18 Nisan 2026, Cumartesi 11:58
15°C İzmir

Okul saldırıları basit bir cinnet değil toplumsal bir krizdir

Okul saldırılarının tek bir motivasyonla açıklanamayacağını ifade eden Doç. Dr. İrfan Özet, internetteki denetimsiz ortamın ve dizilerdeki sert erkek rollerinin gençleri suça sürüklediğini vurguladı

Okul saldırıları basit bir cinnet değil toplumsal bir krizdir haberinin görseli
4 dk okuma süresi

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - Şanlıurfa’da bir lisede 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı baskın ve ardından Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda 9 kişinin yaşamını yitirdiği katliam, eğitim kurumlarındaki şiddet gerçeğini bir kez daha Türkiye’nin gündemine taşıdı. Okullarda üst üste yaşanan bu ağır bilançolu saldırılar, sadece bir güvenlik zafiyetini değil, çocukların suça yönelme motivasyonlarını da tartışmaya açtı. Gelişmeleri sosyolojik açıdan değerlendiren Doç. Dr. İrfan Özet, saldırıların tek bir motivasyonla açıklanamayacağını ancak faillerin dijital platformlar üzerinden ortak bir zeminde buluştuğunu belirtti. Özet, dijital küreselleşmenin yerleşik değerleri çözdüğünü ve küresel şiddet kültürünün gençler tarafından model alındığını vurguladı.

irfan özet

DİJİTAL KÜRESELLEŞME ŞİDDETİ MODELLİYOR

Sanal ağların yeni kuşakların sosyalleşme sürecine damga vurduğunu belirten Doç. Dr. İrfan Özet, saldırıların arkasındaki dijital bağlara dikkat çekti. Özet, “Dijital küreselleşme, yerleşik kültürel değerlerin çözüldüğü anomik durumları tetikliyor. Maraş’taki failin profil fotoğrafına 2014 yılında ABD’de 6 kişinin ölümüne yol açan Elliot Rodger’ı koyması, motivasyon kaynağını anlamamızda en somut arka plandır. Bu durum, radikal şiddet kültürünün küreselleşerek model alındığı bir zemini ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu olaylar basit bir cinnet hali değil, arkasında derin yapısal bağlamlar barındıran kapsamlı bir durumdur” dedi.

saldırı

- REKLAM -

KENTSEL ÇATIŞMA ÖFKEYİ TETİKLİYOR

Kırsaldan kopan nüfusun kentlerdeki rekabet ve kutuplaşma döngüsüne hapsolduğunu ifade eden Özet, şiddetin bir telafi aracı olarak öne çıktığını söyledi. Özet, “Şiddet; düşük ekonomik düzeyin getirdiği yetersizliğin telafisi ya da statü alanlarında en üstte yer almaya odaklı kariyerist yaşamın radikal bir dışavurumu olarak karşımıza çıkabiliyor. İlgi ve bakımdan yoksun yetişen, aidiyet arayışında keskinleşen jenerasyonların çevrelerine duyduğu öfke, bu tür radikal eylemleri tetikliyor. Kentsel yaşamın bu rutinleri, faillerin bireysel yaşamında yıkıcı birer motivasyona dönüşebilmektedir” diye belirtti.

saldırı

MEDYADA ŞİDDET İDEALİZE EDİLİYOR

Yerli dizi ve film sektöründeki yayıncılık politikalarının şiddeti meşrulaştırdığına dikkat çeken Doç. Dr. İrfan Özet, ekranlardaki erkeklik rollerini eleştirdi. Özet, “Faillere baktığımızda erkek cinsiyetinde olduklarını görüyoruz. Yerel dizi ve film sektöründe şiddetin estetize edilerek kitlelere benimsetilmeye çalışıldığını görüyoruz. Senaryolar boyunca ‘makbul erkeklik’ rolüne büründürülen aktörler, şiddeti en radikal düzeylere taşıyacak deneyimlerle sunuluyor. Şiddetin bu ölçüde normalleşmesi, hatta idealize edilmesi, reel dünyadaki sıradışı olaylarda etkili bir motivasyon kaynağı olarak karşımıza çıkıyor” şeklinde konuştu.

saldırı

- REKLAM -

SÜRECİ HIZLANDIRIYOR

Toplumsal kutuplaşmanın ve kamu politikalarının şiddet eğilimi üzerindeki etkilerine değinen Özet, adalet duygusunun zayıflamasının süreci beslediğini belirtti. Özet, “Hukuka güvenin zedelenmesiyle eş zamanlı olarak artan kutuplaşma dozu, ekonomik alım gücündeki gerilemeler ve demografik değişimler, şiddet olaylarında kamu kurumlarına hakim politikaların etkisini yadsınamaz bir düzeye taşımaktadır. Ekonomik ve sosyal tablodaki bu daralma, kurumsal denetimlerin zayıfladığı bir ortamda radikal şiddetin toplumun kılcal damarlarına sızmasına neden oluyor” dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.