- İzmir
- 21.01.2026 13:40
Zandar’dan deri sektörü için beş yıllık zor dönem uyarısı
EDMİB Başkanı Erkan Zandar, deri sektörünün önümüzdeki beş yılının zor geçeceğini belirterek üretim, finansman ve yatırım baskılarına dikkat çekti. Zandar, markalaşma ve dönüşüm sağlanamazsa sektörün ciddi kayıplarla karşılaşacağını ifade etti
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : BÜLTEN
KEMAL ÖZKURT - Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği sektörünün gündemindeki konularla ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaşmak amacıyla basın toplantısı düzenledi. Birlik Başkanı Erkan Zandar, EDMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu ve Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda 2018 yılından itibaren sektörde yaşanan gelişmeler ve 2026 beklentileri paylaşıldı. Zandar, önümüzdeki beş yıla ilişkin değerlendirmelerinde sektörün zorlu bir döneme girdiğine dikkat çekerek, konsolidasyonun kaçınılmaz olduğunu, yalnızca güçlü ve markalaşabilen firmaların ayakta kalacağını vurguladı. Tüketici alışkanlıklarındaki değişim, otomasyon ve yapay zekâ yatırımlarındaki yetersizlik ile finansman sorunlarının sektörü baskıladığını ifade eden Zandar, dönüşüm için kaynak bulunamaması halinde deri sektörünün geleceğinin risk altında olduğunu söyledi.
7 YILLIK SÜREÇTE İHRACAT RAKAMLARI GERİLEDİ
Başkanlık dönemine başladığı yıl olan 2018’den 2025 yılına değişen sektör rakamlarını paylaşan Zandar, “Bizim dört ana sektörümüz var. Ayakkabı, saraciye, deri konfeksiyon ve tabaklanmış ham madde olan deri. Ege Bölgesi’nde ayakkabı sektörü 2018 yılında 64 milyon dolarlık ihracat yaptı. 2024 ve 2025 yıllarında bu rakam 91 milyon dolara kadar düştü. Bu neye bağlı? Birincisi ihracatçı firma sayısı. 2018 yılında 336 olan ayakkabı ihracatçı firma sayısı 2023’te 456-423 seviyelerine çıktı. Yaklaşık 100 yeni ihracatçı kazanıldı. Ortalama fiyatlara baktığımızda 2018’de ayakkabının kilogram fiyatı 27,5 dolardı. 2023’te, enflasyon ve kur dengesizliğinin başladığı dönemle birlikte bu rakam önce 26 dolara, ardından 24 dolara geriledi ve ihracat da aynı şekilde geriye gitti. Saraciye, katma değer olarak ayakkabıya göre daha yüksek. Ortalama değerler 21 dolarlardan 18-16 dolarlara çıktı, şu anda ise 22 dolar seviyelerine geri dönmüş durumda. Deri konfeksiyonunda 2018’de 250 bin doların üzerinde ihracat yapan firma sayısı 17 iken bu sayı 9’a düştü. 250 bin dolar çok büyük bir rakam değil. Deri konfeksiyonda ortalama birim fiyat şu anda 216 dolar seviyesinde. Katma değerli bir ürün olmasına rağmen bu düşüş yaşanıyor. Bu tablo, üretmenin ne kadar zorlaştığını, personel sorunlarını ve maliyet baskısını net şekilde özetliyor. Mamul deri ihracatında ortalama fiyatlar 8 dolardan 5 dolarlara düştü. Yani dünyada ve Türkiye’de deri fiyatları gerilemiş durumda. Bu aslında pozitif bir gelişme” diye belirtti.

SEKTÖRÜN 5 YILLIK PERSPEKTİFİ KARANLIK
Önümüzdeki 5 yıla ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Zandar, “Sektörde ciddi bir konsolidasyon dalgası olacak. Sadece güçlü markalar ayakta kalacak. Güçlü marka dediğimiz, tabana yayılabilen markalardır. Küçülme ve birleşmeler yaşanacak. Zaten küçüldük; üretimlerimiz ve kapasitemiz daraldı. Bu üretimler ya birleşerek daha güçlü yapılara dönüşecek ya da konsolidasyon dalgası içinde kaybolup gidecek, ki kaybolmaya başladılar. Tüketici davranışlarında radikal değişimler var. Eskiden insanlar keyfi alışveriş yapardı, artık özellikle Avrupa’da bu bitti. Kalite odaklı bir alışveriş anlayışı var. Hibrit alışveriş modeli, yani online ve fiziksel satışın birlikte yürüdüğü yapı devam edecek. Yapay zekâ ve otomasyon devrimi yaşandı. Türkiye deri sektörü 2000’li yılların başında makine ve otomasyon yatırımlarına yöneldi. Ancak 2010’dan sonra otomasyon yeterince gelişmedi, üretim insan gücüne bağımlı kaldı. Biz de gerekli yatırımları yapmadık, çünkü ucuz iş gücüne güvendik. Bugün oyun dışı kalmamızda bunun etkisi büyük. Bu dönüşüm için ciddi yatırımlara ve kaynağa ihtiyaç var. Öz kaynaklar büyük ölçüde tükendi. Firmaların işleri boş, dış finansman bulmak ise çok zor ve çok pahalı. Bu nedenle ne firmalarda böyle bir dönüşüme dair öngörü var ne de bunu sağlayacak finansman kaynağı. Yapay zekâ ve otomasyon devrimine Türkiye’de uyum sağlanması adeta mucize olmalı. Aksi halde bu işin devamı gerçekten çok zor” diye konuştu.
MARKALAŞMA HAYATTA KALMANIN ANAHTARI
Düşük maliyet, yüksek kapasite ve seri üretime dayalı hacimli üretimin Türkiye’de sürdürülmesinin çok zor olduğunu belirten Zandar, “Bu durum fason üretimlerin başka ülkelere kaymasına yol açtı. Ancak deri ve deri mamulleri bugüne kadar ne Mısır’a ne de başka bir ülkeye gitti. Hâlâ Türkiye’de üretim devam ediyor. Biz öyle bugün karar verip yarın başka ülkeye taşınabilecek bir sektör değiliz. Türkiye’nin şansı butik ve kaliteli üretimde. Katma değeri yüksek saraciye, deri konfeksiyon ve ayakkabının üst segmentleri Türkiye için önemli bir alan. Bunun için daha ilgi çekici bir ülke olmamız gerekiyor. Altyapı, firmaların fiziksel koşulları ve sertifikasyon tarafında ciddi eksikler var. Bu alanlarda 2026’dan sonra daha yoğun çalışılması şart. Ham madde maliyetlerinde en büyük sorun ithalat. Uzak Doğu’daki rakiplerimiz ham maddeye çok daha ucuza ulaşıyor ve çeşitli ürünlerle piyasada bize rakip oluyor. Biz ise özellikle Uzak Doğu’dan gelen ham maddelerde ciddi maliyet yükleriyle karşılaşıyoruz. E-ihracatta da yüksek maliyetler ve iade süreçlerinde büyük sorunlar var. Türkiye e-ihracatta hacim yapsa da sürdürülebilirlik sorunu yaşıyor. Markalaşma hayatta kalmanın anahtarı. Ancak markalaşmak için ciddi kaynak ve talep gerekiyor. Zayıf üreticiler elenecek, güçlü markalar ayakta kalacak” ifadelerini kullandı.
Kaynak : BÜLTEN