Evet çıkarsa

İzmir’de Sivil Toplum Buluşması’nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, “Hayır çıkarsa İzmir’de düşmanı denize döktüğümüz gibi sevineceğiz diyorlar. Evet çıkarsa onları da çağıracağız yanaklarından öpeceğiz. Nefret değil; bize nefret yakışmaz. Çünkü bizim işimiz sevgi” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 13.04.2017 08:24
  • Güncelleme Tarihi : 13.04.2017 08:24
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Evet çıkarsa

E. ÇAĞLA GENİŞ

Referandum çalışmaları kapsamında İzmir’de bulunan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, yoğun İzmir programına dün sabahın erken saatlerinde başladı. Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından organize edilen Sivil Toplum Buluşması’na katıldı. Balçova Kaya Termal Otel’de gerçekleştirilen buluşmaya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, AK Parti İzmir milletvekilleri Kerem Ali Sürekli ve Mahmut Atilla Kaya, AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican, İzmir Mardinliler Eğitim Kültür Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (MARVAK) Başkanı Rasim Kahraman, İzmir Mardinliler Federasyonu (İMAF) Başkanı Beşir Tunç, MARVAK ve İMAF bünyesindeki dernek temsilcileri ve çok sayıda hemşeri derneği katıldı.

Başbakan Binali Yıldırım, burada yaptığı konuşmasında, “Hayır çıkarsa İzmir’den düşmanı denize döktüğümüz gibi sevineceğiz diyorlar. Bunu dediler daha da ileri gittiler Yunan’ı denize döktüğümüz gibi sizi de dökeceğiz dediler. Evet çıkarsa onları da çağıracağız ve yanaklarından öpeceğiz. Nefret değil; bize nefret yakışmaz. Çünkü bizim işimiz sevgi. İnancımıza nefret yakışmaz. Bu millete nefret duyguları yakışmaz. Çünkü biz farklılıklarımızla zenginiz” ifadelerine yer verdi.

İZMİR ANADOLU’NUN ÖZETİDİR

2 gündür İzmir’de olduğunu ve kentte olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Başbakan Yıldırım, “İzmir’de 7 bin civarında sivil toplum kuruluşumuz var. Hepinizle tek tek görüşmek isterdik ama bu mümkün olmadığına göre bir arada olmak amacıyla beraberiz. 2 gündür buradayım. Bugün üçüncü gün hiçbir anını boş geçirmedik. Esnaf ziyaretleri ve buna benzer toplantılarla hemşerilerimizle bir araya geldik hasret giderdik. Bu aslında İzmir’in dayanışma gücünü ortaya koydu. Sivil toplum kuruluşları demokratik hayatımızın vazgeçilmez kurumlarıdır. Derneklere vakıflara ne lüzum var diye düşünenler olabilir gelişmiş demokrasilerde toplumun bütün paydaşlarını memleketin temel sorunlarına duyarlı olması ve ülkeyi yönetenlere öneride bulunması o ülkenin sağlıklı olarak yol almasına vesile oluyor. Sizler toplumun vicdanısınız. İzmir, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapışıdır. Ama İzmir aynı zamanda Anadolu’nun bir özetidir. Bizi buralara getiren daha iyi bir gelecektir. Daha güzel çocuklarımız için bir dünyadır. Bizim şuan mücadele etmemiz gereken konu da bu. Eğer bir insan doğduğu büyüdüğü hatıralarının olduğu bir yeri bırakıp gelir mi ama şartlar insanı mecbur tutuyor. Hepimiz farklı yerde doğduk ama şartlar bizi batıya doğru göçe zorladı” diye konuştu.

HORON DA BİZİM ZEYBEK DE

Avrupa ile yaşanan diplomatik krizlere değinen Başbakan Yıldırım, “Avrupa’da bakanlarımızı durdurdular ve toplantıları iptal ettiler. Bizim vatandaşımız inadına gitti sandıkları doldurdu. Cevabını sandıkta verdi. Onların hiçbir engeli gönüllerindeki Türkiye sevdasını korkutamadı” dedi. Farklılıkların vatandaşları birbirine daha sıkı bağladığını kaydeden Başbakan Yıldırım, “Zeybek de horon da halay da bizimdir. Önemli olan bu farklılıkları birlikte kabul etmek zenginlik olarak görmek ve buna göre yol almaktır. Ötekileştiren bölmeye çalışanların karşısında uyanık olmalıyız. Biz bu sınavdan 7 Haziran öncesinde geçtik. Ülkemiz çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu yakından gördük. Bir olacağız beraber olacağız diri olacağız birlikte Türkiye olacağız. Bu bayrak altında güçlenerek yolumuza devam edeceğiz. Bu topraklar üzerinde hesabı kitabı olanlara asla fırsat vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

BÖLGEYE 5 KEZ GİTTİM

Dünyada 2008 yılından bu yana bir kriz yaşandığına ve bu krizin hala anlatılamadığına dikkat çeken Başbakan Yıldırım, Türkiye’de her bölgeyi kalındırmak için çalışmalar yaptıkları kaydetti. Açıklamalarının devamında teröre ilişkin mesajlar veren Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti: “Türkiye’nin her köşesini kalkındırmak için mücadele ediyoruz. Doğuda sorunlar yaşanıyor. Bir fırsat ver barışa dediler verelim kardeşim. Verildi mi? Verildi ama bu fırsatı terörü azdırmak için fırsata dönüştürenlerin bölgeyi ne hale getirdiğini gördük. Yıktılar, hendekler kazdılar, insanları acımasızca katlettiler. Yetmedi evlerinden göç etmek zorunda bıraktılar. Bölgeye en az 5 sefer gittim gördüm konuştum. O gün HDP diye bir parti, ben Türkiye partisiyim birlik ve beraberlik savunacağım diye çıkış yaptı. İnsanlar ona inandı. Kürtler de inandı, Türkler de ve destek verdi. Yeni bir ses herkesi heyecanlandırdı ama ne oldu? 8 Haziran olunca bu partiyi yönetenlerin iradesinin olmadığını gördük. Bu ülkenin onuruna kardeşliğine büyük zarar verdiler. Bizim Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok. Kürtlerin de Türklerin de sorunu PKK’dır. Bizim görevimiz aradan bu bölücüleri çıkarıp milleti buluşturmak. Doğu’da sokaklarda elinde ay yıldızlı bayrakla teröre lanet okuyor. İşte gerçek bu. 15 Temmuz’da İzmir nasıl sokağa döküldüyse Hakkari de Diyarbakır da aynısı yaptı. Ortak ses mesele memleket ise gerisi teferruattır dedi.”

YAZILI İZNİ GÖSTERİRİM DEDİM

Türkiye’nin büyük bir yol ayrımında olduğunu ve 15 Temmuz’da çok büyük bir darbe ile karşı karşıya kaldığını aktaran Başbakan Yıldırım, “Sabaha kadar bunu dolu dolu yaşamış ve mücadelesini yapmış biriyim. Yapmaya çalıştıkları şey demokrasiye son vermek meclisi dağıtmak ve ülkeyi 30 yıl geriye götürmekti. Kafalarını kiraya verdikleri Pennsylvania oturan adama. FETÖ. Kimin yönettiği kime hizmet ettiği bilinmeyen bir adam. Bilinen veya bilinmeyen. O gece insanların üzerine uçaklarla bombalar atılıyordu. Bunları uzaklaştırın dedim. Efendim yazılı izin gelecek diyor. Ben sana sabah yazılı izini gösteririm dedim. Şimdi yazılı izin orada. Bol bol hatırasını yazsın. Ben torunuma cevap veremedim. Bunun cevabı pazar günü verilecek. Milletin gücünden başka hiçbiri güç yoktur. Verilecek karar irade kimdedir bunun kararı. İrade millette mi olacak yoksa millet iradesini çalanların elinde mi olacak. Bu karar şüphesiz milletimiz için en doğru karar olacak” şeklinde konuştu.

İKTİDAR YOLU AÇILIYOR

Türkiye’nin 1970’li yıllarda Kore ile milli gelir ve kalkınma düzeyinin aynı olduğunu fakat şuan Kore’nin Türkiye’yi üçe katladığını dile getiren Başbakan Yıldırım, “Çünkü sistemi 1987’de değiştirdiler. 1987’den beri Kore’de 6 hükümet kuruldu. 1987’den beri bizde kaç tane kuruldu? Bir anda sayamıyorsunuz bile. Sadece 1990-2001 arasında 8-10 tane hükümet kuruldu. Çok hükümet değişmesi demek iş yapılmaması demek. Projelerin kalması istikrarın olması demek. Yazık değil mi bu ülkeye? Bu yapılan düzenlemeler bütün partiler için geçerli. AK Parti’ye yarar demiyorum. Eminim ki çalışan çabalayan herkes için iktidar yolu açılıyor. Türkiye’yi kucaklayan herkes için. Ama ben bölge partisi olacağım etnik grubun iktidarı için çalışıyorum diyenin iktidar yolu kapanıyor. Bölücülüğün, ayrımcılığın yolu kapanıyor. Birliğin ve beraberliğin yolu açılıyor. Bunun memleket için ne zararı var? Bu yüzden hayır tarafında yer alanlar anlatamıyorlar. Çünkü anlatacakları bir şey yok. Yalnızca korku, tehdit ve umutsuzluk… Bunun dışında bir şey yok. Gerçek olmayan bir takım laflar.” açıklamasında bulundu. 

Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Karar sizin. Verdiğiniz kararın başımız, gözümüz üstünde yeri var. Bizden şunu beklemeyin: Allah gönlüne göre versin… Bunu bekleme. Hayır çıkarsa İzmir’den düşmanı denize döktüğümüz gibi sevineceğiz diyorlar. Bunu dediler daha da ileri gittiler Yunan’ı denize döktüğümüz gibi sizi de dökeceğiz dediler. Evet çıkarsa onları da çağıracağız ve yanaklarından öpeceğiz. Nefret değil; bize nefret yakışmaz. Çünkü bizim işimiz sevgi. İnancımıza nefret yakışmaz. Bu millete nefret duyguları yakışmaz. Çünkü biz farklılıklarımızla zenginiz. Dolayısıyla bu kampanya döneminde İzmir’in adını da iyi kullanmadılar. Bir İzmir milletvekilinin yaptığı küfürleri gördünüz. Bir İzmirli olarak rahatsız oldum. İzmir demokrasi ve ilklerin şehri İzmir’e bu yapılmaz. İzmirli bunu kabul etmez. Referandumdan çıkan karar sonucunda ya Türkiye sorunlarıyla boğuşmaya devam edecek ya da Türkiye geleceğe yeni hedeflerle yeni projelerle yol alacak. Milletin ufku ve vizyonu doğrultusunda bir anayasayı 20017 model anayasayı devreye sokacağız. Bu anayasa otomatik vitesli vites kolunun elde kalması diye bir şey yok.”

 

Haber Merkezi