İMO uyardı: “İzmir depreme hazır değil!”

17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla basın açıklaması yapan İMO İzmir Şube Başkanı Ayatar, İzmir’in depreme hazır olmadığını vurguladı. Ayatar, yaptıkları araştırmalara göre İzmir’de 7 ve üzeri olası bir depremde 38 bin kişinin hayatını kaybedeceğini söyledi


  • Oluşturulma Tarihi : 13.08.2020 11:47
  • Güncelleme Tarihi : 13.08.2020 11:47
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
İMO uyardı: “İzmir depreme hazır değil!”

NURETTİN BAKİ
17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük merkezli Marmara Depremini yıl dönümünde çeşitli etkinlikler düzenleyecek olan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ‘İzmir depreme hazır mı?’ konulu basın toplantısı gerçekleştirdi. Tepe Kule Kongre Merkezinde gerçekleşen basın toplantısında İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şube Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar basın açıklamasını okudu. Açıklamada, İzmir’in kesinlikle depreme hazır olmadığının altını çizen Ayatar, İzmir’de 7 üzeri olası bir depremde tahmini olarak 38 bin kişinin hayatını kaybedeceği vurgulandı.
MARAMARA MİLAT OLDU
Açıklamada, “17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük merkezli Marmara Depreminin üzerinden 21 yıl geçti. Resmi sonuçlara göre 18.873 insanımız yaşamını yitirdi, 23 bin 781 insanımız yaralandı, 328 bin 113 ev ve işyeri yıkıldı veya hasar gördü. Açıkçası yapılarımızın yüzde 25'i kullanılamaz hale geldi, yüzde 6’sı yerle bir oldu, yüzde 7’si ağır hasar, yüzde 12’si de orta derecede hasar gördü. Bir milyondan fazla insanımız evsiz kaldı. 17 milyar dolardan fazla ekonomik kayıp ortaya çıktı. Marmara Bölgesi başta olmak üzere 16 milyon insanımız bu depremin sonuçlarını yakından hissetti. İnşaat Mühendisleri Odası bu büyük afetin bir “Milat” olması gerektiğini ifade etti. Aradan geçen 21 yılda Bingöl, Van, Elazığ-Sivrice gibi büyük depremlerin yanı sıra Çanakkale, Manisa, Muğla-Bodrum, İzmir, Adıyaman, Denizli, Tekirdağ, Bingöl ve Malatya gibi illerimizde yaşanan depremlerde çeşitli ölçeklerde can ve mal kayıpları yaşandı. Bu depremlerden sonra da “bundan sonraki” depremlerde benzer sonuçları yaşamamak için alınması gereken önlemler yine hatırlandı ve ifade edildi.  
DEPREM OLACAK, BİLİYORUZ
Yapı güvenliğini konuşmanın vakti geldiğini belirten Ayatar, depremin geçmişte yaşandığı gibi yine her an yaşanabileceğini ifade etti. Ayatar, “Ülkemiz, sismik olarak dünyanın en aktif bölgelerinden birinde yer almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak,  kısa sayılabilecek aralıklarla hissedilir depremler yaşamaktayız. Günlük rutinimiz içerisinde yer almasa da deprem hayatımızın bir parçası. Bu gerçeği kabul edip, depremi uzun uzun konuşmak yerine depremin bir afet yaratmaması için gerekli önlemler üzerinde konuşmalı ve zaman kaybetmeden gerekli tedbirleri almalıyız. Afet yönetimi; afet öncesi, afet anı ve afet sonrası yapılacak çalışmaları içerir. Ülkemizde daha çok afet sonrası çalışmalar üzerinde yoğunlaşılıyor. Ancak tehlikeyi riske dönüştürmemek için afet öncesi çalışmalara daha fazla önem verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
DEVLET POLİTİKASI OLMALIDIR
“Depremin yaratacağı afeti engellemek devletin görevidir” diyen Ayatar, “Her vatandaşın güvenli konutlarda yaşamaya hakkı vardır. Devletin de bu noktada gerekli önlemleri alma sorumluluğu vardır. Elbette bu sorumluluk ciddi bir çalışmayı gerektiriyor. Yapı güvenliği çalışmalarının süratle başlatılması, bilimsel metotlarla sürdürülmesi ve yapı güvenliği kavramının siyaset üstü bir statüye kavuşturularak bir devlet politikası haline getirilmesi elzemdir. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından yayınlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı depremi öğrenmek, deprem güvenli yerleşme ve yapılaşma ve depremin etkileriyle baş etmek gibi 3 ana eksende hazırlanmıştır. Görevli kurumlar ve yapacakları işler, süreleriyle birlikte tanımlanmıştır. Ancak bu planın çok gerisinde kalındığı görülmektedir. Örneğin Eylem Planında 2017 yılına kadar başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanteri çıkarılması ve mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılması ile ilgili maddenin gereği yerine getirilmemiştir” diye konuştu.
İMAR BARIŞI YAPILARI KONTROL EDİLMELİDİR
İmar barışı ile ruhsat alan yapıların depreme dayanıklılığı kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Ayatar, “Kentimizdeki yapılaşmayı düşündüğümüzde planlarımıza ne kadar uyduğumuz ise tartışma konusudur. Bölgesel ihtiyaçlara uygun hazırlanan uzun vadeli planlarımız, maalesef günlük kararlarla altüst edilmektedir. İmar affı gibi uygulamalar bunların başında gelmektedir. “İmar Barışı” ile inşaat mühendisleri ve tüm yetkili kurumlar bir kenara atılarak yapıların güvenliği vatandaş “beyanıyla” resmileştirilmiştir. Bu hatadan dönebilmek için bu afla ruhsatlandırılan yapıların depreme dayanıklılık raporu zorunlu hale getirilmelidir. Bunun dışında imar planlarında yerel yönetimlerle merkezi yönetimlerin uygulamalarındaki çok başlılık ortadan kaldırılmalı, uzun vadeli planlara mutlaka uyulmalıdır” diye konuştu.
İZMİR’İN ALTYAPISI GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR
“Kentimizin altyapısı göz ardı edilmemelidir” diyen Ayatar, “Deprem sadece yapı özelinde değildir. Yabancı terminolojide "Life Line” olarak ifade edilen, yani yaşam hatları olarak belirlenecek tüm altyapının da depreme hazırlıklı hale getirilmesi gerekmektedir. Yani yine bir kez daha vurgulamak gerekirse, tek tek yapılardan kamu binalarına; sokaklarımızdan, parklarımızdan kavşak ve köprülerimize, ulaşım merkezlerine varıncaya kadar bütün bir kenti deprem anı ve sonrası için hazır hale getirmeliyiz. Kentsel Dönüşüm uygulamalarına da bu bakışla yaklaşmalı, kentsel dönüşüm deyince eski binayı yıkıp, yerine yenisini yapmayı anlamamalıyız. Son söz olarak; depremin afete dönüşmesini istemiyorsak; ilgili kamu kurumlarımız ve belediyelerimiz tarafından net bir irade ortaya konulması gerektiğini vurgulamak isteriz. Bu iradenin ortaya konulması halinde, biz İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak, daha önce bina güvenliğine yönelik envanter çalışmalarında olduğu gibi kamu yararı için yürütülecek herhangi bir çalışmada üzerimize düşecek görevi yapmaya hazırız” şeklinde konuştu.
38 BİN KİŞİ ÖLECEK!
İzmir’de 7 ve üzeri bir deprem olduğunda 38 bin kişinin hayatını kaybedeceğini söyleyen Ayatar, “Yapılan araştırmalara göre İzmir’de yaşanacak olası 7 ve üzeri bir depremde 38 bin insanımız hayatını kaybedecektir. Zira İzmir’de 830 bin bina var. Dediğim gibi 7’lik bir depremle birlikte ağır hasarlı bina sayısı 200 bin, yıkılacak bina sayısı 140 bin ve can kaybı 38 bin olacak” diye konuştu

Haber Merkezi