CHP’den medya için İzmir çıkarması: Basın özgür olmazsa demokrasi eksik kalır

İzmir’de düzenlenen CHP Yerel Medya Buluşması’nda basın özgürlüğü, yerel medyanın kuşatılması ve demokratik gerileme eleştirildi; gazetecilerin yaşadığı yapısal sorunlar gündeme taşındı.

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
CHP’den medya için İzmir çıkarması: Basın özgür olmazsa demokrasi eksik kalır haberinin görseli

Berkay Erden / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi tarafından yerel medyanın güçlendirilmesi ve basın emekçilerinin sahadaki sorunlarının doğrudan dinlenmesi amacıyla düzenlenen Bölgesel Yerel Medya Buluşmaları’nın ilk ayağı İzmir’de gerçekleştirildi. Çalışan Gazeteciler Günü’ne denk getirilen ve Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Ege Bölge Toplantısı’nda medyanın gelişimi, sektörün geleceği ve yaşanan sorunlar masaya yatırılırken, buluşmaya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP Medya ve Halkla İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, CHP İzmir Milletvekilleri Av. Deniz Deniz Yücel, Prof. Ümit Özlale, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, CHP İzmir İl Başkanvekili Murat Aydın, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ile ulusal ve yerel basın kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

TUGAY: YA BASIN ÖZGÜR OLACAK YA DEMOKRASİ ESİR OLACAK

Yerel basının halk ile yerel yönetim arasında bir köprü olduğuna dikkat çeken Tugay, İzmir’in ulusal basın açısından önemini vurguladı. Yerel basını desteklemek için çalıştıklarını dile getiren Tugay, “CHP’nin başlattığı bir buluşma serisini ilk ayağındayız. İzmir zaten yetiştirdiği gazetecilerle yerel ve ulusal basında ses getirmiş. İzmir bu buluşmayı bu yüzden fazlasıyla hak etmiştir. Basının özgürlüğüne muhtaç bir ortamdayız. Yerel basın kamuoyundaki tüm basın gücünü besleyen en önemli güçtür. Yerel basın olmazsa kan dolaşımı olmaz. Yerel basın olmadan ulusal basın yaşayamaz. Ülkenin farklı kentlerinin birbirinden farkı olmaz. Demokrasi ancak yerel ve ulusal basının birlikteliği ile ayakta kalabilir. Bu şehirden yetişen gazeteciler ulusal basında basının omurgasını oluşturmuştur. Bu buluşma bir sürecin başlangıcı. İletişim zemini kurma iradesinin göstergesi. Gazeteciliğin hem bugünün hem yarınını cesaretle ele alacak bugün herkes. Burada hazırlanacak raporlar birlikte CHP’nin programına da yansımalar olacak. Burada konuşulan burada kalmayacak katılımcı demokrasinin parçası olacak. Gazetecilik her zaman zor meslek olmuştur bu bedeli hayatı ile ödeyenler olmuştur. Gerçeğin peşine düşen gazeteciler hiçbir zaman rahat bırakılmadılar. Sansüre uğradılar, kapatıldılar, hapse atıldılar ya da öldürüldüler. Güçlü bir demokrasinin sonucu bu mu olmalı? Basını özgürlüğünün bir demokrasi sorunu olduğunu tüm toplum bilmeli. Türkiye basın özgürlüğü endeksinde dünyada kötü bir noktada. Biz her zaman CHP’nin ideolojik bakışıyla hem de bireysel dünyamızda basın özgürlüğünün ve demokrasinin tarafındayız. Demokrasiyi seçme yaşamayı seçmek gibi bir zorunluluktur. Demokrasi yalnızca insanlıkla sınırlıdır diyemeyiz. Yerelde güçlenmeyen demokrasi ulusalda ayakta kalamaz. Bunu sağlayan en önemli güç ise yerel basındır. Yerel medya aidiyet unsurunu yaratır, ulusal medya bunları bu kadar derin göremez. Yerel basın halk ile yerel yönetim arasında köprüdür. Bu iki yönlü ilişki ne kadar aktif olursa kentte refah artar. Basın tarafında da yönetim tarafında da bizler kamu yararına çalışanlarız. Yerel basının sıkıştığını biliyoruz bu yüzden desteklemek en önemli çabalarımızdan biri. Yerel medya susturulamaz ve gerçeklerin üstü örtülemez. Ya basın özgür olacak ya da demokrasi eksik kalacak” dedi.

BULUT: HÜKÜMET PROGRAMINA DAHİL OLACAK

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye’de anormalliklerin normal hale geldiğini belirten Bulut, buluşmada konuşulanların CHP’nin hazırlayacağı hükümet programında yer alacağını söyledi. Yerel basına destek olması gereken kurumların ise basına destekten çok engel olduğunu belirten Bulut, “İyi ki İzmir’de yapmışız. Böyle bir organizasyona burada başlayarak doğru bir işe doğru bir yerde başladığımızı görüyorum. 10 Ocak’ı tabi anacağız ama tabi ki çok da kutlanacak bir gün değil sorunları hatırlatan bir gün bugün. Yerel medyayı buluşturacağız bölge bölge. CHP parti programının hükümet programına evrilmesi lazım. O yüzden buradan alacağımız notları hükümet programımıza taşıyacağız. İnteraktif bir toplantı olacak. Aslında burada yapmaya çalıştığımız hükümet programına katkı koymak değil basındaki sorunları ve gazeteciliğin önemini tekrar hatırlatmak. Türkiye’de anormalliklerin normal gibi göründüğü bir dönemdeyiz. Bu hayatın tüm alanında var. 2018 seçiminde Partili Cumhurbaşkanı seçimine geçildiğinde güçler ayrılığı ortadan kalktı ve herkes yargı ve yasama üzerindeki baskıyı normal karşılamaya başladı. Ben bir milletvekili olarak başka bir milletvekilinin tek başına bir yasama faaliyeti yürüttüğünü görmedim o çatı altında. Basın kamu hizmeti yapıyor. Basın sorunlarını sadece gazetecilerin sorunları olarak ifade edersek eksik söylemiş oluruz. Cumhurbaşkanlığı sisteminde kimsenin bir denetleme yetkisi olması sistemde bari basın denetlesin diyorsunuz ama o da olmuyor. Havuz medyası ortada. Havuz medyası eğer bir algı operasyonu varsa ona dahil oluyor. Televizyona çıkan herkes aynı şeyleri söylüyor. Anayasal bir haktır haber alma hakkı. İletişim Başkanlığı’nın basına destekte bulunması gerekiyor. Ama baktığınızda Başkanlık bunun tam tersinde işler yapıyor. Misal RTÜK’ün bir denetim mekanizması var ama bakın bu denetlemeye ne hikmetse muhalif kesim hep sopadan nasibini alıyor. RTÜK’ün bir televizyon kapatma olayına hiç girmemesi gerekiyor. TRT’yi hiç konuşmayacağım vallahi hiç konuşulacak bir yanı yok. Bizlerden alınan vergiler ile var olan bir kurum açık açık suç işliyor. Seçim döneminde parası karşılığı reklamımızı bile yapmadı. Yandaş medyadan farklı bir tutum izlemiyor. Basın İlan Kurumu da birçok ilde yerel gazeteleri birleştiriyor. O kurumun hafızası çalışanları umurunda değil. Yereli küçültmek ve daha kolay denetlemek derdinde. Bunların hepsini sizler yaşıyorsunuz. Bunlara hepimizin itiraz etmesi gerekiyor ama başta o mesleğin sahipleri itiraz etmeli. Umarım bunu hep birlikte yaparız" diye konuştu.

AYDIN: BAŞINIZ ÖNE EĞİLMESİN

Çalışan Gazetecilerin Günü’nün çıkış noktasını ve gelişimi hakkında bilgiler aktaran Aydın, bugünün bir bayram olarak kutlanamadığını söyledi. Aydın, “Bugün 10 Ocak çalışamayan gazeteciler günü. 1962 yılından beri Türkiye’ye özgün bir gün olarak kutlanıyor. 1961’de bu kanun yürürlüğe girdikten sonra 9 gazete patronu bu kanun kendilerine uygun değil diye 3 gün gazetelerini kapattı. Basın emekçileri ise buna boyun eğmeyerek basın gazetesini çıkardılar. 1972 yılında darbe gazetecilerin haklarını kısıtladı. O günden beri bugün bir bayram olarak değil çalışan gazeteciler günü olarak anılmaya başlandı. Bugün Türkiye’de gazetecilerin, siyasetçilerin fikir hürriyeti yoktur. Bugün, anayasanın uygulanmadığı bir ülke haline geldik. Tablo karanlık ancak Kuruluş Savaşı günleri kadar da değildir. Bazen bizlere yani siyasetçilere rağmen de halkın haber alma özgürlüğü sürdüren gazetecilerin bugünü kutlu olsun. Başınız öne eğilmesin onurla işini yapmaya devam edin” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından buluşmanın panel aşamasına geçilirken, moderatörlüğünü Çakırözer’in üstlendiği panelde Gappi, Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu, Yenigün Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mesut Şimşek ve Halk TV muhabiri Yağmur Beril Varol konuşmacı olarak katıldı.

Kaynak : HABER MERKEZİ

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.