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 167 kişi yaralandı. Bu olayların 2 bin 784’ünde ateşli silah, 638’inde kesici ve delici aletler kullanıldı.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın