Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, ilki 1964'te Avni Tolunay'ın girişimiyle gerçekleştirilen Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl 63’üncü kez sinemaseverlerle buluşuyor. 115 film gösteriminin gerçekleştirileceği Türkiye’nin en uzun soluklu film festivalinin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışan ‘Bir Anne Hakkında’ filmi izleyici karşısına çıktı. Filmin başrol oyuncularından Sevda Erginci, Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu. Altın Portakal Film Festivali’nde yer almaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Sevda Erginci, şu ifadeleri kullandı: "10 sene önce yine Altın Portakal'a gelmiştim fakat o zaman bir açılış filmi için konuktuk burada, yarışmadık. Dolayısıyla şu anki heyecanımız da aynı değildi. Şu an hem yarıştığımız için hem de burada büyük bir kalabalıkla filmi izleyeceğimiz için çok heyecanlıyız tabii ki. Bir de Altın Portakal Film Festivali çok büyük bir festival. Çok mutlu ve gururluyuz burada olduğumuz için"
“TÜRKİYE'DE HAYALİMİZ ALTIN PORTAKAL'DA OLMAKTI”
Dünya prömiyerini Şanghay'da gerçekleştirdiklerini hatırlatan başrol oyuncusu Sevda Erginci, Türkiye prömiyeri için Altın Portakal'ı hayal ettiklerini vurgulayarak, "Bundan önce biz dünya prömiyerimizi Şanghay'da yaptık ve orada ilk heyecanımızı attık tabii ki. O da çok büyük ve önemli bir festivaldi. Türkiye'de hayalimiz, Altın Portakal Film Festivali'nde olmaktı. Bu filme başladığımızdan beri yönetmenimiz Büşra'yla hep konuştuğumuz şey, ‘İnşallah Altın Portakal Film Festivali'nde Türkiye prömiyerini yapabiliriz’ diyorduk hep kendi aramızda. O yüzden de hayallerimiz gerçekleşti aslında. Çok mutluyuz burada olmaktan" dedi.

“SİBEL'İN HAYATINDA ACISINI ÇEKMEYE BİLE BİR YER YOK”
Filmde hayat verdiği 'Sibel' karakterinin derinliklerine ve yaşadığı zorlu iç mücadelesine de değinen Sevda Erginci, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sibel, hayat mücadelesiyle, hayat mücadelesinin gerektirdiği şeylerle kendi ahlaki değerleri arasında savaşan ve bununla da ayrıca mücadele eden bir annenin hikayesi. Bu cümleye dönecek olursak da eğer, evet böyle hayatlarda, böyle kadınların hayatlarında, Sibel gibi kadınların, Sibel gibi annelerin hayatlarında büyük parçalanmalara, büyük depresyonlara. Depresyon da günün sonunda konforla ilgili bir şeydir çünkü. İnsanın depresyonu yaşayabilmesi için de belli bir konfor alanının içinde olması gereklidir. Sibel'in hayatında ve mücadelesinde depresyona bile, bir şeyin acısını çekmeye bile bir yer yok. Dolayısıyla benim için de oyuncu olarak bunu anlatması daha da zor bir oyun meselesiydi. Dilerim, bu festivalin 100’üncü yılında da burada olur, bu seyirciyle birlikte aynı heyecanı paylaşmaya devam ederim."



0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın