Sayfa Yükleniyor...
Bayraklı Ressamlar Sokağında resim sanatını icra eden ressam Şadan Sak, 39 yıldır resim yapıyor. Resme ilgisi küçük yaşlarda başlayan Sak, bugüne kadar sayısız resim çalışması gerçekleştirdi
ONURHAN ALPAGUT-ÖZEL RÖPORTAJ
Bayraklı Ressamlar Sokağında resim sanatını icra eden Şadan Sak'ın sanata merakı küçük yaşlardan geliyor. Çocuklu yaşlarda sanatçının resme olan ilgisini gereksiz gören ailesi destek vermiyor. Sanatçının bu ilgisini fark eden dedesi Sak'a destek oluyor. Kimseden resim üzerine ders almayan sanatçı resim konusunda 39 yıl boyunca kendini eğitiyor. Uzun yıllardır sanata emek veren sanatçı "Heaven in the dark" projesi ile çalışmalarını mühürleyerek resim dünyasında kalıcı olmak istiyor.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
1955 senesinde Aydın'da doğdum. 1 yaşında İzmir'e geldim. Her ressamın klasik bir biçimde söyleyeceği gibi bende okul öncesi resim çiziyordum. Küçük yaşlarda sigara paketlerinin arkasına resim çizerek bu işe başladım. O dönemde babam ile gittiğim kovboy filmlerini zihnimde canlandırır ve tuvale aktarırdım. Resim yapmayı çok severdim. Resim çizmek bir Allah vergisidir, kişinin içinden gelen bir durumdur. İstemediği takdirde kimseye resim çizdiremezsiniz. Kişinin içerisinde bir cevher olmalıdır. Hocalar sadece o cevheri bulur ve ortaya çıkarırlar.
"KENDİ KENDİMİ YETİŞTİRDİM"
Sanat ile alakanız nasıl gerçekleşti?
Benim hiçbir zaman bir hocam olmadı, kendi kendimi yetiştirdim. Bir ağaç ve dağ yapmak için uzun süre uğraştım ve bunu başardım. Uzun süre resimlerimi gözlemledikten sonra çizimlerimin iyi olduğunun farkına vardım. Ancak gönülden isterdim ki bir öğretmenim olsun. Bu nasip olmadı. Ünlü ressamların çizdiği tabloları çizdim. Her tarzda çalışma yaptım. Bunun sayesinde fırçam hür oldu. Birçok kişinin bitmiş olarak göreceği bir çalışmada ben farklı biçimde farklı bir şeyi ortaya çıkarabiliyorum. Resim çizmekten korkmuyorum.
Günümüze gelecek olursak neler yapıyorsunuz?
Bugüne kadar tüm çalışmalarımı serbest bir biçimde gerçekleştirdim. Serbest çalışmalarımın sonucunda pek çok tarzda çalışmalara imza attım.
"BAŞARIMI KOLEKSİYONUM İLE MÜHÜRLEMEK İSTİYORUM"
Bize biraz 'Heaven in the dark' projenizden bahseder misiniz?
Her sanatçı belli bir noktaya geldiğinde, kendini aşmak ister 'Heaven in the dark' tam da bunun örneğidir. Bu özel koleksiyon 37-39 senelik bir birikimin ve çabanın sonucudur. Benim için bir çıkış noktası. Umuyorum ki bu özel koleksiyonla ileride anılabilirim. 'Heaven in the dark' koleksiyonumdaki tüm resimlerimde sadece deniz dibini çalışıyorum. Şu anda serinin 14'üncü resmini tamamladım. Toplamda 25 tabloluk bir seri oluşturmayı düşünüyorum. Başarımı son koleksiyonum ile mühürlemek istiyorum.
Şimdiye kadar kaç tablo çalışması gerçekleştirdiniz, sergileriniz oldu mu?
Kesin olarak bir sayı veremem. Bugüne kadar Fransa dahil olmak 17 ülkeye tablo verdim. Tuval dışında duvarlara da resim çiziyorum. Bu bağlamda pek çok yere sayısız eser verdim. İzmir'de televizyon programlarında canlı performanslarım oldu. Çok sayıda kişisel ve karma sergiye katıldım.
"100 RESMİMİN 95'İNDE DENİZ GÖRÜRSÜNÜZ"
Daha çok ne üzerine çalışıyorsunuz, tarzınız nedir?
Serbest çalışıyorum. Çizdiğim 100 resmin 95'inde deniz veya göl görürsünüz. İçerisinde su barındıran her şeyi severim. Su sevgimi tablolarıma aktarırım. Tarz olarak ise yağlı boya çalışıyorum.
Resimlerinizde etkilendiğiniz bir ressam veya akım var mı?
Yabancı ressamlardan Salvador Dali'yi çok seviyorum. Onun resimlerinden çok etkileniyorum. Türk ressamlardan Şeker Ahmet Paşayı çok severim. Akım olarak ise yaptığım resimlerin herhangi bir akıma ait olduğunu söyleyemem. Önemli olmak çizmektir.
Daha çok tercih ettiğiniz bir renk tonu var mı?
Elbette var. Mavi'yi çok severim. Özellikle Parlement mavisini resimlerimde kullanırım. Parlement mavisi dediğiniz zaman ilk aklınıza gelecek şey gece yarısıdır. Parlement mavisi insanı dinlendirir, sizi boşluğa sürükler.
Resim yapma sürecinde sizi destekleyen bir çevre içerisinde miydiniz?
Rahmetli dedemin durumu iyiydi kendisi beni destekledi. Ailem beni resim konusunda desteklemedi. Aksine boya ve tuvallere verdiğim parayı gereksiz olarak görürdü. En büyük teşviği dedemden gördüm. Bu anlamda kendisi bana askerden döndüğüm vakit zamanın parası ile 20 lira verdi. Verdiği 20 lira ile bana 2 seçenek sundu. Bu seçeneklerden bir tanesi kendi dükkanımı açmamdı diğeri ise Avrupa'ya gitmekti. Bu şansı çok iyi değerlendiremedim.
Resim yaparken neler hissediyorsunuz?
Düşündüklerimi tuvale aktarırken adeta yaşıyorum. Bir korsan gemisi çiziyorsam o güvertede yüzlerce defa gidip geliyorum. Tüm her şeyi ile resmi yaşarım.
"DÜNYADA TANINMAK İSTİYORUM"
Hedef ve projeleriniz nedir?
'Heaven in the dark' projesi ile tüm dünyada tanınmak istiyorum. Ressam olarak kendimi tarihe geçirmek en büyük hedefim.
Sanat olarak ne durumdayız?
Öncelikle bunu ikiye ayırmalıyız. Bir sanatı yapanlar ve bir de bunu takdir edenler vardır. Sanat yapanlar, bundan 10 sene önceye kadar gidecek olursak, İzmir'de doğru düzgün resim yapan insan yoktu. Şu anda düzenlenen kurslar ile çok sayıda resim çizen arkadaşımız oldu. Hala yetişmeye devam ediliyor. Bu bizler için memnuniyet verici. Ancak sanatın değerini bizler veremeyiz. Sanatın fiyatını verecek olanlar sizlersiniz. Resim çizmek pahalı bir iş ve bir şekilde bu çarkın dönmesi gerekiyor. Ressam ürettiğini satabilecek ki yenisini üretebilsin. Çin'den gelen toz boya resimler burada 5-10 dolara satılıyor. Bu resimler belirli bir süre sonra çatlayarak bozuluyor. Bu tür resimleri tamir için bize getiriyorlar. Tamir için 100 lira istediğimizde insanlar şaşırıyor. İşin bir de bu boyutu var. İnsanlarımızın resime bakış açısı pazarlık üzerine alan o şekilde alıyor. Genelde insanlar sadece bakmakla yetiniyor. Bu durum şehirden şehire değişiyor. İzmir'de ne yazık ki ilgi yok. İnsanlarımızın sanat konusunda daha duyarlı olmasını istiyorum.
"SANATÇILARIN EKONOMİK GELİRLERİ ZAYIF"
İnsanlarımızda imzalı resim alma kültürü var mı?
Bu işin simsarlarından kimseye fırsat kalmıyor. Onlar tabloların değerini biliyor ve çok ucuza alabiliyorlar. Sanatçı, zaten ekonomik olarak geçimini idam ettiremiyor. Bunu iyi bilen simsarlar 5 bin liralık bir resmi 500-600 liraya alıyor. Sanatçı satmak durumunda kalıyor. Çünkü ekonomik gelirleri zayıf. Sanatçılarımızın paraya ihtiyacı var.
Alaylı ve okullular arasındaki tartışmaya nasıl bakıyorsunuz?
Bu durum sadece resim sanatı ile ilgili değil. Bir mimar, ressam veya inşaat mühendisi kitap üzerinde işin eğitimini alıyor. Ama teorik olarak bocalayabiliyorlar. Bu iş büyük oranda pratiğe dayanıyor. Alaylı biri bunu rahat yapabiliyor. Bugün tarih kitaplarına bakacak olursanız ressamlarımızın çoğu alaylıdır.
Bu konuşmalar üzerine sadece ressamlarımızın sanatlarını icra ederek hayatlarını idam ettirmeleri mümkün mü?
Bu soru çok sorulan bir soru. Dışarıdan gören insanlar demek ki para kazanamadığımızı anlıyor. Birkaç ismin haricinde bu işten para kazanan insan yok.
Haber Merkezi