Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube, Konak Belediyesi’nde yaşandığını öne sürdüğü sendikal baskı ve görev yeri değişikliklerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Şube, sendikal faaliyetlerin ardından yürütme kurulu üyelerinden birinin belediyenin ana hizmet binasındaki görev yerinden başka bir yere gönderildiğini, üç delege ile bir temsilcinin de görev yerlerinin değiştirildiğini bildirdi.
Açıklamada, söz konusu değişikliklerin sendikal eylemlerin ardından gerçekleştirilmesinin soru işaretlerine yol açtığı belirtilerek, belediye yönetiminden işlemlerin gerekçelerini kamuoyuyla paylaşması istendi.
Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube tarafından yapılan yazılı açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Konak Belediyesi yönetimine ve kamuoyuna açık çağrımızdır! Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube olarak, Konak Belediyesi’nde yaşanan ve sendikal özgürlüğü, örgütlenme hakkını ve çalışanların özgür iradesini hedef aldığını düşündüğümüz uygulamaları kabul etmiyoruz! Belediye emekçilerinin ekonomik, demokratik ve özlük haklarını savunmak; toplu iş sözleşmesi taleplerini dile getirmek ve demokratik eylemlerle mücadele etmek sendikal faaliyetin temel unsurlarıdır. Sendikaların görevi, emekçilerin haklarını savunmaktır. Bu görevi yerine getirmek hiçbir idarenin lütfuna bağlı değildir.
Konak Belediyesi’nde yürüttüğümüz eylemler sonrasında, şubemiz Yürütme Kurulu üyelerinden bir arkadaşımızın belediyenin ana hizmet binasındaki görev yerinden başka bir yere gönderilmesini, ayrıca üç delegemiz ve bir temsilcimizin de görev yerlerinin değiştirilmesini ciddi bir kaygıyla karşılıyoruz.
Söz konusu işlemlerin eylemlerin ardından gerçekleştirilmesi, sendikal faaliyetlerle görev yeri değişiklikleri arasında bağlantı bulunduğuna ilişkin güçlü soru işaretleri doğurmaktadır. İdarenin bu işlemler için somut, objektif ve kamu hizmetinin gerekleriyle uyumlu bir açıklama yapmasını istiyoruz.
Sendikal mücadele yürüten yöneticileri, temsilcileri ve delegeleri görev yerlerini değiştirerek etkisizleştirmeye yönelik hiçbir uygulama kabul edilemez!
KAMU GÜCÜ, SENDİKA DEĞİŞTİRMEK İÇİN BASKI ARACI OLARAK KULLANILAMAZ!
Daha da kaygı verici olan, belediye bürokratlarının kamu gücünü ve yönetsel konumlarını kullanarak üyelerimizin sendikamızdan istifa etmeleri yönünde baskı kurduklarına ilişkin bilgilerin tarafımıza ulaşmasıdır. Üyelerimizin sendikal tercihlerini özgür iradeleriyle yapmalarına müdahale edildiğine ilişkin bu bilgiler, açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir soruna işaret etmektedir.
Açıkça ifade ediyoruz:
Hiçbir yönetici, hiçbir bürokrat, hiçbir amir; çalışanların sendikal tercihlerine müdahale etme, onları istifaya zorlama veya sendika değiştirmeye yönlendirme hakkına sahip değildir. Bir kamu görevlisinin iş güvencesi, görev yeri, çalışma koşulları veya geleceğine ilişkin kaygıları kullanılarak sendikal tercihi yönlendirilmeye çalışılıyorsa burada sıradan bir idari ilişki değil, sendikal özgürlüğe yönelik ciddi bir müdahale söz konusudur.
Anayasa’nın 51. maddesi açıktır: Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya veya sendikadan ayrılmaya zorlanamaz. Bu güvence yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir hüküm değildir. Kamu makamları ve kamu işverenleri de bu anayasal güvenceye uymakla yükümlüdür.
HUKUK NE DİYOR?
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 51. maddesi
Anayasa, çalışanların sendikaya serbestçe üye olma ve üyelikten çekilme hakkını güvence altına almaktadır. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya sendikadan ayrılmaya zorlanamaz.
Bu nedenle sendikal tercihin tehdit, baskı, görev yeri değişikliği tehdidi veya idari nüfuz kullanılarak yönlendirilmesi anayasal güvenceyle bağdaşmaz.
2. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 18. maddesi
Kamu görevlilerinin sendikal faaliyetleri nedeniyle farklı bir işleme tabi tutulmalarına ve görevlerine son verilmesine karşı yasal güvenceler bulunmaktadır.
Belediye personelinin hukuki statüsü dikkate alınarak ilgili hükümlerin uygulanması gerekir. Ancak hiçbir personel statüsü, sendikal özgürlüğe yönelik hukuka aykırı müdahaleleri meşru hâle getirmez.
3. Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi: Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi, bir kimseyi sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikal faaliyetlere katılmaya veya katılmamaya, sendikadan ya da sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasını suç olarak düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrası ise cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla sendika faaliyetlerinin engellenmesini ayrıca düzenlemektedir. Kanunun 119. maddesi, bu bölümde sayılan suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde cezanın artırılmasını öngörmektedir. Somut olayda suçun oluşup oluşmadığı, kullanılan yöntemler ve elde edilecek deliller üzerinden yetkili adli makamlarca değerlendirilmelidir. Ancak tarafımıza ulaşan bilgilerin açıklığa kavuşturulması için etkili ve tarafsız bir inceleme yapılması zorunludur.
4. Anayasa Mahkemesinin B. No. 2016/14475 sayılı kararı Anayasa Mahkemesi, sendika üyelerine istifa baskısı yapıldığı, görev yerlerinin değiştirildiği ve işten çıkarma tehdidinde bulunulduğu iddialarının ele alındığı başvuruda, sendika hakkının etkili biçimde korunması gerektiğini vurgulamış ve ihlal kararı vermiştir. Bu karar, sendika özgürlüğüne yönelik müdahale iddialarının görmezden gelinemeyeceğini ve kamu makamlarının sendika hakkını koruma yükümlülüğünü ortaya koymaktadır.
5. Anayasa Mahkemesinin B. No. 2018/24266 sayılı kararı Anayasa Mahkemesi, sendika şube başkanının sendikal kimliği ve faaliyetleriyle bağlantılı görev yeri değişikliğini incelemiş; sendikal faaliyetler dışında yeterli ve somut gerekçe ortaya konulmamasını dikkate alarak sendika hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Bu karar, görev yeri değişikliklerinin yalnızca idarenin takdir yetkisine dayanılarak açıklanamayacağını; işlemlerin gerekçelerinin ve sendikal faaliyetlerle bağlantısının değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi ve AİHM’in Demir ve Baykara/Türkiye kararı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi sendikal örgütlenme özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Demir ve Baykara/Türkiye kararında kamu görevlilerinin sendikal haklarının korunmasının önemini ortaya koymuştur. Kamu idaresi, işveren sıfatını taşıdığı için sendikal özgürlükleri ortadan kaldırma veya çalışanların örgütlenme tercihlerini yönlendirme yetkisine sahip değildir.
KONAK BELEDİYESİ YÖNETİMİNE AÇIK ÇAĞRIMIZDIR!
Konak Belediyesi yönetiminden taleplerimiz açıktır:
Sendikal eylemlerin ardından gerçekleştirilen görev yeri değişikliklerinin gerekçeleri kamuoyuna açıklanmalıdır. Yürütme Kurulu üyemiz, üç delegemiz ve temsilcimiz hakkında tesis edilen işlemlerin sendikal faaliyetlerle bağlantısı araştırılmalı; hukuka aykırı veya cezalandırıcı nitelikteki işlemler geri alınmalıdır.
Üyelerimizin sendikamızdan istifa etmeleri yönünde baskı kurulduğuna ilişkin bilgiler etkili, bağımsız ve tarafsız biçimde incelenmelidir.
Sendikal tercihini özgür iradesiyle belirlemek isteyen hiçbir emekçi; görev yeri, çalışma koşulları, özlük hakları veya iş güvencesi üzerinden baskıya maruz bırakılmamalıdır.
Sendikal faaliyetlerimiz nedeniyle yöneticilerimize, temsilcilerimize, delegelerimize ve üyelerimize yönelik her türlü ayrımcı uygulamaya son verilmelidir.
Yaşanan olaylara ilişkin bilgi, belge, yazışma ve tanıklıklar korunmalı; gerekli görülmesi hâlinde yetkili idari ve adli mercilere başvurularak hukuki süreçler işletilmelidir.
BİZİ SÜRGÜNLERLE DEĞİL, HUKUKLA MUHATAP ALIN!
Buradan bir kez daha söylüyoruz:
Sendikal faaliyet suç değildir! Emekçinin hakkını savunmak suç değildir! Demokratik eyleme katılmak suç değildir! Sendikal tercihini özgürce yapmak her emekçinin hakkıdır! Hiç kimse kamu gücünü kendi sendikal tercihine göre emekçileri yönlendirmek için kullanamaz. Hiçbir bürokrat, hiçbir amir, hiçbir yönetici çalışanların iradesinin üzerinde değildir.
Bir sendikanın gücü, yöneticilerin baskısından değil, emekçilerin özgür iradesinden ve örgütlü mücadelesinden doğar. Üyelerimizin sendikamızda kalması da ayrılması da kendi özgür iradelerine bağlıdır. Bizim karşı çıktığımız, bu iradenin baskıyla ortadan kaldırılmaya çalışılmasıdır.
BASKI KURAN BÜROKRATLARA SESLENİYORUZ!
Hiçbir görev sonsuza dek sürmez!
Bugün sahip olduğunuz makamlar ve yetkiler geçicidir. Ancak emekçilere karşı yaptığınız haksızlıklar ve yarattığınız mağduriyetler unutulmaz. Haksızlık ve baskı gün gelir sizi de bulur.
ADALET HERKESE LAZIM!
Kamu görevleri, çalışanları korkutmanın, sindirmenin veya sendikal tercihlerine müdahale etmenin aracı değildir. Makamlar geçicidir; hukuk, adalet ve insan onuru ise herkes için vazgeçilmezdir. Hiç kimse bulunduğu makama güvenerek emekçilerin haklarını yok sayabileceğini düşünmemelidir. Hiç kimse kamu gücünü çalışanların özgür iradesini baskı altına almak için kullanmamalıdır. Emekçilerin haklarını savunmak bizim görevimizdir. Haksızlık karşısında susmayacağız, baskılar karşısında geri adım atmayacağız.
DEĞERLİ ÜYELERİMİZE VE MÜCADELE ARKADAŞLARIMIZA ÇAĞRIMIZDIR!
Yürüttüğümüz eylem ve mücadele yöntemlerinin doğru olduğunu, sesimizin karşılık bulduğunu düşünüyoruz. Yönetim cephesinde yaşanan telaş ve sendikal tercihlere müdahale niteliği taşıyan girişimler, mücadelemizin neden önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Konak Belediye emekçilerine açık çağrımızdır: Lütfen dik durun!
Haklarınıza, emeğinize ve özgür iradenize sahip çıkın. Birbirinize güvenin, dayanışmanızı büyütün ve örgütlü mücadelenin gücüne inanın. Hiçbir arkadaşımız kendisini yalnız hissetmesin. Baskılar karşısında birbirimize sahip çıkalım. Hiçbir tehdidin, hiçbir idari tasarrufun ve hiçbir baskı girişiminin bizi mücadelemizden uzaklaştırmasına izin vermeyelim.
Bizi güçlü kılan yalnızca üye sayımız değil; haklılığımız, dayanışmamız ve ortak mücadele irademizdir. Emekçilerin en büyük gücü, birbirlerine duydukları güven ve birlikte hareket etme kararlılığıdır.
Bir kez daha hatırlatıyoruz: Sendika tercihi özgür iradeyle yapılır. Hiçbir emekçi baskıyla sendika değiştirmeye zorlanamaz. Hiçbir çalışan haklarını savunduğu için cezalandırılamaz. Konak Belediyesi emekçilerinin haklarını, sendikal örgütlenme özgürlüğünü ve demokratik mücadele hakkını savunmaya devam edeceğiz. Hukuki ve demokratik bütün yolları kullanarak üyelerimizin yanında olacağız.
Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube olarak uyarıyoruz: Sendikal özgürlüğe müdahaleye, baskıya ve cezalandırma amacı taşıyan uygulamalara sessiz kalmayacağız!”