5 Mayıs 2026, Salı 07:44
16°C İzmir

İBB yolsuzluk davasında üçüncü duruşma başlıyor

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı, 105’i tutuklu 402 sanığın yargılandığı İBB’ye yönelik ‘yolsuzluk’ davasının üçüncü duruşması Silivri’de başlayacak. Duruşmada sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek.

  • Oluşturulma:
  • Güncelleme:
  • Kaynak: DHA
İBB yolsuzluk davasında üçüncü duruşma başlıyor haberinin görseli
6 dk okuma süresi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen “yolsuzluk” soruşturması tamamlandı. 11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, İmamoğlu “örgüt lideri” olarak gösterildi. İddianamede, İmamoğlu’nun; “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma”, “Rüşvet”, “Suç Gelirlerinin Aklanması”, “Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Dolandırma”, “Kişisel Verileri Kaydetme ve Ele Geçirme”, “Suç Delillerini Gizleme”, “Haberleşmenin Engellenmesi”, “Kamu Malına Zarar Verme”, “Rüşvet Alma”, “Halkı Yanıltıcı Bilgi Yayma”, “İrtikap”, “Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığını Aklama”, “İhaleye Fesat Karıştırma”, “Çevreyi Kasten Kirletme”, “Vergi Usul Kanunu’na Muhalefet”, “Orman Kanunu’na Muhalefet” ve “Maden Kanunu’na Muhalefet” gibi suçları işlediği öne sürüldü. İmamoğlu’nun 142 farklı eylemi nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

DURUŞMALAR HAFTANIN DÖRT GÜNÜ SÜRECEK

Duruşmalar haftanın dört günü devam edecek. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Silivri’deki Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi binasında görülen bugünkü oturumda, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edecek.

'ÖDEMELER OLAĞANDIŞI HAREKET OLARAK ALGILANDI'

İş insanı Bulut Aydöner savunmasında, "Ben sözde mağdur Serbülent’in iddiaları gerekçe gösterilerek tutuklandım. Hem de delilsiz, belgesiz bir beyanla. 2016 yılında ailemin uzun yıllardır oluşturduğu birikimle ve tecrübeleri, en önemlisi müşteri portföyünü arz-talep dengesiyle ölçerek yeni nesil kurumsal marka modernleşmesi adımlarını atmaya karar verdim. Kısa sürede ilk stratejik konsept mağazamı açtım. Hasanoğulları DTM Otomotiv’in resmi olarak her işleminin yasalara uygun olduğunu belirtirim. Ben beyaz eşya sektörüne 2016’da adım attıktan sonra 2019 yılına kadar göstermiş olduğum faaliyet neticesinde bir markanın da güvenini kazanarak Pendik'te en büyük mağazayı açma konusunda teklif aldım ve anlaşma sağladım. Şahıs şirketi olduğumdan, diğer işlerimde olduğu gibi buranın mağaza kiralanmasından diğer bütün resmi prosedürlerine kadar tüm işlemleri şahsım adına vekâleten ilerlettim. Ben şirketime bu kadar maddi ve manevi emek sarf ederken, bu kadar emeğin yok edileceğine, tek bir sözlü beyanla mağlup olacağıma kesinlikle inanmak istemiyorum. Ticaret hayatıma devam etme kararımdan sonra 2020 yılında Tuzla merkezli kendi şirketimi kurdum ve kurduğum şirkete kademeli olarak geçiş sağlamaya başladım. Bu süreçten sonra aile adına genişlettiğim süpermarket modelini devrederek buradan elde ettiğim gelirle şirketimin bayilik süreçlerinde sermaye olarak büyümesine katkı sağladım. 2025 yılında 4 adet konsept ve kurumsal işletmeye sahip oldum. Sayın Başkan, 2019 yılına kadar olan bu süreçten özellikle bahsettim. Çünkü asla kabul etmeyeceğim şekilde emeklerimin, ailemin emeklerinin yok sayıldığı; bizim etimizle, dişimizle, alın terimizle, devlet destekli ve emek odaklı büyüttüğümüz çalışmaların hiçe sayıldığı bir MASAK raporu dosyaya sunulmuştur. Burada annemin şahıs şirketi gözönünde bulundurulmadan Hasanoğulları şirketine geçiş aşamasındaki mal transferlerinin karşısında yapılan ödemelerin hepsi olağan dışı hareketler olarak algılanmıştır. Bu raporu tamamen reddediyorum. Eylem 32’ye neden dahil edildim." İfadelerini kullandı.

'BU ARSALAR RÜŞVETSE TAPU MASRAFINI NEDEN BEN ÖDEDİM?'

Aydöner savunmasının devamında, "Şimdi bahsettiğim gibi ticaretin bütün adımlarında, yani otomotiv alım-satımları dâhil hepsini resmi bir şekilde, düzgün ve faturalı olarak, tek bir kayıtdışı satış dahi yapmadan yürüttüğüm için buradayım. Dünya malına tamah etmeden, herhangi bir harama ya da yanlışa bulaşmadan, küçük yaştan bugüne kadar gece gündüz çalışmış, işlerine yoğunlaşmaktan her türlü imkâna sahipken annesi ve babası yaşlı olduğundan dolayı evini onlardan ayırmamış, 30 yıldır aynı adreste annesi ve babasıyla birlikte ikamet eden, kaçma şüphesi olduğu iddia edilen tutuklu Bulut Aydöner’im. Ağabeyim CHP’de üst düzey yönetici, tarzı, siyasi düşüncesi ve fikri açıkça belli olan bir kimliktir; ama o Baykan Aydöner, ben Bulut Aydöner’im. Ne onun bana talimat vermesi gibi bir durum sözkonusudur ne de benim ona talimat verme durumum vardır. Esnafın partisi olmaz. Ben kesinlikle mağazalarımdan içeri giren müşterilere ya da çalışanlarıma hangi partiye mensup olduklarını sormadım, sormaya da ihtiyaç duymadım. Şile ve Kartal’da inşaat projesi yürütmekteyim. Şile bölgesinde projem vardı, tamamladım ve satış bölümüne geçtik. Ben Şile’de esnaf kimliğimle tanınırım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum.İki tapu ödemesini de ben yaptım. Taylan ve Serbülent Danış’ın beyanları üzerine tutuklandım. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem Taylan ve Serbülent Danış’tan zorla rüşvet alınmış, neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar.Taylan ve Serbülent’in ifadeleri çelişkilidir. Ben arsaların bedelini ödeyerek aldım. Benim elimde kapı gibi tapularım var" şeklinde konuştu.

- REKLAM -

Duruşmaya saat 14.00'e kadar ara verildi.

Kaynak: DHA

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.