İZMİR

Sayıştay açıkladı: İzmir Körfezi’nde gemi denetimleri için protokol yapılmadı

Sayıştay’ın İzmir Büyükşehir Belediyesi 2025 yılı raporunda, Körfez’de gemi denetimlerinin artırılması için gerekli protokollerin yapılmadığı belirtildi. Dip çamuru temizliğinde kullanılan gemilerin Bakanlıktan daha uygun maliyetlerle kiralanması önerilirken, denetim ve idari yaptırım yetkisi talebinin reddedildiği kaydedildi
Yazı Boyutu

Sayıştay Başkanlığı’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin 2025 yılı denetim raporunda, İzmir Körfezi’nin korunmasına yönelik gemi denetimleri ve deniz dibi çamurunun temizlenmesi konusunda dikkat çeken tespitlere yer verildi. Raporda, Körfez’e giriş yapan gemilerin oluşturabileceği kirlilik riskine karşı ilgili bakanlıklar ve kurumlarla gerekli protokollerin yapılmadığı belirtilirken, dip çamuru tarama çalışmalarında kullanılan gemilerin daha uygun maliyetlerle temin edilebilmesi için de iş birliği önerildi.

KÖRFEZ’E GİREN GEMİLER İÇİN DENETİM UYARISI

Raporda, İzmir Körfezi’nde deniz kirliliğinin azaltılması için kirlilik riski taşıyan gemilere yönelik denetimlerin artırılması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile gerekli protokollerin yapılmadığına dikkat çekildi. Sayıştay, İzmir gibi yoğun gemi trafiğine açık körfezlere sahip kentlerde denetimlerin sıklaştırılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeye yer verdi: “İzmir gibi gemi trafiğine açık körfezi bulunan illerde körfeze giriş yapan gemiler ile limanların kirlilik riski yaratmaması açısından denetimlerin arttırılması gerekmektedir. Bu çerçevede İdare, Bakanlık ve bu konularda görevi bulunan Liman Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı gibi diğer idarelerle birlikte yapılacak olan protokol veya anlaşmalarla denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir.” Raporda ayrıca, ilgili mevzuatın Bakanlığa ait bazı yetkilerin mahalli idarelere ve yerel birimlere devredilmesine imkân tanıdığı hatırlatıldı. Bu doğrultuda, ilgili kurumlar arasında iş birliği sağlanarak gemi kaynaklı kirliliğin önlenmesine yönelik denetimlerin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

DİP ÇAMURU TEMİZLİĞİNDE DAHA UYGUN MALİYET ÖNERİSİ

Sayıştay raporunda, İzmir Körfezi’nde deniz dibinde biriken çamurun temizlenmesi ve bertaraf edilmesi çalışmalarında kullanılan gemiler de gündeme geldi. Deniz dibinde biriken çamurun akıntı hızını düşürerek kirliliğe yol açabildiği belirtilirken, bu çalışmaların daha uygun maliyetlerle yürütülebilmesi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile protokol yapılması önerildi. Raporda, dip çamuru tarama hizmetlerinde kullanılan gemilerin Bakanlık bünyesinde bulunduğu, bu gemilerin üçüncü şahıslar tarafından kiralanarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bağlı idaresince gerçekleştirilen hizmet alımlarında kullanıldığı kaydedildi. Sayıştay, gemilerin doğrudan Bakanlıktan kiralanmasının maliyet avantajı sağlayabileceğine işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Bu kapsamda İdare tarafından bu gemilerin tedarik edilmesi açısından Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığıyla yapılacak protokol veya anlaşmalarda İzmir Körfezi için sürekli bir ihtiyaç olan bu gemilerin daha uygun maliyetlerle Bakanlıktan kiralanarak dip çamur tarama hizmetinin alınması sağlanabilecektir.”

BAKANLIĞIN YETKİ DEVRİ TALEBİNİ REDDETTİĞİ BELİRTİLDİ

Raporda, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin konuya ilişkin yanıtına da yer verildi. İdarenin, söz konusu görevlerin bağlı idare tarafından mevzuat çerçevesinde yerine getirildiğini bildirdiği aktarıldı. Ayrıca gemi denetimleri ve idari yaptırımlara ilişkin yetki talebinin Bakanlık tarafından kabul edilmediği belirtildi. Sayıştay raporunda konuya ilişkin, “Kamu İdaresi cevabında bu görevlerin bağlı idare tarafından mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği ifade edilmiştir. Ayrıca denetim ve idari yaptırım yetkisine ilişkin talep Bakanlık tarafından reddedildiği belirtilmiştir” denildi. Rapordaki tespitlerde, İzmir Körfezi’nin korunması için gemi denetimlerinin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde artırılması ve dip çamuru tarama çalışmalarında kullanılan gemilerin teminine yönelik daha ekonomik yöntemlerin değerlendirilmesi öne çıktı.