KEMAL ÖZKURT-ÖZEL HABER / İzmir’de kurban ibadetini yerine getirmeye hazırlanan vatandaşlar için bu yılki maliyet tablosu şekillendi. Artan yem, nakliye ve işçilik maliyetleri üretici fiyatlarına doğrudan yansırken, canlı baskül fiyatları büyükbaş ve küçükbaşta yukarı yönlü seyrini sürdürdü. Üretim maliyetlerindeki yükseliş kurbanlık fiyatlarına geçen yıla göre yaklaşık yüzde 40 ile 50 oranında yansıdı. Yeni tarifeye göre İzmir’de; dananın canlı baskül kilogram fiyatı 500 TL, düvenin 470 TL olarak belirlendi. Küçükbaşta ise rakamlar türüne göre değişkenlik göstererek kuyruksuz koçta 600 TL, kuyruklu koçta 540 TL, kısır koyun ve keçide ise 480 TL seviyesine çıktı.Bayramı öncesi kurbanlık fiyatları geçen yıla göre yüzde 40 ila 50 arasında artış gösterdi. Buna göre ortalama bir hesapla 500 kilogramlık bir dananın canlı hayvan maliyeti bu yıl 250 bin TL seviyesine ulaştı. Valilik tarafından belirlenen kesim ücretleri de eklendiğinde, İzmir’de büyükbaş bir kurbanlığın toplam maliyeti 254 bin 500 TL’yi buluyor. Hisse bazında bakıldığında ise pay bedellerinin bu yıl ortalama 36 bin TL seviyelerine dayandığı görülüyor. Küçükbaş kurbanlıklarda da benzer bir tablo hakim. Ortalama 50 kilogramlık bir kurbanlığın canlı maliyeti bu yıl 30 bin TL sınırına dayanırken, kesim dahil toplam bedel ise 31 bin 200 TL’ye kadar yükseldi.

ALIM GÜCÜ PAZARA YANSIYACAKTIR
Vatandaşın alım gücünde bariz bir düşüş yaşandığını ifade eden İzmir Kasaplar Odası Başkanı Melih Şenkara, kurbanlık fiyatları ve asgari ücret arasındaki makasın açıldığını belirterek, “Geçen yıl büyükbaşta 275 lira seviyesinde olan canlı kilo fiyatları bu yıl 500 liraya, küçükbaşta ise 600 liraya kadar çıktı. Bu artış maliyetlere doğrudan yansıyor; bugün 500 kilogramlık bir dananın toplam maliyeti kesimle birlikte 250–255 bin lirayı, hisse bedelleri ise ortalama 35–36 bin lirayı buluyor. Her yıl aslında olan şey aynı; bir koç kestiğiniz zaman alacağınız hizmetle birlikte asgari ücretin bir miktar üstünde bir bedel ortaya çıkıyor. Bugün asgari ücret 28 bin liraysa; kesimi, yüzümü ve paketlenmesi dahil müşterimiz bu hizmeti 30–32 bin lira civarında alabiliyor” diye konuştu. Şenkara ayrıca emekli ikramiyelerine dikkat çekerek, “2018 yılında verilen 4 bin liralık ikramiyeyle bir koç alınabiliyordu. Bugün aynı koç yaklaşık 30 bin lira seviyesinde. Bu da alım gücündeki düşüşü net şekilde gösteriyor” dedi. İzmir dışından kente gelen kurbanlık hayvan sayısında geçmiş yıllara oranla ciddi bir azalma olduğunu belirten Şenkara, üreticinin maliyetler nedeniyle geri çekildiğini söyledi. Pazar yerlerindeki daralmaya dikkat çeken Şenkara, “İzmir’de kapanan pazarlarımız var. Eskiden Afyon’dan, Uşak’tan, Kütahya’dan, Sivas’tan gelen hayvancılarımız vardı ama artık gelmiyorlar; çünkü masraflarını karşılayamıyorlar, para kazanamıyorlar. Eğer arz düşük kalırsa bu durum fiyatları yukarı doğru taşır. Bu iş arz-talep meselesidir. Hayvancının bir yıl uğraşıp yetiştirdiği hayvandan para kazanıp dönmesi lazım ki gelecek yıl yine gelebilsin” dedi.

MODERN PAZARLARIMIZ YOK
İzmir’deki hayvan pazarlarının fiziksel koşullarının yetersiz olduğunu ve modernizasyon gerektiğini savunan Şenkara, “İzmir olarak özellikle hayvan pazarlarına vermiş olduğumuz hizmet çok yetersiz. Derme çatma bir İstanbul, bir Ankara gibi değiliz biz. Ben 5 yıldır her mercide bunu bağıra bağıra söylüyorum ama aktif bir çalışma maalesef olmuyor. Ne halkımız ne de buraya gelen hayvancı bunu hak etmiyor. Yere dökülen bir beton ve belediyenin sağladığı su hizmetiyle ne kadar yeterlilik sunulabilir? Değişen hayat koşullarını değerlendirdiğimizde hem halkımız hem de besicimiz çok daha hijyenik ve modern ortamları hak ediyor” ifadelerini kullandı.

BAHÇEDE KESİMLE HİJYEN OLMAZ
Kesim alanlarındaki mevcut durumun güncel standartların gerisinde kaldığını vurgulayan Şenkara, daha steril ortamların, “Derme çatma yerlerdeki hizmet ne kadar tatmin edici olur? Bir beton döküp su vermekle yeterlilik sunulamaz. Eğer ‘30 yıl önce herkes bahçesinde kesiyordu, hijyen mi aranıyordu’ diye bakarsak evet, vecibe yerine getiriliyor. Ama değişen hayat koşullarına baktığımızda çok daha hijyenik bir ortam sağlanabilir. Örneğin, köylerde kendi imkanlarımızla kestiğimizde altını temizliyor, usulüne göre davranıyoruz; ancak pazar yerlerindeki kalabalık ve derme çatma yapılar bu titizliğe izin vermiyor. Halkımız daha iyisini hak ediyor” diye konuştu.

KUTULANMIŞ ÜRÜNLERE KARŞIYIZ
Marketlerdeki paketli kurban satışlarına değinen Şenkara, bu yöntemi oda olarak desteklemediklerini belirterek, “Biz İzmir Perakendeci Kasaplar Odası olarak marketlerde satılan hazır kutulanmış kurbanları kurban olarak değerlendirmiyoruz. Kurban vecibesi dini bir vecibedir ve bu, olması gereken koşullar sağlanarak yerine getirilmelidir. Vatandaşlarımız kurbanlarını görerek alsınlar ya da güvendikleri esnaflarından vekaletle kurban kestirsinler; biz bu marketlerin kutu ürünlerine karşıyız. Ayrıca saklama koşulları da çok önemli; etlerini kuru bir yerde bir gün dinlendirsinler ve mutlaka işin ehli meslek erbabı insanlara işletsinler ki hem kendileri hem de dağıtacakları insanlar daha steril bir ürün elde etmiş olsun” dedi.

SAĞLIKLI HAYVANIN GÖZÜ VE TÜYÜ PARLAK OLUR
Hastalık riskine karşı alınan önlemleri ve kurbanlık seçiminde dikkat edilmesi gereken fiziksel özellikleri sıralayan Şenkara, “İzmir İl Kurban Komisyonu’nun kararıyla, kesim yeri unvanı almış her yerde bir veteriner görevli olacak. Bu görevliler tüberküloz veya diğer hastalıkları denetleyecek. Vatandaşımız mutlaka satış ve kesim yeri belgesi olan güvenilir yerleri tercih etsin. Hayvan seçerken ise hayvanın gözü parlak olmalı, donuk olmamalıdır. Ağzında veya kenarlarında köpük, tırnak aralarında yara bulunmamalıdır. Derisi sağlıklı, tüyleri parlak, burnu akmayan ve iltihaplı akıntısı olmayan hayvanlar tercih edilmelidir” dedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın