29 Eylül 2026,Salı 19:27
22°C İzmir
İlkses Gazetesi - İzmir Haberleri

Özgener’den fon krizi mesajı; Kimsenin yanına kâr kalmamalı

İZTO Başkanı Mahmut Özgener, fon krizinde hukuka aykırı işlemlerden elde edilen kazançların geri alınarak yatırımcı zararlarının karşılanması gerektiğini belirterek, “Hiçbir kimsenin yanına kâr kalmamalı” dedi.

Özgener’den fon krizi mesajı; Kimsenin yanına kâr kalmamalı haberinin görseli
7 dk okuma süresi

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Eylül ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz yönetiminde, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2022-2026 çalışma döneminin son meclis toplantısı olma özelliği taşıyan toplantıda, Özgener gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde “Fon krizi” olarak adlandırılan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Özgener, makroekonomik istikrarın yanı sıra finansal piyasalarda güven ve öngörülebilirliğin korunmasının önemine dikkat çekti. Bazı yatırım fonlarına ilişkin yürütülen tasfiye ve düzenleyici süreçlerin sermaye piyasalarının işleyişi açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Özgener, “Hukuka aykırı işlemlerden elde edilen kazançların ve yatırımcıya verilen zararın hiçbir kimsenin yanına kâr kalmayacağının açık bir şekilde ortaya konulmalı” dedi.  

FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİ DEĞİŞEBİLİR

Enflasyon ve para politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, yıllık enflasyonun yüzde 31,75'ten yüzde 31,50'ye gerilediğini ancak bazı temel kalemlerde fiyat artışlarının yüksek seyrettiğini belirtti. Yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık faiz indirimi beklentisinin değişebileceğine dikkat çeken Özgener, “Son açıklanan verilere göre yıllık enflasyon malumunuz yüzde 31,75'ten yüzde 31,50'ye geriledi. Enflasyonu yukarı taşıyan kira artışlarının yıllık bazda yüzde 75'lerden yüzde 43'lere kadar gerilemiş olması tabii ki önemli bir gelişme. Bununla birlikte enflasyonun bileşenlerine baktığımızda da farklı bir tablo görmekteyiz. 10 Eylül'deki faiz kararının ardından yıl sonuna kadar toplam 200 baz puanlık faiz indirimi bekleniyordu. Ancak sermaye piyasalarında son günlerde yaşanan gelişmeler ve Ortadoğu'da maalesef devam eden jeopolitik belirsizlikler bu beklentinin değişmesine neden olabilir diye düşünüyorum. Bizim iş dünyası olarak beklentimiz, mevduat faizlerinde başlayan aşağı yönlü hareketin kısa zaman içerisinde kredi faizlerine de yansıması ve finansman koşullarının üretim ve yatırım açısından daha öngörülebilir bir yapıya kavuşması” ifadelerini kullandı.

BÜYÜMENİN YETERLİ OLMAYACAĞI KANAATİNDEYİZ


Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 2,3 büyüdüğünü ve bu oranın piyasa beklentilerinin bir miktar altında kaldığını belirten Özgener, büyümenin yatırım kapasitesini güçlendirmek ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak açısından yeterli olmadığını ifade etti. Büyümenin kaynaklarının da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, “Detaylara baktığımızda harcama tarafında özel tüketim büyümesinin ilk çeyrekteki yıllık yüzde 5,1 seviyesinden yüzde 3,5'e gerilediğini görüyoruz. Dayanıklı tüketim mallarındaki yüzde 4,4'lük daralma özel tüketimi aşağı çekerken kamu tüketimi de yüzde 1,8 daralmış durumda. Daha da dikkat çekici olan ise yatırım tarafındaki görünüm. Yatırım büyümesi yüzde 0,6 seviyesinde kalırken makine ve tesisat yatırımlarındaki büyüme de yüzde 3'ten yüzde 1,6'ya geriliyor. Dolayısıyla büyümenin yalnızca ulaştığı orana değil, hangi kaynaklarla ve hangi gelişmelerle gerçekleştiğine de hepimizin çok dikkat etmesi gerekiyor. Bu verilerden bazı sektörlerde güçlü bir büyüme kaydedilirken bazı sektörlerde daha zayıf bir görünümün hâkim olduğunu anlıyoruz. Büyüme verilerini değerlendirirken ülkemizin orta ve uzun vadeli yatırım kapasitesinin sınırlanmadığından emin olmamız çok önem taşımaktadır” dedi.

ENFLASYONLA MÜCADELE SADECE PARA POLİTİKASIYLA YÜRÜTÜLEMEZ

Enflasyonla mücadelede para politikasının tek başına yeterli olmayacağını belirten Özgener, hukuki ve kurumsal çerçevenin güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve arz kapasitesini sınırlayan yapısal sorunların giderilmesi gerektiğini söyledi. Özgener, “Bu tablo bize enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikası araçlarıyla sürdürülemeyeceğini çok açıkça gösteriyor diye düşünüyorum. Gelmiş olduğumuz noktada hukuki ve kurumsal çerçevenin güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve başta gıda olmak üzere arz kapasitesini sınırlayan yapısal sorunların giderilmesi, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesi açısından büyük bir önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

KAPSAMLI BİR VİZYON POLİTİKASINA İHTİYAÇ VAR

Türkiye'nin küresel rekabet koşullarında kendisine uzun vadeli bir ekonomik alan yaratması gerektiğini vurgulayan Özgener, dezenflasyon sürecinin yapısal politikalarla desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. Özgener, “Bu nedenle para politikasının etkili olabileceği alanların sınırlarına yaklaştığımızı ve ülkemizin önünü daha net görebilmesini sağlayacak kapsamlı bir vizyon politikasına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim. Çünkü Çin rekabeti ile Avrupa'daki verimlilik sorunları arasında ülkemizin kendisine nasıl bir ekonomik alan yaratacağına ilişkin daha uzun vadeli bir perspektif ortaya koymamız gerekiyor. Dolayısıyla temel olarak dezenflasyon programından vazgeçmek yerine programın yatırımı, üretimi ve rekabet gücünü destekleyen yapısal politikalarla bütünlük içinde uygulanması gerekiyor” diye konuştu.

OVP ÖNEMLİ BİR REHBER ANCAK

Türkiye'nin önümüzdeki üç yıllık ekonomik yol haritasını ortaya koyan 2027-2029 Orta Vadeli Programı'na (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgener, "Orta Vadeli Programı, küresel ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde ekonomik istikrarın öngörülebilirliğini güçlendirebilmesi açısından önemli bir rehber olarak görüyorum. İş dünyamızın yatırım, üretim, ihracat ve istihdam kararlarını daha sağlıklı bir şekilde alabilmesi açısından programı tabii ki önemli buluyoruz. Ama bununla birlikte OVP'yi yalnızca açıklanan hedefler üzerinden değil, öngörülen politikaların uygulamadaki karşılığı ve sonuçları üzerinden de değerlendirmemiz gerektiğine inanıyoruz” dedi.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.