Sokak yıkama uygulamasından vazgeçilmeli!

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, belediyeler tarafından salgınla mücadele çalışmaları kapsamında cadde ve sokakların dezenfekte edilerek yıkanması işlemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu


  • Oluşturulma Tarihi : 10.06.2020 07:48
  • Güncelleme Tarihi : 10.06.2020 07:48
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Sokak yıkama uygulamasından vazgeçilmeli!

BURCU YANAR/ÖZEL HABER
Çocukluk zamanlarınızdan da hatırlarsınız belli zamanlarda sokaklarda belediyelerin temizlik araçları dolanır bizler de onların peşinden giderdik. Ara sıra olan bu uygulama çocukların ilgisini çeker bir heyecan yaratırdı. Şimdilerde ise tüm dünyayı olumsuz etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle sokak temizliği çalışmalarına daha fazla ağırlık verilerek sokak yıkama işlemleri bir hayli önem kazandı. Hatta bazı belediye başkanları ellerine temizlik malzemelerini ve fırçaları alıp sokakları foşur foşur yıkamaya başladılar. Fakat gayet iyi niyetli ve virüsün önlemesini yayılmak amacıyla başlayan bu uygulama ne yazık ki doğrudan toprağa karıştığı için çevre sağlığı ve doğal yaşam açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.



KİMYASALLI SU TOPRAĞA KARIŞIYOR
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, belediyeler tarafından salgınla mücadele çalışmaları kapsamında cadde ve sokakların dezenfekte edilerek yıkanması işlemlerine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Sağlık uzmanları tarafından cadde ve sokakların yıkanması işleminin önleyici bir tedbir olmadığı ifade edilmektedir. Söz konusu çalışmalar, dezenfeksiyon ve koruma işlevi yürütmemekte, tam tersine işlem sonucu oluşan kimyasal içerikli yıkama suları toprağa doğrudan karışmakta, çevre sağlığı ve doğal yaşam için tehlike oluşturmaktadır. Bu uygulamalardan acilen vazgeçilmelidir” diye konuştu.
Entegre bir halk sağlığı politikasının bir parçası olarak, kanalizasyon sistemlerinde taşınan atık suların iyi tasarlanmış ve iyi yönetilen merkezi atık su arıtma tesislerinde arıtılması gerektiğine değinen Helil İnay Kınay, “Mevcut atık su arıtma tesislerinin virüsleri gidermek için optimize edilmesi, gerekirse son bir dezenfeksiyon adımı uygulanması süreci değerlendirilmelidir” dedi.



TIBBİ ATIK OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ
Sağlık tesislerinde, teşhis ve tedavi sürecinde oluşan atıkların ‘Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ gereğince enfeksiyöz tıbbi atık olarak değerlendirilmesi ve ilgili yönetmelik ve yerel düzenlemelere göre de bertaraf edilmesi gerektiğine vurgu yapan Helil İnay Kınay, “Bu süreçte sağlık tesislerinde atık yönetimine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yerel yönetimlerin iş birliği içerisinde yöntem ve tedbirlere ilişkin gerekli altyapının kurulması ve yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Atık yönetimi ciddi bir konudur, kapsamlı altyapı ve denetim mekanizmaları gerektirmektedir. Türkiye henüz kendi atıklarıyla baş edemeyen bir ülke iken İngiltere, Belçika, Almanya, ABD, Hollanda, İspanya, İtalya, Slovenya, Fransa, Japonya gibi ülkelerden atık ithalatı yapmaktadır. Ülkemize her türden atık, artık ve hurda ithalatı durdurulmalıdır” ifadelerine yer verdi.
“DENETİMLER SIKLAŞTIRILMALI”
Tıbbi atıkların toplanması ve taşınması sürecinde çalışan tüm personelin kişisel koruyucu ekipmanlarını kullanmalarının önemli olduğunun da altını çizen Helil İnay Kınay, “Kişisel koruyucu ekipmanlarında her zamankinden daha sık değiştirilmelidir. Sağlık kuruluşlarında oluşan tüm tıbbi atıklar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kuruluş ve özel araçlar ile bertaraf tesislerine gönderilmektedir. Oluşan yeni duruma göre tıbbi atıkların taşınması ve bertarafı sürecinin yönetimine ilişkin merkezi ve yerel yönetimler tarafından ivedilikle çalışmalar gerçekleştirilmeli, maliyetlerin karşılanması konusunda devlet desteği sağlanmalıdır. Atıkların kontrolsüz toplanması, evsel atıklarla karıştırılması ya da uygun bertaraf tesisine gönderilmemesi gibi uygunsuzlukların yaşanması ihtimaline karşılık denetimi daha ciddi gerçekleştirilmelidir” açıklamalarında bulundu.
 

Haber Merkezi