Sayfa Yükleniyor...
ETİK Başkanı Mehmet İşler, İZDENİZ grevinin turizmi de olumsuz yönde etkilediğini belirtti. İşler, 40 derece sıcaklarda vatandaşı ve turistleri kimsenin mağdur etmeye hakkı olmadığını söyleyerek, Bu iç turizmi baltalamaktadır. Bu İzmir için hem ayıp hem de kayıptır dedi
ÖZKAN PEKÇALIŞKAN- ÖZEL HABER
İZDENİZ AŞ ile Türk-İşe bağlı Türkiye Denizciler Sendikası (TDS) arasında devam eden toplu sözleşme görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmasının ardından sendika İZDENİZde görev yapan personel için 12 Temmuz 2017 tarihinden itibaren grev kararı aldı. İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı İZDENİZde başlayan grev 19inci gününe girdi. Grevin başından beri tarafların sorununun çözümüne dair hiçbir görüşmede bulunmadıkları belirtiliyor. Grevden etkilenen İzmir halkı ise sorunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını bekliyor.
Yazın en güzel günlerinde denizden mahrum kalan İzmir halkının yanında deniz turizmi de bu grevden etkileniyor. Deniz yoluyla Foça, Urla ve Yassıcadaya gidip serinleme imkanı bulan İzmirliler grev nedeniyle bu imkandan faydalanamıyor. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler de grev nedeniyle iç turizmin de ciddi yara aldığını söyledi.
İşler, İzmirin maalesef denizi kullanamayan bir şehir görünümünde olduğunu belirterek, İzmir aslında Allahın bir lütfu olan doğal bir limana sahip bir kenttir. İzmir, Bozdağ gibi kış turizminin yapıldığı yerin yanında hem termal ve tarihi hem de inanç turizmi ile müthiş derecede kendini pazarlayacak güçte önemli bir turizm merkezidir. Ancak gelin görün ki turizm merkezi olması için öncelikle ulaşımın iyi olması şarttır. Bugün 10 milyonluk kapasiteye sahip bir havaalanı var ancak THYde direk uçuşları yok. İzmirin adalar ile kendi ilçeleri ve İstanbul ile olan trafiğini sağlayacak iç pazar turizm çeşitliliğini arttıracak İzmirin deniz turizmi çeşitliliği maalesef kullanılamıyor dedi.
İŞKENCE YAPILIYOR
Bundan 20 yıl önce Samsun ve Ankara feribotları ile İzmirden İstanbula yolcu taşındığını ve İstanbul ile İzmirin denizden bağlantısı olduğuna dikkat çeken İşler, 20 yıl sonra geldiğimiz noktada İzmir-İstanbul arasında feribot diye bir şey yok. 20 milyon nüfusu olan bir yerde bizim her geçen gün feribot sayımızı arttırmamız gerekirken bunu Bursa ve Bandırma yaptı ama bunu İzmir yapamadı. Bunun niye böyle olduğunu sorguladığımızda işte bugünkü grev karşımıza çıkıyor. Bugünkü yerel yönetimin son derece vizyonsuz yaklaşımları İzmir turizmini ve ulaşımın geriye götürmüştür. Bugün İzmir Körfezi gibi bu kadar muhteşem deniz imkanı sunulan bir yer yok. Ne doğru dürüst bir uluslararası yelken turnuvası ne uluslararası windsürf turnuvası düzenliyoruz. Ne de bunların olması için en ufak bir çaba gösteriyoruz. Bırakın biz bu etkinlikleri beklerken doğru dürüst karşıdan karşıya gitmeye iki yaka arasındaki ulaşımı daha doğru düzgün sağlayamıyoruz. Bu koca bir ayıp aynı zamanda koca bir kayıptır. İzmir gibi bir şehri düşünün ki Körfez bir amfi tiyatrodur. Tüm İzmir ise Karşıyaka, Bayraklı, Kadifekale işte o sahnenin tribünleridir. Körfezde oynanan oyunun rezilliği ortadadır. Maalesef biz insanlarımızı taşıyamıyoruz. Bu yerel yönetimin; İzmir halkına, turistine yapmış olduğu işkencedir. İzmir 21. Yüzyılda Türkiyenin 3. Büyük şehrinin yaşadığı bu ayıp bizim boynumuza pranga gibi vurulmuştur diye konuştu.
İÇ TURİZM BALTALANIYOR
Eskişehirden örnek veren İşler, Porsuk deresinin kokan bir vaziyette iken bugün gondollar ile seyahat edilebildiğinin altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: Bir avuç nehirden bile size bir cevher çıkartıyorlar. İzmir Körfezi gibi Allahın bize bahşettiği bu körfezi biz turizm amaçlı uluslararası festivaller ve etkinlikler yaparak kullanamıyoruz. İzmire yat limanı ve marina yaptırarak Egenin incisi yapmak gibi hayallerimiz varken yerel yönetim gerçekleri yüzümüze tokat gibi vuruyor. Daha insanımızı karşıdan karşıya taşıyamaz halde olduğumuzu bize gösteriyor. Bu iç turizmi baltalamaktadır. Maalesef turistler tarafından da ciddi tepki alınıyor. Bu ayıbı İzmiri taşıyamaz. Bu insanların yazın ortasında çoluğu ve çocuğu ile az bir bütçe ile İzmirin ilçelerinin sunduğu bereketi yaşamak için haftasonları vapurlara binerek Foçaya Urlaya, Yassıcadaya giderek kendi ekonomileri ve yerel yönetimlerin yarattığı fırsatlar ile bir tatil geçirme hakkı ellerinden çalındı. Dar bütçeli vatandaşlar deniz yolunu kullanarak hem serinliyorlardı hem de plajlara gidiyorlardı. Bu yanlış İzmire yakışmamaktadır. Bunun müsebbiplerinin seçimlerde vatandaşa hesap vermesi gerekir. Bu halk koyun sürüsü değildir. Bu halka yazın sıcağında havanın 40 derece olduğu bir dönemde kimsenin bunu yapmaya hakkı yoktur.
İBBNİN GÜNDEMİNDE TURİZM YOK!
Turizmciler olarak hayalleri olduğunu ve bu hayallerinin bir türlü gerçeğe dönüştürülemediğini belirten İşler sözlerini şöyle tamamladı: Bir yerde turizmin ilerlemesi için hava, kara ve deniz yolu şarttır. Merkezi hükümet 2018de karayolunu İstanbul ile 3.5 saate indiriyor. Peki, yerel yönetim ne yapıyor. Belediyemiz borcu olmamakla övünüyor. Hizmet vermezsen tabi ki borcun olmaz. Neden biz burada İZDO diye bir şirket kurup İstanbula feribot seferi koyamıyoruz. İzmirden İstanbula Bodruma insanları deniz yoluyla taşıyalım, hizmet verelim. Biz niye bunları yapamıyoruz. Bende icraat yapmazsam bir şey alıp satmazsam benim de borcum olmaz. İzmir aslında denizi kullanamıyor. Bu bir vizyon işidir. İzmir Büyükşehir Belediyesinde turizme vizyonel bir bakış yok. İzmir Büyükşehir Belediyesinin gündeminde turizm yok. Turizmi bilmiyorlar ve anlamıyorlar. Oysa bu şehri atağa kaldıracak tek şey turizmdir. İzmir turizmde baş şehirdi. Bu vizyonel bakış açısı ile dördüncülüğe düştü. İzmir halkına bunu kimsenin yapmaya hakkı yok.
Haber Merkezi