- İzmir
- 08.01.2026 21:10
Eskinazi uyardı; "İhracatta 2025’in bilançosu ağır, 2026 için riskler büyük"
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2025’te ihracat rakamları artarken kârlılığın ciddi biçimde gerilediğini, birçok sektörün yılı büyüme değil ayakta kalma mücadelesiyle tamamladığını söyledi. 2026 için ise öngörülebilirliğin zayıflamasını en büyük risk olduğunu belirtti
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : HABER MERKEZİ
KEMAL ÖZKURT Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve birlik başkanları, düzenlenen basın toplantısında 2025 yılına ilişkin ihracat performansını genel hatlarıyla değerlendirdi. Toplantıda, küresel ekonomik gelişmelerin Ege Bölgesi ihracatına yansımaları, sektörlerin karşılaştığı sorunlar ve öne çıkan başlıklar ele alındı. Birlik başkanları, önümüzdeki döneme dair beklentilerini paylaşarak 2026 yılında ihracatçıları bekleyen koşullara dikkat çekti. Yeni yılda izlenecek yol haritası, hedef pazarlar ve ihracatın sürdürülebilirliği konusunda yapılması planlanan çalışmalar da kamuoyula paylaşıldı. Programın açılışında konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye ihracatının 2025’te 273,4 milyar dolara ulaşmasına rağmen bu artışın sahadaki gerçek tabloyu yansıtmadığını belirterek, birçok sektör için 2025’in bir büyüme yılı değil, ayakta kalma ve direnç yılı olduğunu vurguladı. Yüksek ithal girdi bağımlılığı, kredi maliyetlerindeki katılık ve özel sektörün döviz cinsi borçlanmasının artmasıyla birlikte şirket kârlılıklarının gerilediğine dikkat çeken Eskinazi, özel sektörün yurtdışı döviz cinsi uzun vadeli kredi borcunun 210,7 milyar dolara çıktığını hatırlattı. 2026 yılına girerken öngörülebilirliğin zayıflamasını en büyük risk olarak tanımlayan Eskinazi, sıkı para politikasının, yüksek faiz ortamının ve değerli Türk Lirası beklentisinin süreceğini, buna karşın ihracatçının kurdan kaynaklı gelir artışının enflasyonun üzerinde olmayacağını ifade etti.

2025 BÜYÜME DEĞİL, AYAKTA KALMA YILI OLDU
2025 yılıının ihracatçılar açısından şirket kârlılığının azaldığı bir yıl olduğunu belirten Eskinazi, "TCMB faizlerindeki düşüşün, kredi maliyetlerinde istenilen seviyede bir indirim sağlamamasına bağlı olarak; özel sektörün 2025 yılında döviz cinsi borçlandığına şahit olduk. Özel sektörün 2025 Ekim sonu itibariyle yurtdışından sağladığı döviz cinsi uzun vadeli kredi borcu bir önceki aya göre 3,4 Milyar dolar artarak 210,7 Milyar dolara ulaştı. Türkiye ihracatı rakamsal olarak 2025 yılında 273,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında ihracatımız Türkiye geneli 2024 yılına göre yüzde 4,5 oranında artmıştır. Türkiye'nin ihracatı, yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemektedir. Özellikle imalat sanayinde ara malların yüzde 60-70'i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği aynı anda ortaya koymaktadır. Toplam ihracat rakamı, sahadaki gerçekliği tek başına anlatmaya yetmemektedir. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur" dedi.
İHRACATÇI KARDAN TAVİZ VEREREK ÇALIŞTI
Ege İhracatçı Birlikleri'nin 2025 performans rakamlarını paylaşan Eskinazi, "Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2025 yılı ihracatımız 18,505 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Sektörel bazda baktığımızda, artış gösteren sektörlerimiz: Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar, Demir ve Demir Dışı Metaller, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Tütün ve maden. Artışları sadece başarı, düşüşleri sadece başarısızlık olarak okumak doğru değildir. Bazı sektörler maliyet baskısına rağmen üretimi sürdürmüş, bazı sektörler ise kârlılığı korumak adına bilinçli daralma yaşamıştır. Dolar endeksinin 2025 yılındaki değer kaybı yaklaşık yüzde 9,7 olduğunu düşündüğümüzde, doların değer kaybına bağlı olarak ihracatçılarımızın gelirleri erozyona da uğradığı için karlılık açısından 2025 yılı oldukça sıkıntılı bir yıl olmuştur. İhracatçılarımız mevcut müşterilerini kaybetmemek adına kardan taviz vererek çalışmaya devam etmişlerdir. İhracatçının çalışma sermayesi 2025 yılında 2024 yılına göre erimeye devam etmiştir. Enflasyonu düşürme programının en büyük yan etkisi, emek yoğun ihracat sektörlerinde karlılık ve özsermaye erimesi olmuştur. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krizle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz" diye konuştu.
EN BÜYÜK SORUN ÖNGÖRÜLEBİLİRLİĞİN ZAYIFLAMASI
Konuşmasının sonunda 2026 yılına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Eskinazi, “Türkiye’nin en büyük sorunu, öngörülebilirliğin zayıflamasıdır. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz. 2025 yılı verileri, mevcut koşulların geçici değil, yapısal riskler taşıdığını göstermektedir. 2026 yılına girerken üretimi merkeze alan, sanayiyi güçlendiren ve uzun vadeyi ödüllendiren bir yaklaşımın gerekli olduğuna inanıyoruz. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir. İhracatçılar açısından 2026 beklentilerimiz; para politikasında sıkı duruşun süreceği, yüzde 38 seviyesindeki faizlerin enflasyona göre yüksek kalacağı ve Türk Lirası’nın reel değerinin korunacağı yönündedir. Nominal faizlerin enflasyonun üzerinde seyredeceğini, pozitif reel faizin ve Türk Lirası carry trade’in devam edeceğini düşünüyoruz. Enflasyonla mücadelede 2026 yılında da değerli Türk Lirası beklentimizi koruyoruz. USD/TL kurundaki artışın enflasyonun altında kalmasını, Euro/dolar paritesinde ise Euro lehine hareket yaşanmasını bekliyoruz. Kredi kanallarında bir rahatlama ve makro ihtiyati tedbirlerde gevşeme beklemiyoruz. Emek yoğun sektörlerde sıkıntıların süreceğini öngörüyoruz. Enflasyon muhasebesinin 2026 yılında altın, gümüş ve kuyumculuk dışında kaldırılmasının şirketler üzerinde daha fazla vergi yükü yaratacağını ve kârlılığı düşüreceğini, tarım, konut ve gıdanın ise 2026 yılında da enflasyonun temel belirleyicileri olacağını hatırlatmak isteriz” diye konuştu.
Kaynak : HABER MERKEZİ