Toplantıda konuşan Başkan Dutlulu, Gediz’e karışan kirleticilerin etkisinin yalnızca Manisa ile sınırlı kalmadığını belirterek, “Manisa’da nehre karışan bir kirletici, Menemen Ovası’ndaki toprağa, İzmir Körfezi’ndeki denize ve sonunda hepimizin sofrasına ulaşıyor. Bu nedenle bu kirlilik artık noktasal bir sorun olmaktan çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
Başkan Tugay ise kurumlar arasında iş birliğinin zorunlu olduğuna dikkat çekerek, “Her kurum amasız, fakatsız iş birliği içinde olmalıdır. Gediz temiz akana, İzmir Körfezi temizlenene ve topraklarımız sağlık saçana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. Dutlulu da benzer şekilde, “Havza üzerindeki tüm belediyeler, ilgili tüm kuruluşlar bir araya gelmeli. Gediz’i, Manisa’yı ve İzmir Körfezi’ni korumak için çalışmaya devam edeceğiz” sözleriyle ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Ortak Basın Toplantısı Düzenlendi
Manisa’daki bir otelde gerçekleştirilen toplantıya iki belediyenin yöneticilerinin yanı sıra akademisyenler ve ilgili kurum temsilcileri de katıldı. Toplantıda Gediz Havzası’ndaki çevresel sorunlar, su kalitesi ve Körfez üzerindeki etkiler ele alındı.
Gediz Nehri’nin yalnızca bir akarsu olmadığını belirten Başkan Tugay, nehrin kaynağından denize ulaştığı noktaya kadar milyonlarca insanı etkileyen büyük bir ekosistem olduğunu ifade etti.
Konuşmasında Gediz’in İzmir Körfezi üzerindeki etkisine değinen Tugay, “Bugün burada, sınırları haritalarla çizilmiş idari alanları değil; Murat Dağı'ndan doğup Ege Denizi'ne dökülen 401 kilometrelik bir yaşam koridorunu, yani Gediz'imizi konuşmak için bir aradayız” dedi.
Gediz’in farklı bölgelerinde endüstriyel, tarımsal ve insan kaynaklı çeşitli kirlilik unsurlarının bulunduğunu belirten Tugay, bu konuda hem yerel yönetimlerin hem de merkezi kurumların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Bazı şeyler siyaset üstüdür. Gediz de bunun en güzel örneği” değerlendirmesinde bulundu.

“Temiz Su Hakkı Ancak Bütüncül Korumayla Mümkündür”
Gediz Havzası’ndaki herhangi bir kirlilik unsurunun tüm sistemi etkilediğini dile getiren Tugay, güvenli su ve sağlıklı gıdaya erişimin ancak havzanın tamamının korunmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.
“En temel insani hak olan güvenli su hakkının tam anlamıyla sağlanabilmesi, havza suyunun her bir noktasında, yani bütünsel olarak korunmasıyla mümkündür” diyen Tugay, Gediz’in yalnızca Manisa ve İzmir’i değil, daha geniş bir coğrafyayı ilgilendirdiğini belirtti.

Yeraltı Suları İçin Uyarı
Yeraltı su kaynaklarındaki kirlenmenin büyük risk oluşturduğunu ifade eden Tugay, “Eğer yüzey ve yeraltı sularımızdaki kirliliği bugün, hemen şimdi sonlandıramazsak çok yakın bir gelecekte tarımsal üretimi sürdüremeyiz. İnsanlar kuyulardan çektikleri suların temiz olduğunu düşünüyorlar ve kullanıyorlar. Yeraltı suları kirlendiğinde, geri dönüşü olmayan bir karanlığa gömülürüz” dedi.
İzmir Körfezi’nde yürütülen temizlik çalışmalarına değinen Tugay, bugüne kadar önemli miktarda dip çamuru ve deniz marulu temizliği yapıldığını belirtti. Ancak Körfez’in kalıcı olarak temizlenebilmesi için Gediz’in de sağlıklı bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda kurumlara çağrıda bulunan Tugay, “Gelin, bu bilimsel raporu havza bazlı ortak bir rehber altlık olarak kabul edelim. Her kurum amasız, fakatsız iş birliği içerisine girsin ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirsin. Gediz temiz akana, İzmir Körfezi temizlenene ve topraklarımız sağlık saçana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Ayrıca Gediz’in Körfez üzerindeki etkisinin bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu belirterek, “Gediz'in Körfez'i kirletmediği söylemi kesinlikle doğru değil. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar ortada. Gediz temiz akmadıkça Körfez'in tamamen temizlenmesi mümkün değil. Bunu söyleyenler sorumluluktan kaçıyor” ifadelerini kullandı.

Dutlulu: “Gediz Can Çekişiyor”
Başkan Dutlulu ise Gediz’in bölge için taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Nehrin yalnızca bir su kaynağı olmadığını belirten Dutlulu, “Bu topraklar sıradan bir toprak değil. Gediz sadece bir nehir değil, yaşamın kendisi” dedi.
Gediz’in mevcut durumunun endişe verici olduğunu vurgulayan Dutlulu, “Gediz can çekişiyor. Binlerce yıldır bu toprakları besleyen nehri kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Eğer bugün harekete geçmezsek yarın evlatlarımıza bırakacağımız temiz bir damla suyu dahi bulamayabiliriz” ifadelerini kullandı.
59 Noktada Düzenli Ölçüm
Manisa ve İzmir büyükşehir belediyelerinin ortak çalışmasıyla Gediz Havzası’nda düzenli ölçümler yapıldığını açıklayan Dutlulu, Kula’dan Körfez’e kadar uzanan bölgede 59 farklı noktadan aylık su numuneleri alındığını söyledi.
Bu analizlerin uluslararası akreditasyona sahip laboratuvarlarda incelendiğini belirten Dutlulu, “Karşımızdaki tablo bir tahmin ya da iddia değil, laboratuvar sonuçlarıyla ortaya konmuş acı bir gerçektir” dedi.

“Gediz Nefes Alamıyor”
Yapılan analizlerin birçok noktada ciddi kirliliği ortaya koyduğunu ifade eden Dutlulu, “Çıkan sonuçlara göre nehrin birçok noktasında su kalitesi üçüncü ve dördüncü sınıf seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Yani Gediz artık nefes almakta zorlanıyor, kendi kendini temizleyemez hale geliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Atık Yönetimi ve Merkezi İdareye Eleştiriler
Toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir’de atık yönetimi konusunda merkezi yönetimden yeterli desteğin alınamadığını söyledi.
Kentte planlanan çöp bertaraf ve yakma tesisleriyle ilgili başvuruların reddedildiğini belirten Tugay, “İzmir’de 11 farklı noktada çöp bertaraf ve yakma tesisi yapmak için başvuruda bulunduk. Her biri farklı gerekçelerle reddedildi. Açıkçası İzmir’de bu sorunun devam etmesi için uğraşan bir anlayışla mücadele ediyoruz” dedi.

“İzmir’de 350 Bin Kaçak Kuyu Var”
Yeraltı su kaynaklarının denetimi konusunda da açıklamalarda bulunan Tugay, “İzmir'de yaklaşık 350 bin kaçak kuyu bulunduğu bizzat DSİ verilerinde yer alıyor. Bu çok ciddi bir problem. Çünkü ne kadar su çekildiğini tam olarak bilmiyoruz. Yeraltı rezervlerinin hangi hızla tükendiğini sağlıklı şekilde takip etmekte zorlanıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Su Yönetimi Havza Bazlı Olmalı”
Su kaynaklarının il sınırları üzerinden değil, havza ölçeğinde yönetilmesi gerektiğini belirten Tugay, “Su yönetimini havza bazlı yapmak zorundayız. Bu nedenle İzmir ve Manisa'nın su konusunda birlikte çalışması gerekiyor. Ortak geleceğimiz için ortak çözümler üretmek zorundayız” dedi.
Sanayi bölgelerinin verimli tarım arazileri üzerine kurulmasına karşı olduğunu ifade eden Dutlulu, sanayi yatırımlarının ovaya değil uygun alanlara yönlendirilmesi gerektiğini savundu.
Uzun vadeli su politikalarına da değinen Dutlulu, gelecekte deniz suyunun arıtılmasının kaçınılmaz hale gelebileceğini belirterek, “Uzun vadeli çözümün ilk adımı deniz suyu arıtma. Şimdiden bu çalışmalara iki belediyenin de başlaması gerek” ifadelerini kullandı.
Toplantı, Gediz Havzası’nın korunması için kurumlar arası koordinasyonun artırılması ve bilimsel verilere dayalı ortak bir yol haritası oluşturulması çağrısıyla sona erdi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın