Sayfa Yükleniyor...
TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes, güven ve güvenliğin ciddi sorun olarak önümüzde durduğunu belirterek, Normalleşme için önce güven tesis edilmesi gerekiyor. Güven olmadan ne yatırım ne harcama yapılması beklenemez dedi
ÖZKAN PEKÇALIŞKAN
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonunun (TÜRKONFED) düzenlediği 20. Girişim ve İş Dünyası Zirvesine çocuk istismarı yasa tasarısı damga vurdu. Zirvenin açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes, geçtiğimiz gün TBMMde görüşülen çocuk istismarına yönelik kanun tasarısını eleştirerek, Getirilme niyeti ne olursa olsun söz konusu tasarının hukuken ve insan hakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Çocuğun rızası ile asla vicdana sığmayacak düzenlemelerden kaçınmalıyız dedi.
Türkiyede kadın erkek eşitsizliğinin erken yaşlarda başladığına dikkatleri çeken Symes, Bir tarafta her geçen gün sofistike olan robotlar, nesneler, giyilebilir teknolojiler, genetik gelişmeler hatta Marsta koloni kurma tartışılıyorken, diğer tarafta inanç, renk, ulus, cinsiyet konularında birbirimizi yiyoruz. Bu tartışmalar dünyaya katkı sağlamaz. İçinde bulunduğumuz düzensizlik çağı, soğuk savaş ve hatta yeni dünya savaşı olarak görenler gün geçtikçe gün geçtikçe çoğalıyor. Bu tartışmalar dünyaya katkı sağlamayacaktır diye konuştu.
GÜVENLİK SORUNLARIMIZ BÜYÜK FARKINDAYIZ
Türk İş dünyası olarak bulunduğumuz noktayı hiçbir zaman yeterli bulmadıklarını dile getiren Symes, Türkiyenin ekonomide öngörüle bilirliğin azaldığı, güven ve güvenlikte olağan üstü sıkıntı yaşandığını, işsizliğin hiç olmadığı kadar yükseldiği bir dönemi yaşadığını söyledi. Hızlı yükselen döviz kuru, enflasyon beklentileri ve faiz etkilerinden fazlası ile endişe duyduklarını ifade eden Symes, Aynı zamanda en önemli ticaret ortağımız olan AB ile uzun zaman süren müzakere sürecini neredeyse kopma noktasına gelme algısı bizlere ciddi şekilde endişelendiriyor. Suriye, Irak operasyonlarının yarattığı riskler büyüyor. Güven ve güvenlik ciddi sorun olarak önümüzde duruyor. Bu olanların reel sektöre yansıması zamana yayılıyor. Normalleşme için önce güven tesis edilmesi gerekiyor. Güven olmadan ne yatırım ne harcama yapılması beklenemez. TÜSİAD olarak hükümet ile yakın temas içinde bu alandaki reformlara çalışılması için özel olarak uyardık. Yapısal reformları erteleyen ülkelerin siyasal ekonomik anlamda zorlandığını görüyoruz. Ekonomiyi canlandırmak için kısa vadeli tedbirler alırken asıl uzun vadeli reform alanlarını göz ardı edemeyiz. Güvenlik sorunlarımız büyük farkındayız. Bu sorunlar ne iktisadi alanda ne de demokratikleşmede engel olmasına izin vermemeliyiz. Ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklerden, demokrasiden ödün vermeden kararlılıkla ilerlemeliyiz dedi.
HAYATIN NORMALLEŞMESİNİ SAĞLAMAK İTİBARIMIZI ARTTIRIR
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu da iş dünyasının, kurumların bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüyle perçinlenmesi gereken ve yapısal reformlarla rekabet gücünü artırmış, eğitim reformu ile nitelikli işgücü ihtiyacını karşılamış, dijital dünyaya entegre olmuş bir ekonomiye ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, ekonomimizin reformlarla güçlendirilmesinin şart olduğunu söyledi. Demokrasi yükseldikçe, hukuk normları standartlaşınca ve evrensel değerlere gelince, uluslararası yatırımcılarda güvenle ülkemize kaynak aktarmaya devam edeceğinin altını çizen Kadooğlu, Olağanüstü dönem ve şartların gereksinimlerini; yerinde ve adil bir şekilde uygularken, siyasetin, ekonominin ve toplumsal hayatın normalleşmesini sağlamak da itibarımızı artıracaktır. Yani OHAL, olağanlaşmasın diyoruz diye konuştu.
KURUMLAR GÜCÜNÜ DEMOKRASİDEN ALIR
Doğu ve Güneydoğunun can suyu niteliğinde ekonomik teşvik ve destek paketleri kadar, siyasi ve sosyal destek paketlerine de ihtiyaç olduğunu belirten Kadooğlu, Bu noktada, topyekûn bir kurumsal ve zihniyet değişiminin şart olduğunu düşünüyoruz. Bu zihniyet değişimi için de en temel göstergenin gelişmiş bir demokrasi kültürü olduğuna inanıyoruz. Demokrasi, ancak kurumsallaşmış yapılarla mümkündür ve bir ülkenin kurumları da gücünü demokrasiden alır. Gelişmiş bir ekonomi için, gelişmiş bir demokrasinin şart olduğu bilinmelidir dedi.
DAYANIŞMANIN KENTİ İZMİR
BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Levent Akgerman ise kutuplaşmanın yerine dayanışmanın kenti İzmir olduğu için bu kentte olunduğunu belirterek, Umarım bu insani değerler dalga dalga tüm ülkemize İzmirden yayılacaktır diye konuştu.
İZMİRİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ VAR
İzmirin yaşamına önem veren kırmızı çizgilere sahip olduğunu söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise, İzmir, kadınların sosyal ve ekonomik alanda güçlü olduğu, asla dayatmayı kabul etmediği bir kenttir. Türkiyenin bir numaralı kentidir. Dayatmayı kabul etmememin kadınlarımıza ve kente gelenlerin kentin kültürüne kimliğine adapte olmanın büyük bir katalizörü olmasında kadınlarımızın büyük payı var. Bu sebep ile kentim ve hemşerilerim adına kadınlara teşekkür diyorum dedi.
YATIRIMA DAVET ETTİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak farklı bir belediyecilik anlayışı ile hizmet ettiklerini dile getiren Kocaoğlu, Yerelde kalkınmayı ön plana aldık. Kenti kentin dinamikleri ile bu siyasi süreçte sadece kentin kendi gücüyle kalkınacağı Türkiyenin ve Dünyanın örnek kentlerinden birine belediye başkanlığı yapmak ve kenti kalkındırmak bana değil kente aittir. Biz sadece önderlik yapmaya çalıştık. Türkiyenin en borçlu belediyesinden finansı en güçlü belediyesi haline geldik. Vergi katılımı Türkiye ortalamasının çok üstünde olan İzmire yatırım yapmanızı umut ediyorum diye konuştu.
Toplantıda ayrıca Global Oyuncu Olarak Aile Şirketleri paneli de yapıldı. Panelde Avrupa Yatırım Bankası Türkiye Temsilcisi Massimo DEufemia, İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci, Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Feyhan Yaşar ve Londra Borsası Elite Programı İcra Kurulu Başkanı Luca Peyrano, görüşlerini aktardılar.
Haber Merkezi