Sayfa Yükleniyor...
Adnan Saygun Kültür Merkezinde 02 Mart 2016da açılacak olan sergide gözetleyen ve gözetlenenlerin oluşturduğu bir sahne üzerinden kuklacıyı ve kuklaları, güçlüyü ve zayıfı, iktidarı ve halkı görselleştirecek
NİLGÜN TAZE
19 Marta kadar gezilebilecek olan Post- Panoptikon sergisi insanlık adına yıkıcı bir etkiye sahip olan gözetlenme isteğini gözler önüne seriyor. Hapis hâlinden kastedilen somut anlamıyla kapatılma değil, daha ziyade bir gizli göz tarafından mütemadiyen izlenme yoluyla insanların kendilerini en özgür hissettikleri anlarda bile tutsak olmalarını arzulayan distopyalardır. Söz konusu gizli göz, düzenli ve disipline edilmiş bir toplumun düşünü görür. Disiplin, iktidar sahibi olmanın şüphesiz en kilit unsurudur. Siyasi, ekonomik ya da her ne tür kaygı ile olursa olsun, gücü ele geçirmek ve devamlılığını sağlamak, toplumları disipline edebilmekten geçer. Disiplin burada katı ve kötü yaptırımlar olarak algılanmaktan ziyade, toplumları eğitmeye ve iyileştirmeye yönelik bir dizi hizmet olarak arz edilmektedir. Bu yolda oluşturulmak istenen disiplinin temelini sağlamlaştıran en etkili yöntem ise sürekli gözetim ve denetimdir.
BİR HAPİSHANE MODELİ
Gözetim esaslı kapatılma tasarılarının geçmişine bakıldığında Panoptikon kavramına rastlamamak imkânsızdır. Panoptikon, İngiliz hukuk felsefecisi ve toplum reformcusu Jeremy Bentham tarafından geliştirilen bir hapishane modelidir. Grekçe bütün anlamına gelen pan ve görme anlamına gelen optikon kelimelerinin birleştirilmesinden türetilen ve her şeyi gören anlamını sağlayan Panoptikon (panopticon), sözlük anlamı itibariyle de, ortasında mahkûmların her an gözetlenebildiği bir merkez odası bulunan, hücrelerden oluşan dairevi bir hapishaneyi tanımlamaktadır. Foucault, bir metafor olarak kavramsallaştırdığı Panoptikonun, iktidar ve insanların gündelik hayatları arasındaki ilişkiyi tanımlamanın bir biçimi olarak anlaşılması gerektiğini öne sürmüştür.
GÖZETLEYEN VE GÖZETLENEN İLİŞKİSİ
Bu gözetim-evi modeli, gözetleyen ve gözetlenenlerin oluşturduğu bir sahne üzerinden yönetmeni ve oyuncuları, kuklacıyı ve kuklaları, güçlüyü ve zayıfı, zengini ve yoksulu, iktidarı ve halkı görselleştirmektedir. Panoptikon, günümüz toplumlarında gözetleme, kapatılma, tecrit, ötekileştirme gibi kavramların ifade aracı hâline gelmiştir. Toplumsal bir reform olarak ortaya atıldığı çağda disiplin sağlamanın insani yöntemlerini savunurken,4 gün gözetlenen ve gün geçtikçe gözetlenmekten haz duymaya başlayan insanın etken bir birey olmaktan bakışlar altındaki nesneye dönüşmesinin tanımsal dayanağı olmuştur. Post-Panoptikon, bu gözetleme esaslı disiplin modeliyle tanımlanan güç ve toplum ilişkilerinin günümüzdeki durumuna gönderme yapmaktadır. Panoptikon ve sonrası, maddi ya da manevi herhangi bir amaca hizmet etmek ve ettirmek adına, yeni gözetleme biçimleriyle çağdaş bir iktidar mekanizmasını oluşturmaktadır.
YENİ GÖZETLEME STRATEJİLERİ
Gelişen teknoloji ve bilişim teknolojileri, gözetimin çok daha kolay ve ekonomik yöntemlerle sağlanmasının yolunu açmakta ve her geçen gün insanların göz önünde olmasını sağlayan yeni buluşlar ortaya atılmaktadır. Post-Panoptikonun tek merkezli olmayan ve etkileşimi sağlayan yapısı, gözetim kanallarına gönüllü olarak giren ve orada kendine bir yer edinen bireylerin gün geçtikçe artan sayısından anlaşılmaktadır. Göz önünde olmayı sağlamak, yeni gözetleme stratejilerinden biri olarak algılanabilir. Günümüzde bilhassa internet ağı üzerinden sosyal platformlarda yer alan insanlar, kendi gözetleme makinelerinin operatörü olarak Post-Panoptikonun etki alanına girmekte, etkileşime dâhil olmaktadırlar. Bunun ötesinde gözetlendikçe görünmenin büyüsüne kapılanlar, kendileri için açtıkları pencerelerden dışarıya (içeriye) öz yaşamlarını sahnelemektedirler. Bu gösterme-gözetlenme hâli, bireyin bir enformasyon aracına dönüşmesine, bu da kontrol gücünün devamlılığına hizmet etmektedir.
Haber Merkezi